Advertisement

Advertisement

Gürçağ Altuğra’dan UBP yönetimine sert çıkış: Parti fabrika ayarlarından çıktı…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ad ads ads
16/04/2026

Gürçağ Altuğra’dan UBP yönetimine sert çıkış: Parti fabrika ayarlarından çıktı…

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili İzlem Gürçağ Altuğra, Kıbrıs Postası TV’de Canan Onurer’in sunduğu Sabahın Haberleri programında hükümete, parti yönetimine ve hayat pahalılığı düzenlemesine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

UBP ile değil, partinin mevcut yönetim anlayışıyla sorunu olduğunu söyleyen Altuğra, halka hizmet üretmeyen bir siyasi yapının içinde yer almasının mümkün olmadığını söyledi.

Son dönemde adının başka partilerle anılmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Altuğra, siyasette temel önceliğinin parti değil, halka götürülen hizmet olduğunu vurguladı.

Mevcut UBP yönetiminin halka hizmet üretme konusunda ciddi bir zafiyet içinde olduğunu savunan Altuğra, “Benim hedefim siyasette olma amacım da tam da olması gerektiği gibi hizmetin halka götürülmesidir” dedi.

“Halka hizmet götürmeyen bir yapıda bulunmam mümkün değildir”

Programda son dönemde farklı siyasi partilerden aday olacağı yönündeki iddialar da sorulan Altuğra, şu anda başka bir partiye geçmesinin yasal olarak mümkün olmadığını söyledi. Ancak seçim döneminde ortaya çıkacak siyasi zemini değerlendireceğini belirten Altuğra, kendisini bağlayan esas unsurun parti değil, hizmet anlayışı olduğunu ifade etti.

Altuğra, “Benim öncelediğim ve önemsediğim halka götürülen hizmetlerdir. Şu anda üyesi bulunduğum Ulusal Birlik Partisi’nin yönetimi halka hizmeti götürme yönünde ciddi şekilde zafiyet içerisindedir” dedi.

Ülkede çalışan annelerin çocuklarını bırakabileceği devlet kreşleri bulunmadığını, yaşlı bakım evlerinin yetersiz olduğunu, engelli ve otizmli bireylerin ailelerine destek sağlayacak kamusal yapıların kurulamadığını dile getiren Altuğra, kadın sığınma evi eksikliğine de dikkat çekti.

“Benim devletimin çatısı altında kreşler var mıdır? Çalışan anneler bebeklerini devletin kreşine emanet edip işine gidebiliyor mu? Yoktur” diyen Altuğra, yaşlılar, engelliler ve şiddet mağduru kadınlar için de benzer bir tablo bulunduğunu söyledi.

UBP’nin mevcut yönetim anlayışının sürmesi halinde kendi siyasi geleceğini yeniden değerlendireceğini söyleyen Altuğra, “Halka hizmeti götürmeyeceksek, halka hizmet götürme noktasında ciddi sıkıntılar yaşanacaksa hiçbir milletvekilinin Meclis’te işi yoktur. Böyle bir yapıda benim olmam mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

“Benim muhalefetim partime değil, bugünkü yönetime”

Parti içinde muhalif olarak tanımlanmasına da değinen Altuğra, UBP tabanı ve partisiyle bir sorunu olmadığını, itirazlarının doğrudan mevcut yönetim anlayışına yönelik olduğunu söyledi.

“Benim muhalefetim şu anki yönetimedir, sistemedir. Benim partimle bir sıkıntım yok, tabanımla bir sıkıntım yok” diyen Altuğra, halkın yaşadığı mağduriyetlerin temelinde yönetememe sorunu bulunduğunu savundu.

Mevcut hükümetin ciddi bir yönetim zaafiyeti içinde olduğunu ifade eden Altuğra, bu zaafiyetin son dönemde daha da görünür hale geldiğini söyledi. Hayat pahalılığı düzenlemesi başta olmak üzere birçok konuda hükümetin toplumu, sendikaları ve hatta kendi milletvekillerini dahi sürece dahil etmeden hareket ettiğini kaydeden Altuğra, “Dört yıldır hemen hemen vardır ama şu anda artık dibe vurmuştur” dedi.

UBP’nin bugün geldiği noktayı da eleştiren Altuğra, partinin geçmişteki çizgisinden uzaklaştığını söyledi. “Ulusal Birlik Partisi bugünün Ulusal Birlik Partisi değildir. Benim tanıdığım, benim bildiğim, benim içine doğduğum Ulusal Birlik Partisi bugünkü Ulusal Birlik Partisi değildir” diyen Altuğra, partinin “fabrika ayarlarından çıktığını” ve “mutasyona uğradığını” savundu.

UBP’nin kurucuları arasında yer alan babasının da partide yaşanan değişimden büyük üzüntü duyduğunu belirten Altuğra, partinin yeniden eski çizgisine dönmesinin uzun soluklu bir süreci gerektirdiğini söyledi.

“Hayat pahalılığı yasa tasarısı yangından mal kaçırırcasına getirildi”

Altuğra, son günlerde tartışma yaratan hayat pahalılığı yasa tasarısına ilişkin de hükümete sert eleştiriler yöneltti. Tasarının hazırlanış sürecinde ne sendikaların ne ilgili tarafların ne de milletvekillerinin görüşünün alındığını söyleyen Altuğra, düzenlemenin “oldu bittiye getirildiğini” savundu.

“Hiç kimsenin görüşü alınmadan, insanlara bilgi verilmeden, bırakın sendikaları milletvekilleri içerisinde bile muhalefetle, kendi grubumuz içindeki milletvekilleriyle detaylı bir fikir alışverişi yapılmadan bu yasa tasarısının oldu bitti diye getirilmesini kabul etmek mümkün değildir” dedi.

Anayasa gereği hayat pahalılığı düzenlemesinin altı ayda bir yapılması gerektiğini hatırlatan Altuğra, hükümetin buna rağmen düzenlemeyi değiştirmeye çalışmasını “yangından mal kaçırırcasına” bir girişim olarak niteledi.

Hayat pahalılığı düzenlemesinin yalnızca devletten maaş alan kesimi değil, tüm ekonomiyi etkileyeceğini ifade eden Altuğra, maaşların zayıflatılması halinde piyasaya giren sıcak paranın azalacağını, bunun da esnafı ve özel sektörü doğrudan etkileyeceğini söyledi.

“Esnaf da daha az gelir elde edeceği için mağdur olacaktır. Eğer esnafın satışı kendi çarkını çevirecek düzeyde değilse küçülme yoluna gidecek, çalışan personelini azaltacaktır. Her işine son verilen personel demek bir ailenin ekonomik yönden mağdur olması demektir” ifadelerini kullandı.

Altuğra, pazartesi günü Meclis’in açılmasıyla birlikte hayat pahalılığı yasa tasarısının komiteye geri çekileceğini düşündüğünü de söyledi. Tasarının yeniden sendikalar, muhalefet ve ilgili taraflarla birlikte çalışılarak ortak bir noktada şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Basın özgürlüğüne pranga vurulmasını reddediyorum”

Programın başında medyaya yönelik organize saldırılar ve sosyal medya üzerinden yürütülen troll faaliyetleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Altuğra, yaşananları basın ve ifade özgürlüğüne yönelik açık bir müdahale olarak niteledi.

“Basın özgürlüğüne pranga vurulmayı ben reddediyorum. İfade özgürlüğüne pranga vurulmayı kesinlikle reddediyorum” diyen Altuğra, son dönemde yalnızca gazetecilerin değil, sivil yurttaşların ve farklı siyasi görüşteki kişilerin de sistematik biçimde hedef alındığını söyledi.

Ülkede daha önce görülmeyen bir troll saldırısı yaşandığını belirten Altuğra, bu sürecin arkasında kimlerin olduğunun toplum tarafından tahmin edildiğini, ancak bunun devlet tarafından delilleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

“Eğer devletsek, devlet ciddiyeti isek bunun yapılması gerekir” diyen Altuğra, troll hesapların yurt dışından, özellikle Hindistan üzerinden yönetildiği yönündeki iddiaların araştırılması çağrısında bulundu.

Demokratik bir toplumda yalnızca yazma hakkının değil, korkmadan ve cesurca yazabilme özgürlüğünün korunması gerektiğini vurgulayan Altuğra, “Burada önemli olan sadece yazmak değildir. Cesurca yazılması gerekenleri yazabilme özgürlüğüdür” ifadelerini kullandı.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: izlem gürçağ altuğra
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.