Advertisement

Advertisement

Hüseyin Ekmekçi: Kamu borçlanmadan yaşayamayacak hale geldi

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/07/2026

Hüseyin Ekmekçi: Kamu borçlanmadan yaşayamayacak hale geldi

SORUNUMUZ ARTIK KAMU BORCUNUN BÜYÜKLÜĞÜ DEĞİL… KAMU BORÇLANMADAN YAŞAYAMAYACAK HALE GELDİ…

SADECE 2026’DAKİ FAİZ YÜKÜ 3.1 MİLYAR TL. GEÇEN SENE 12 AYDA ÖDENEN FAİZ 3.8 MİLYAR TL. HAZİRAN AYI AÇIĞI 2.2 MİLYAR TL. ÖNGÖRÜLEN 2026 FAİZİ 8 MİLYAR TL RAKAMLARA BAK, OTUR AĞLA…

Gazetecilikte en çok rakamları severim. Çünkü rakamların siyasi görüşü yoktur. Muhalefeti de kayırmaz, iktidarı da. Kimseye yaranmaya çalışmaz. Olduğu gibi gerçeği anlatır. Bir ülkenin nereye gittiğini anlamak istiyorsanız, nutuklara değil, rakamlara bakarsınız. Çünkü ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz.

Dün Güney Kıbrıs’ın kamu maliyesiyle ilgili dikkat çekici bir veri açıklandı. Rum yönetimi, yaklaşık 561 milyon Euro bütçe fazlası verdi. Bugünkü kurla yaklaşık 30 milyar Türk Lirası. İlk bakışta “Ne var bunda?” diyebilirsiniz. Ama asıl mesele o paranın nasıl oluştuğudur.

Çünkü Güney Kıbrıs bu fazla oluşmadan önce okul yaptı. Hastane yaptı. Yol yaptı. Spor tesisleri yaptı. Turizme teşvik verdi. Eğitim desteklerini ödedi. Öğrenci burslarını yatırdı. Kamu borçlarını planlı şekilde azalttı. Tüm bunlardan sonra kasasında 561 milyon Euro fazla bıraktı.

KKTC’de durum ne? 23 Temmuz 2026 itibarıyla Maliye Bakanlığı verilerine göre KKTC’nin toplam iç borcu 29 milyar 785 milyon TL’ye ulaştı. Bunun 27 milyar TL’si Devlet İç Borçlanma Senetleri, 2.7 milyar TL’si ise Merkez Bankası’ndan alınan kısa vadeli avans.

Daha da düşündürücü olanı şu… Bu borç yatırım yapmak için alınmadı. Yeni organize sanayi bölgeleri kurulmadı. Yeni üretim tesisleri yapılmadı. Ekonomiyi büyütecek büyük altyapı projeleri finanse edilmedi. Bu borçların çok büyük bölümü yalnızca maaş ödeyebilmek için alındı.

İşte iki ekonomi arasındaki en büyük fark burada ortaya çıkıyor. Bir tarafta yatırım yaptıktan sonra kasasında para bırakan bir mali yapı… Diğer tarafta ise borçlanarak yalnızca mevcut sistemi döndürmeye çalışan bir mali yapı… Üstelik tablo daha da ağırlaşıyor.

Hükümetin kendi öngörülerine göre yıl sonuna kadar iç borcun 50 milyar TL’ye, yani yaklaşık 1 milyar Euro seviyesine ulaşması bekleniyor. Borç büyüdükçe yalnızca anapara artmıyor. Faiz yükü de katlanıyor. O zaman, ödediğimiz faiz rakamlarına da bakalım…

2026 yılının ilk altı ayında yalnızca faiz ödemesi 3.1 milyar TL oldu. Karşılaştırın… 2025 yılının tamamında ödenen faiz 3.8 milyar TL idi. Yani bu yıl sadece altı ayda geçen yılın neredeyse tamamı kadar faiz ödemiş durumdayız. Yıl sonunda faiz 7-8 milyar TL seviyelerine ulaşır…

Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor. 3 milyar liralık faizle kaç okul yapılırdı? Kaç hastane tamamlanırdı? Kaç sanayi yatırımı desteklenirdi? Kaç gence konut kredisi verilebilirdi? Kaç çiftçi ayağa kaldırılabilirdi? Kaç küçük işletme iflastan kurtarılabilirdi?

Faize giden her kuruş, aslında geleceğimizden eksilen bir yatırım. Senin paran. Senin verginle, senin emeğinle oluşan bu kaynak… Ayrıca şu gerçeği de kendine tekrarla: Maaş için ayrı borçlanma yapılıyor, eski borcu ve faizini ödemek için de ayrıca borç…

Anlamanız için söyleyim; Haziran 2026’da kamu maliyesi 2 milyar 250 milyon TL açık verdi. Yani hem borç büyüyor… Hem faiz büyüyor… Hem bütçe açık vermeye devam ediyor. Bu sürdürülebilir bir mali yapı değildir. Para sadece maaşa giderken herkesteki bu rahatlık?

Sık sık duyduğumuz bir cümle var: “Türkiye öder.” Peki gerçekten rahatlatıyor mu bu cümle? Elbette Türkiye’nin desteği hayati önemdedir. Ancak sürekli açık veren, maaşını borçla ödeyen, yatırım yapamayan bir ekonominin yükünü Türkiye’ye bırakmak utanılması gereken bir konu…

Anlaşılması için altını çizeyim de… Bizim hedefimiz, Türkiye’nin desteğini tüketen değil; o desteği üretime dönüştürebilen, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi kurmak olmalı… Çünkü mesele yalnızca borç değildir. Mesele yönetim anlayışıdır.

Bir tarafta fazla veren bir bütçe… Diğer tarafta maaş ödeyebilmek için her ay yeniden borçlanan bir bütçe… Rakamlar siyaset yapmıyor. Rakamlar yalnızca gerçeği anlatıyor. Sorunumuz artık borcun büyüklüğü değil… Borçlanmadan yaşayamayacak hale gelmiş olmamızdır.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.