Holguin’den taraflara açık mesaj: Pazartesi üçlü görüşmede hiçbir şey olmazsa giderim
08/11/2026
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, pazartesi günü yapılacak üçlü görüşme öncesinde çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Holguin, görüşmeden sonuç çıkmaması halinde “Ben gidiyorum” diyerek, mevcut girişimin başarısız olmasının Kıbrıs sorununa “çok büyük zarar” vereceği uyarısında bulundu.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Cyprus Mail gazetesine verdiği kapsamlı röportajda, pazartesi günü Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Rum Lider Nikos Hristodulidis ile gerçekleştireceği üçlü görüşmenin Kıbrıs sorununun geleceği açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
“BU GİRİŞİM BAŞARISIZ OLURSA ÇOK BÜYÜK ZARAR DOĞAR”
Holguin, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını hedefleyen mevcut girişimin başarısız olması halinde ciddi sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu.
BM Genel Sekreteri Guterres’in yeterli hazırlık yapılmadan yeni bir 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğini belirten Holguin, geçmişteki başarısız toplantıların tarafları birbirinden daha da uzaklaştırdığını söyledi.
“İşte bu nedenle Genel Sekreter iyi hazırlanılmadan 5+1 toplantısına gitmek istemiyor. Bu kez farklı olması gerektiğini söylüyor. Çünkü her başarısız toplantının tarafları daha fazla böldüğü düşünülüyor.”
Geçen yıl temmuz ayında New York’ta gerçekleştirilen genişletilmiş toplantıyı örnek gösteren Holguin, söz konusu toplantının taraflar arasındaki ayrılıkları derinleştirdiğini savundu.
“Çok kötü bir toplantıydı. Tarafları birbirinden uzaklaştırdı ve yeniden bir araya getirmek daha fazla zaman aldı. Üstelik o toplantıda bir geçiş noktasının açılması için ilk fırsat ortaya çıkmıştı. Bugün hâlâ anlaşmaya varılmasını bekliyoruz.”
“MÜZAKERELER DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIKLA BAŞLASIN”
Holguin, Kıbrıs sorununda yaklaşık on yıldır devam eden çıkmazın aşılması için müzakerelerin herhangi bir ön koşul olmaksızın başlamasını önerdi.
Ancak müzakerelerin ilk gündem maddesinin dönüşümlü başkanlık olması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının dönüşümlü başkanlık ilkesinin müzakereler başlamadan kabul edilmesini istediğini, Rum tarafının ise konunun müzakere masasında ele alınmasını savunduğunu hatırlatan Holguin, bu anlaşmazlığın başlangıçta çözülebileceğini belirtti.
“Belki de müzakerelere ön koşulsuz başlamayı düşünmeliyiz. Ancak ilk gündem maddesi dönüşümlü başkanlık olmalı. Böylece aylarca müzakere yapılıp en sonunda bu konunun ele alınması yerine, işe bununla başlanır. Anlaşma sağlanırsa devam edilir, sağlanamazsa süreç sona erer.”
Holguin, dönüşümlü başkanlığın güç paylaşımı açısından temel bir mesele olduğunu vurguladı.
“Bu, herhangi bir çabayı engelleyebilecek bir konudur. Temel bir meseledir. Önce bu konuda anlaşılırsa tarafların niyetleri de netleşir.”
Önerisini henüz liderlere sunmadığını belirten Holguin, pazartesi günü gündeme getirebileceğinin sinyalini verdi.
GEÇİŞ KAPILARINDA PAZARTESİ ANLAŞMA BEKLENTİSİ
Holguin, pazartesi günü yapılacak üçlü görüşmede yeni geçiş noktaları konusunda anlaşmaya varılabileceğine işaret etti.
Görüşmeden bir güven artırıcı önlemler paketi çıkmasını başarı olarak değerlendireceğini belirten Holguin, Cenevre’de kararlaştırılan konuların aradan geçen uzun süreye rağmen tamamlanamadığını söyledi.
Geçen yıl mart ayında Cenevre’de gerçekleştirilen genişletilmiş toplantıda dört yeni geçiş noktasının açılması konusunda karar alındığını hatırlatan Holguin, yaklaşık 20 ay geçmesine rağmen somut sonuç elde edilememesini eleştirdi.
“Neredeyse bir buçuk yıl harcadık. Sanki zaman o kadar önemli değil.”
Holguin, geçiş noktalarının yanı sıra çevre projeleri, kültürel eserler, gençlik komitesi, sivil toplumun sürece katılımı ve mayın temizleme gibi konularda da ilerleme sağlanması gerektiğini vurguladı.
HRİSTODULİDİS’İN 19 MADDELİK ÖNERİSİNE ELEŞTİRİ
Holguin, Rum Lider Nikos Hristodulidis’in eylül ayında gündeme getirdiği 19 maddelik öneri paketine ilişkin de dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Hristodulidis’in söz konusu maddeleri içeren yazılı bir belgeyi kendisine sunmadığını açıklayan Holguin, “Biliyor musunuz, bize hiçbir zaman bir belge vermedi” dedi.
Rum liderin Maraş, Mağusa ve ticaret gibi büyük konuların yanı sıra Pile festivaline katılım gibi küçük konulardan söz ettiğini belirten Holguin, bunların bazılarının güven artırıcı önlem olarak bile değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Holguin, Hristodulidis’in önerileri arasında iki liderin gençlik, kültürel miras ve sivil toplum komiteleriyle gerçekleştirdikleri ortak toplantıların da bulunduğunu belirtti.
“Pile festivali dördüncü oluyor. Lefkoşa belediye başkanlarının projesini görmek beşinci. Biliyorsunuz, bunların hiçbiri gerçekten güven artırıcı önlem değil.”
Gerçek güven artırıcı önlemlerin geçiş noktaları ve somut projeler olması gerektiğini vurgulayan Holguin, “Hristodulidis’in yeni fikirleri iyi olabilir ama önce diğerlerini tamamlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
ERHÜRMAN’IN DÖRT MADDELİK METODOLOJİSİNİ DE ELEŞTİRDİ
Holguin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın müzakerelerin başlaması için ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiye ilişkin de eleştirilerde bulundu.
“Pazartesi günü güven artırıcı önlemler paketi üzerinde anlaşabilirsek, ardından metodoloji üzerinde çalışmamız gerekecek” diyen Holguin, Erhürman’ın yaklaşımına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Tufan’ın metodoloji dediği şey bir metodoloji değil.”
Holguin, bir anlaşmanın metodolojisinin usule ilişkin adımları, zaman çerçevesini, gündemi ve süreç tıkandığında ne yapılacağını kapsaması gerektiğini söyledi.
“SEÇİM KAMPANYASI SÜRECİ DAHA DA ZORLAŞTIRABİLİR”
Holguin, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanmasının önündeki engellerden birinin de seçim siyaseti olabileceğini belirtti.
2028 yılında yapılacak Rum başkanlık seçimlerine yönelik kampanyanın fiilen başlamış olmasına dikkat çeken Holguin, “Gelecek yılın seçim kampanyasının işleri daha zor ve karmaşık hale getirebileceğini düşünüyorum” dedi.
Pazartesi günü anlaşma sağlanamaması halinde Guterres’in yeni BM Genel Sekreteri’ne yalnızca bir rapor sunacağını belirten Holguin, bundan sonraki adımların yeni Genel Sekreter’in kararına bağlı olacağını söyledi.
GUTERRES GÖREVDEN AYRILMADAN 5+1 TOPLANTISI OLABİLİR
Holguin, pazartesi günü güven artırıcı önlemler konusunda anlaşmaya varılması halinde, Guterres’in görev süresi sona ermeden yeni bir genişletilmiş toplantı düzenlenmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
Guterres’in bu ay yoğun bir programı bulunduğunu belirten Holguin, aralık ayının başında toplantı için zaman yaratılabileceğini ifade etti.
“Belki aralık ayının başında zamanı olabilir ve bir toplantı çağrısı yapmaya karar verebilir. Ancak gerçekten karara bağlanmış konular olduğundan emin olması gerekiyor.”
Holguin, bunun mümkün olmaması halinde toplantının yeni BM Genel Sekreteri tarafından gerçekleştirilmek üzere hazırlanabileceğini de belirtti.
“2013’TEKİ YAKINLAŞMA BELGESİ BÜYÜK KARMAŞA YARATTI”
Holguin, geçmiş müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaları içeren belgenin neden henüz taraflara verilmediğini de açıkladı.
Rum tarafının belgenin hemen sunulmasını istediğini belirten Holguin, 2013 yılında dönemin BM Temsilcisi Alexander Downer tarafından hazırlanan yakınlaşmalar belgesinin yarattığı sorunları hatırlattı.
Belgenin dönemin liderleri Nikos Anastasiadis ve Derviş Eroğlu’na sunulmasının ardından tarafların birbirlerini suçlamaya başladığını söyledi.
“Büyük bir karmaşa çıktı. ‘Ben bunu ne zaman yaptım?’, ‘Bu doğru değil’ diyerek birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonuçta tarafları birleştirmek yerine daha fazla böldünüz. BM bu kez bunu istemiyor. Dersimizi aldık.”
Holguin, yeni yakınlaşmalar belgesinin hazır olduğunu ancak müzakereler başladığında kullanılmak üzere bekletildiğini belirtti.
“Belgeyi hazırladık çünkü taraflar, özellikle de Kıbrıslı Rumlar, bunu istedi. Ancak belgenin sızdırılması ve tarafların birbirlerini suçlamaya başlaması için hazırlanmadı.”
“TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN ARASINDAKİ İLİŞKİLER ARTIK ESKİSİ GİBİ DEĞİL”
Holguin, Kıbrıs sorununa ilişkin bölgesel koşulların da geçmişe göre daha karmaşık hale geldiğini söyledi.
Garantör ülkelerin görevinin liderlerin kararlarını desteklemek olduğunu belirten Holguin, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin geçmişteki olumlu düzeyinde olmadığını ifade etti.
“Özellikle 2024 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında çok iyi ilişkiler vardı. Şimdi durum böyle değil. Şimdi biraz daha karmaşık.”
İsrail’le ilgili bölgesel gelişmelerin de durumu zorlaştırdığını belirten Holguin, bazı garantör ülkelerden Kıbrıs konusunda destek almanın daha karmaşık hale geldiğini söyledi.
Bölgedeki gerginliklerin Kıbrıs çözümünü zorlaştırıp zorlaştırmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Ben konuya diğer taraftan bakıyorum. Garantör ülkeler birbirine daha yakın olsaydı, işler daha kolay olabilirdi.”
Holguin’in açıklamaları, pazartesi günü yapılacak üçlü görüşmenin yalnızca yeni geçiş noktaları ve güven artırıcı önlemler açısından değil, BM öncülüğündeki mevcut Kıbrıs girişiminin devam edip etmeyeceği bakımından da belirleyici olabileceğini ortaya koydu.
Holguin: “Mevcut Kıbrıs girişimi başarısız olursa büyük zarar doğar”
Holguin, yeni geçiş noktalarının nerelerde açılacağı konusunun pazartesi günü yapılacak üçlü görüşmede çözülebileceğinin sinyalini verdi.
Cyprus Mail – 8 Kasım 2026, Pazar Tom Cleaver
BM Temsilcisi Maria Angela Holguin, Cyprus Mail’e verdiği röportajda Rum Yönetimi Başkanı’nın 19 maddelik önerilerini sorguladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, adadaki iki tarafın herhangi bir ön koşul olmaksızın esaslı müzakerelere başlamasını önerdi.
Cyprus Mail’e verdiği röportajda Holguin, müzakerelerde neredeyse on yıldır devam eden çıkmazı aşmanın olası bir yolu olarak, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’ın ele alması gereken ilk konunun, çözüm sonrasında Kıbrıs’ta dönüşümlü başkanlık uygulanıp uygulanmayacağı meselesi olması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türk tarafı, müzakereler başlamadan önce dönüşümlü başkanlık ilkesinin herkes tarafından kabul edilmesi gerektiği görüşünü savunurken, Kıbrıs Rum tarafı bu konunun müzakereler sırasında karara bağlanması gerektiğini düşünüyor.
Cyprus Mail’in bu görüş ayrılığının giderilip giderilemeyeceğini sorması üzerine Holguin, iki liderin “bir araya gelip bu konuyu görüşmek zorunda olduklarını” belirterek, “Çünkü bu, herhangi bir çabayı engelleyebilecek bir meseledir. Bu temel bir konudur” dedi.
Holguin şöyle devam etti:
“Belki de, neden müzakerelere ön koşulsuz başlamayı düşünmüyoruz? Ancak bunun ilk gündem maddesi olacağı konusunda bir uzlaşıyla. Böylece aylarca süren müzakerelerin ardından son gün bu konunun ele alınması gibi bir durum olmaz. Tam tersine, bununla başlanır. Eğer sorun yoksa devam edilir, yoksa süreç sona erer.”
Bu büyüklükte bir konuyla müzakerelere başlanmasının, tarafların niyetleri konusunda açıklık sağlayacağını söyledi.
“Bu süreçte iktidarın paylaşılması gibi son derece önemli bir konuda anlaşmış oluruz. Müzakerelerden önce bu o kadar açık değil. Anlaşılması da o kadar kolay değil. Ancak bunun gündemin ilk maddesi olacağı konusunda bir anlayış varsa ve üzerinde anlaşma sağlanamazsa, devam etmek imkânsızdır, süreç sona erer.”
Bu fikri liderlere sunup sunmadığı sorulduğunda Holguin olumsuz yanıt verdi, ancak ardından Erhürman ve Hristodulidis ile görüşeceği pazartesi gününü kastederek, “Belki pazartesi” dedi.
“Mevcut girişim başarısız olursa büyük zarar doğacak”
Bununla birlikte Holguin, müzakerelere başlamanın başlı başına riskli olduğunu söyledi.
Esaslı müzakerelerin yeniden başlamasını hedefleyen mevcut girişimin başarısız olması halinde “çok büyük zarar doğacağı” uyarısında bulundu.
“İşte bu nedenle BM Genel Sekreteri Antonio Guterres iyi hazırlanılmadan bir 5+1 toplantısına gitmek istemiyor. Bu nedenle bu kez farklı olması gerektiğini söyledi. Çünkü her başarısız toplantının tarafları birbirinden daha da uzaklaştırdığı yönünde bir düşünce var.”
“5+1” ifadesi, Kıbrıs’taki iki tarafın, üç garantör ülke olan Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık’ın ve BM’nin katılımıyla gerçekleştirilen genişletilmiş Kıbrıs toplantısını tanımlamak için kullanılıyor.
Holguin, geçen yıl temmuz ayında New York’ta gerçekleştirilen son 5+1 toplantısını örnek göstererek, kötü sonuçlanan bir toplantının hiç toplantı yapılmamasından daha fazla zarar verdiğini söyledi.
“Bence çok kötü bir toplantıydı. Tarafları birbirinden uzaklaştırdı ve onları yeniden bir araya getirmek daha fazla zaman aldı. Üstelik o toplantıda bir geçiş noktasının açılması için ilk fırsat ortaya çıkmıştı. Bugün ise bu konuda anlaşmaya varmalarını umuyoruz. Bir buçuk yıl geçti. Bence iyi bir toplantı değildi ve tarafları daha fazla böldü.”
Bu çerçevede Holguin, yeni geçiş noktalarının nerelerde açılacağı konusunun pazartesi günü yapılacak üçlü görüşmede çözülebileceğine işaret etti.
Bir “güven artırıcı önlemler paketi” üzerinde anlaşmaya varılmasını başarı olarak değerlendireceğini söyledi.
Kıbrıs liderleri için “zaman sanki o kadar önemli değil”
Geçen yıl mart ayında Cenevre’de gerçekleştirilen genişletilmiş toplantıda Guterres, dört yeni geçiş noktasının açılmasına yönelik planları açıklamıştı.
Holguin, Cyprus Mail’e yaptığı açıklamada, “Bu paket, o zamandan bugüne kadar ilerletmeye çalıştığımız şeydir” dedi.
Cenevre toplantısından bu yana geçen yaklaşık 20 aylık süreye atıfta bulunan Holguin şöyle konuştu:
“Neredeyse bir buçuk yıl harcadık. Ama sanırım durum bu. Sanki zaman o kadar önemli değil.”
Hristodulidis’in eylül ayında gündeme getirdiği 19 maddelik öneri hakkında sorulan soruya Holguin, Rum Yönetimi Başkanı’nın bu maddeleri içeren yazılı bir belgeyi kendisine sunmadığını söyledi.
“Biliyor musunuz, bize hiçbir zaman bir belge vermedi.”
Holguin şöyle devam etti:
“Sadece birtakım konulardan söz etti. Kaç tane olduğunu hatırlayamıyorum. Maraş ve Mağusa ya da ticaret gibi büyük bir güven artırıcı önlemden, Pile festivaline katılması gibi küçük konulara kadar farklı şeylerdi. Büyük, küçük ya da hiç güven artırıcı önlem olmayan şeyler.”
Ardından kamuoyuna yansıyan 19 maddeden bilinenleri saymaya başlayan Holguin, kendi bilgisine göre bunlardan üçünün Hristodulidis ve Erhürman’ın gençlik ve kültürel miras konularındaki iki toplumlu teknik komitelerle ve sivil toplum yönlendirme komitesiyle yaptıkları son ortak toplantılar olduğunu söyledi.
“Pile festivali dördüncü oluyor. Lefkoşa belediye başkanlarının projesini görmek beşinci. Biliyorsunuz, bunların hiçbiri gerçekten güven artırıcı önlem değil.”
“Hristodulidis’in fikirleri iyi olabilir ama önce diğerlerini tamamlamalıyız”
Holguin, gerçek bir güven artırıcı önlemin “geçiş noktaları, projeler ya da mart ayında Cenevre’de Genel Sekreter ile yapılan toplantıdan çıkan daha somut bir şey” olması gerektiğini vurguladı.
“O toplantıda dört geçiş noktası, bir güneş enerjisi santrali — ki bu artık sona erdi — çevre projeleri, kültürel eserler, gençlik komitesi, süreci destekleyecek sivil toplum komitesi ve son olarak mayın temizleme konusunda karar aldılar, anlaşmaya vardılar. Cenevre’de kararlaştırdıkları bunlardı ve o zamandan beri ilerletmeye çalıştığımız konular da bunlar.”
Bu nedenle Holguin, “Hristodulidis’in bu yeni fikirleri iyi olabilir ama önce diğerlerini tamamlamamız gerekiyor” dedi.
“Pazartesi anlaşma sağlanırsa metodoloji üzerinde çalışacağız”
Holguin, pazartesi günü güven artırıcı önlemler konusunda anlaşmaya varılması halinde bile çalışmaların durmayacağını belirtti.
“Pazartesiden sonra bir güven artırıcı önlemler paketi elde edebilirsek metodoloji üzerinde çalışmamız gerekecek.”
Bu konuda Erhürman’ı eleştiren Holguin, müzakerelerin başlaması için yerine getirilmesi gerektiğini söylediği dört maddeye atıfta bulunarak, “Tufan’ın metodoloji dediği şey bir metodoloji değil” ifadelerini kullandı.
“Bir anlaşmanın metodolojisi, usule ilişkin adımlar, bir zaman çerçevesi, gündem ve süreç tıkanırsa ne olacağı gibi konulardır.”
Holguin daha sonra, pazartesi gününden sonraki ilerleme umutlarının seçim siyaseti nedeniyle boşa çıkabileceğini kabul etti.
2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri için kampanyanın fiilen başlamış olmasına atıfta bulunarak, “Gelecek yılın seçim kampanyasının işleri daha zor ve karmaşık hale getirebileceğini düşünüyorum” dedi.
Ayrıca pazartesi günkü toplantının anlaşma sağlanmadan sona ermesi halinde, “Guterres’in yeni Genel Sekreter’e sunacağı bir rapordan ibaret kalacağını ve kararın yeni Genel Sekreter’e ait olacağını” söyledi.
“BM’nin bir başarısızlıktan sonra Kıbrıs çabalarını tekrarlayıp tekrarlamayacağını bilmiyorum”
“Bu liderlere bağlı olacak. Ancak bilmediğim şey şu: BM bir çözüm çağrısında bulundu, yardım çağrısında bulundu, bir temsilcinin gelmesini istedi ve yıllar sonra hiçbir şey olmadı. Bunun yeniden tekrarlanıp tekrarlanmayacağını bilmiyorum.”
Holguin, “Pazartesi günü bir şeyler olması için bu kadar çaba göstermemin nedeni de bu” dedi.
“Çünkü bir şey olursa süreç yaşamaya devam eder.”
“Bu, bir süreç oluşturma çabasının sürecidir. Ama çaba canlı kalırsa yeni Genel Sekreter’in bunun üzerinde çalışmaya devam etmesi kolay olur. Pazartesi hiçbir şey olmazsa sanki her şey bitmiş gibi olacak. Pazartesi bir şeyler olabileceği ve sürecin canlı tutulabileceği konusunda iyimserim. Böylece süreç yeni Genel Sekreter’e canlı bir şekilde ulaşabilir.”
Holguin, pazartesi günü hiçbir gelişme yaşanmaması halinde “Ben gidiyorum” dedi.
Ancak güven artırıcı önlemler üzerinde anlaşma sağlanırsa, Guterres’in görev süresi gelecek ayın sonunda dolmadan önce genişletilmiş bir toplantı düzenlenmesi için hâlâ zaman olabileceğini belirtti.
En azından toplantının “yeni Genel Sekreter tarafından gerçekleştirilmek üzere organize edilebileceğini” söyledi.
“Guterres’in bu ay New York dışında, Avrupa’da ve birçok başka yerde olduğunu biliyorum. Ama belki aralık ayının başında zamanı olabilir ve bir toplantı çağrısı yapmaya karar verebilir. Ancak gerçekten karara bağlanmış konular olduğundan emin olması gerekiyor.”
BM, 2013 yakınlaşmalarının yayımlanmasıyla ortaya çıkan “büyük karmaşadan” ders çıkardı
İki tarafın esaslı müzakerelere yeniden başlayabilecekleri bir aşamaya gelmeleri halinde, kendilerine bugüne kadarki müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaları içeren bir belge sunulacak.
Ancak Kıbrıs Rum tarafı, bu belgenin hemen erişime açılmasını talep etmişti.
Belgenin neden bekletildiği sorulduğunda Holguin, eski BM Temsilcisi Alexander Downer tarafından 2013 yılında hazırlanan yakınlaşmalar belgesine atıfta bulundu.
Söz konusu belge, müzakereler başlamadan önce dönemin liderleri Nikos Anastasiadis ve Derviş Eroğlu’na sunulmuştu.
“Bunu yaptılar, taraflara gösterdiler ve büyük bir karmaşa çıktı. Çünkü birbirlerini suçlamaya başladılar. ‘Ben bunu ne zaman yaptım?’, ‘Ben şunu ne zaman yaptım?’, ‘Bu doğru değil.’ Sonuçta tarafları birleştirmekten çok daha fazla bölüyorsunuz. BM’nin bu kez istediği şey bu değil. Dersimizi aldık.”
Holguin şöyle devam etti:
“Belgeyi hazırladık çünkü taraflar, özellikle de Kıbrıslı Rumlar, bu belgeyi istedi. Ve müzakerelere başladıklarında kullanılması için elimizde tutuyoruz.”
“Bu belge süreç için yararlı olacak. Onu hazırladık ama sızdırılması ve tarafların birbirlerini suçlamaya başlaması için değil.”
“Kıbrıs’ın bulunduğu bölge eskisinden daha karmaşık”
Holguin, Kıbrıs’ın garantör ülkeleri konusuna da değinerek, bu ülkelerin herhangi bir süreci “desteklemek” için orada bulunduklarını vurguladı.
“İşte bu nedenle 5+1, liderlerin kararlarına eşlik etmeleri için bir tür uzlaşıdır. Sorun aynı zamanda bu yeni bölgesel durumla da ilgili. Bir dönem, özellikle 2024 yılında, Türkiye ile Yunanistan arasında çok iyi ilişkiler vardı. Şimdi durum böyle değil. Şimdi biraz daha karmaşık.”
Holguin ayrıca şunları söyledi:
“Şimdi İsrail’le ilgili bu bölgesel mesele de var. Dolayısıyla bazı garantör ülkelerden Kıbrıs sorunu için destek isteme durumu biraz daha karmaşık hale geldi.”
Bölgedeki daha gergin ilişkilerin olası bir Kıbrıs çözümünü zorlaştırıp zorlaştırmadığı sorulduğunda ise Holguin şu yanıtı verdi:
“Ben konuya diğer taraftan bakacağım: Garantör ülkeler birbirine daha yakın olsaydı, işler daha kolay olabilirdi.”































































































































































































