Hüseyin Ekmekçi: Acıların üzerine devleti inşa ettik ama yönetimde büyük hatalar yaptık...
20/07/2026
20 TEMMUZ’U DOĞRU OKUMAK ZORUNDAYIZ. ADAYI 20 TEMMUZA GÖTÜREN KOŞULLARI KIBRISLI TÜRKLER YARATMADI… KIBRISLI TÜRKLER BÜYÜK ACILAR ÇEKTİ, RUMLAR DA
O GÜNÜN ACILARININ ÜZERİNE DEVLETİ İNŞA ETTİK AMA ARADAN GEÇEN 50 YILDA GÖRÜYORUZ Kİ YÖNETİMDE BÜYÜK HATALAR YAPTIK… GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN HATALAR… HAYDİ TARTIŞALIM…
20 Temmuz’u tek başına okuyamazsınız. 1958’i yok sayamazsınız. 1960 Cumhuriyeti’ni atlayamazsınız. 1963’te bozulan anayasal düzeni görmezden gelemezsiniz. Göçleri unutamazsınız. Katliamları yok sayamazsınız.
Ve en önemlisi… 15 Temmuz 1974’ü yaşamamış gibi davranamazsınız. Çünkü tarih parçalanamaz. Bir bütündür Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar uzun yıllar aynı adayı paylaştı. Sonra yollar ayrıldı.
Rum tarafı Enosis dedi. Türk tarafı “Ya Taksim Ya Ölüm” dedi. Ortak yaşam dağıldı. Güven kayboldu. Silahlar konuştu.
1960’ta ortak devlet kuruldu. Üç yıl sürdü. 1963’te düzen bozuldu. Kıbrıslı Türkler devletin dışına itildi. Köyler boşaldı. İnsanlar göç etti Bir nesil korkuyla büyüdü. Sonra katliamlar geldi. Muratağa… Sandallar… Atlılar… Dohni… Ayvasıl… Lefkoşa, Mağusa, Larnaka ve daha niceleri…
Bun siyasi tartışma değil. Bu insan hikâyeleri. Yaşadığımız gerçekler, bir toplumun çektiği acılar. Yaşadıklarımızı inkar mı edelim? İşte bu yüzden bizleri 20 Temmuz 1974’e götüren süreçte yaşanan acıları görmezden gelemeyiz. 20 Temmuz 1974 kaçınılmaz bir sonuçtur…
Ama bir şeyi daha yapamayız. 15 Temmuz’u yok sayamayız. Yunan Cuntası darbe yaptı. Makarios devrilmek istendi. Hedef Enosis’ti. Kıbrıslı Rumlar birbirini öldürdü. Üstelik yüzlerce Rum, birbiri ile savaşırken öldü. Anayasal düzen çöktü… Bu da Türklerin suçu değildi…
Türkiye’nin müdahalesi bu noktada başladı. Türkiye’nin adaya müdahale ettiği zemini hazırlayan, Kıbrıslı Rumlar. 1960 Garanti Antlaşması Türkiye’ye müdahale hakkı tanıyordu. Türkiye bu hakkı kullandı. 20 Temmuz başladı. Ada değişti. Enosis gerçekleşmedi. Fiili taksim oluştu.
Ama burada durmak gerekiyor. Çünkü başka bir yanlış daha yapıyoruz. 1974’ü konuşurken bugünkü kötü yönetimi saklıyoruz. Oysa bunlar aynı şey değil. Yolsuzluk… Plansız nüfus… Yanlış iskân… Liyakatsizlik… Kurumsal çöküş… Bunlar 20 Temmuz’un sonucu değil. Bunlar kötü yönetimin sonucu.
1974 bize güvenlik sağladı. Devlet sahibi olduk. Ama güçlü ve kurumsal devlet olamadık. Çünkü güçlü devlet sadece sınırla kurulmaz. Adaletle kurulur. Liyakatle kurulur. Üretimle kurulur. Hukukla kurulur. Hepsinden önemlisi geçmişin acıları unutulmaz, şehitlerin kemikleri sızlatılmaz
Bu yüzden iki gerçeği birbirinden ayırmak zorundayız. 20 Temmuz’u doğuran tarih başka… Bugünkü yönetim anlayışı başka… Birini anlatırken diğerini inkâr edemeyiz. Ama birini savunurken diğerini de mazur gösteremeyiz. İşte gerçek yüzleşme tam da burada başlıyor.
20 Temmuz’u anarken ne Kıbrıslı Türklerin yaşadığı acıları unutmalıyız ne de bugünkü kötü yönetimi tarihin arkasına saklamalıyız. Çünkü geçmişi değiştiremeyiz. Ama geçmişten doğru ders çıkarabiliriz.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Büyük bedeller ödeyerek sahip olduğumuz bu devleti, gerçekten hak ettiği gibi yönetebildik mi? Tartışmamız gereken asıl mesele de tam olarak budur. Artık çok geç biliyorum ama… Çok yazık ettiğimizin de farkındayım.
Elbette Kıbrıs Rum liderliğinin de çıkarması gereken dersler var. Milliyetçiliği tırmandıran Rum Lider, motorlularla sınırı delme hayali kuradursun… Tarihten ders çıkarmayanlar bu adaya sadece acı verdiler. Uzlaşıyı değil, çatışmayı seçenlerin adayı getirdiği tablo ortada

























































































































































































