Advertisement

Advertisement

Hüseyin Ekmekçi yazdı: Olumsuz raporlar bakanın masasında

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
22/09/2026

Hüseyin Ekmekçi yazdı: Olumsuz raporlar bakanın masasında

MESELE BİRKAÇ KAMYON TAŞ DEĞİL. BİR SÖZ VERİLMİŞ, ŞİMDİ SİYASET BU SÖZÜN ESİRİ. SİYASETİ ESİR ALAN SÖZÜN NEDENİ İSE DİLDEN DİLE DOLAŞIYOR

TAŞ OCAĞI İZNİ VERİLMEK İSTENEN ALAN, SU KAYNAKLARININ ÜZERİNDE. OLUMSUZ RAPORLAR BAKANIN MASASINDA. DPÖ “İHTİYAÇ YOK” DİYOR. DEVLET “GEREK YOK” DERKEN BU ISRAR MİDE BULANDIRIYOR

Taş ocağı meselesi tartışılmaya başladığı anda başka hesaplar, başka ilişkiler ve başka iddialar devreye giriyor. Bu senelerdir böyle. Devletin bedavaya verdiği, doğayı da talan eden bu izin, aynı zamanda sahip olana bir servet kazandırıyor. O halde hükümet bunda neden ısrar eder

Beton üreten şirketlerin en büyük giderlerinden biri taş ocağı malzemesi. Kendi taş ocağı bulunan beton şirketi büyük bir maliyet avantajı elde ediyor. Taş ocağı bulunmayan şirket ise rekabette geriye düşüyor. Bu nedenle her beton şirketi bir taş ocağı ister. İstemesi normal.

Devletin görevi ise isteyen her şirkete dağ dağıtmak değil. Ülkenin ihtiyacını belirlemek, çevreyi korumak ve devlet malını kamu yararına kullanmak. Bir süredir çok ortaklı olduğu söylenen bir şirketin adı bu konuyla birlikte anılıyor. Üstelik ortada mide bulandıran iddialar geziyor…

Şirketin daha önce Karayolları Dairesi’ne ait taş ocağını almak istediği öne sürüldü. Bu girişim, Erhan Arıklı’nın Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı döneminde başladı. Karayolları Dairesi yönetimi ve uzmanları karşı çıktı. Bunun üzerine taş ocağı sinsice Jeoloji ve Maden Dairesi’ne devredildi.

Jeoloji ve Maden Dairesi yönetiminin de karşı çıktığı, ancak işlemlerin siyasi baskıyla ilerletildiği iddia edildi. Sonunda süreç durduruldu. Çünkü söz konusu taş ocağındaki malzeme, Türkiye’den gelen yol şirketleri tarafından kullanılıyordu. Alan yeniden Karayolları Dairesi’ne verildi.

Biz de konu kapandı sandık. Kapanmamış. Şimdi aynı şirket için yeni ve el değmemiş bir devlet arazisi gündemde. Girne Dağ Yolu- Değirmenlik ayrımının tam üzerinde. Stratejik bir alan. Çevresinde içme suyu kuyuları var. Enerji nakil hatları bölgenin içerisinden geçiyor.

Üstelik Jeoloji ve Maden Dairesi’nin teknik değerlendirmesi tamamlanmadan çevresel etki sürecinin başlatıldı. Resmen yasalar çiğneniyor/ kıra döke ilerleniyor. Açıkçası sormak lazım: İktidarın bu ısrarı neden? Aha Arıklı da yok. Yarım bıraktığı peşkeşe kalan neden sahip çıkıyor?

Uzmanlar, raporlar hazırladı. Raporlar Turizm ve Çevre bakanının masasında. Açıkça uyardılar. “Bu bölgeye taş ocağı açmayın” dediler. Çünkü taş ocağı açılmak istenen alan, Beşparmak Dağları’nın en önemli yeraltı suyu kaynaklarından birinin üzerinde bulunuyor.

Beşparmaklar’a düşen yağmur, kayalardaki çatlaklardan yeraltına süzülüyor. Dağın altındaki boşluklarda toplanıyor. Bölgedeki kuyular aracılığıyla birçok yerleşim yerine içme ve kullanma suyu sağlıyor. Yani patlatılmak istenen dağın altında bizim suyumuz var.

Uzman raporlarına göre bölgedeki kuyular yüksek miktarda su veriyor. Bazı kuyular henüz su kaynağının en derin noktasına kadar ulaşmış da değil. Mevcut kuyuların derinleştirilmesi veya yeni kuyular açılması hâlinde bu kaynaktan daha uzun süre yararlanmak mümkün.

Rapora göre proje alanının yakınındaki bir içme suyu kuyusu, mevcut taş ocağında yapılan patlatmalardan daha önce etkilendi. Sarsıntı nedeniyle kuyuya taş düştü. Kuyu açma çalışması zarar gördü. İzin çabası yalnızca yeraltındaki suyu değil, suyu halka ulaştıran altyapıyı da riske atıyor.

Peki, ülkenin yeni bir taş ocağına ihtiyacı var mı?İnşaat sektörü yavaşladı. Mevcut taş ocaklarının kapasitesi ihtiyacı karşılıyor. Taş ocağı işletmecileri de yeni bir izin verilmesini gerekli görmüyor. Dahası var. Devlet Planlama Örgütü’nün Orta Vadeli Programı çok açık

“Yeni taş ocağı açılmasına ve mevcut taş ocaklarının büyütülmesine izin verilmeyecek, mevcut taş ocağı sayısı azaltılacak.” Devletin planlama kurumu “Yeni taş ocağı açmayın” diyor. Jeoloji uzmanları “Su kaynaklarını tehlikeye atmayın” diyor. Sektör “Mevcut ocaklar yeterli” diyor.

Çevreciler “Beşparmakları daha fazla parçalamayın” diyor. Ama siyaset “Bu taş ocağı açılacak” diyor. Neden? Ortada rüşvet ve ayrıcalık iddiaları da dolaşıyor. Bunlar henüz kanıtlanmış değil. Seçimin hemen öncesinde böyle vir ısrar açıkçası mide bulandırıyor

Ülkenin gerçekten yeni bir taş ocağına ihtiyacı varsa açıklayın. Bilimsel raporları yayımlayın. Alanı açık ihaleye çıkarın. İsteyen bütün şirketler katılsın. Devlete en yüksek geliri ve çevreye en az zararı sağlayacak teklif değerlendirilsin. Neden belirli bir şirket için sürekli yeni bir yol aranıyor?

Neden uzmanların karşı çıktığı bir alan seçiliyor Neden seçim yasaklarından önce işlemler tamamlanmaya çalışılıyor? Neden Jeoloji ve Maden Dairesi üzerindeki siyasi baskı iddialarına yanıt verilmiyor? Çünkü mesele birkaç kamyon taş değil. Bir söz verilmiş, şimdi siyaset bu sözün esiri

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.