Hüseyin Ekmekçi yazdı: Sahte diplomanın merkezi okul ödüllendiriliyor
28/10/2026
ADALETİN YARIM KALAN YÜZÜ NE OLACAK? SAHTE DİPLOMACILAR BİR BİR ADALETE HESAP VERİRKEN; SAHTE DİPLOMANIN MERKEZİ OKUL YÖK VE YÖDAK TARAFINDAN ÖDÜLLENDİRİLİYOR
HAKİMİN “ÜLKEYE BÜYÜK ZARAR VERDİNİZ” DEMESİ; BASİT BİR SAPTAMA DEĞİL. ADALETİN GÜCÜ ŞAHISLARA YETERKEN; KURUMUN CEZASIZLIK HALİ VİCDANLARDA YARA OLARAK DURUYOR
Fatma Ünal, sahte diploma davasında önüne getirilen 16 davanın tamamından suçlu bulundu ve beş yıl hapse mahkûm edildi. Mahkeme, tanıkları, telefon kayıtlarını, yazışmaları ve üniversite kayıtlarını değerlendirdi; savunmayı yeterli bulmadı. Yalancı şahitlerle yüzleşti…
Bu karar, sahte belgeyi düzenleyen, kullanan ya da tedavüle süren herkes için açık bir mesaj taşıyor. Ceza yasadaki infaz kurallarına göre uygulanacak; şartlı tahliye başvuru eşiğinin oluşması, tahliyenin kendiliğinden ya da garanti olduğu anlamına gelmiyor.
Genel kapsamdaki bir suçta, beş yıllık cezanın üçte biri olan 20 ay, şartlı tahliye başvurusu için eşik kabul ediliyor. Bu süre, kesin tahliye tarihi değil; başvurunun kabul edilip edilmeyeceği ayrıca değerlendiriliyor. Dolayısıyla cezanın infazı da hukuk çerçevesinde ilerleyecek.
Kamuoyunun sorması gereken, yalnızca bir kişinin ne kadar yatacağı mı? Bu düzeni kuran veya sürmesine imkan veren idari mekanizma hayatına devam ediyor. Bu dosyada adaletin yerini bulduğunu söylemek mümkün mü? Herkes sahte diplomaya odaklansa da organize suçun merkezi?
Sahte diploma soruşturmasının merkezindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi, yalnızca bir mahkeme dosyasındaki isimden ibaret değil. Bu süreç poliste, bürokraside ve eğitim alanında derin bir sarsıntı yarattı. Üniversitelere duyulan güven yara aldı;
Ülkenin yükseköğretim markası ve turizm algısı da bu tartışmalardan etkilendi. Rezil olduk rezil. Üstelik yargılamalarda ortaya konanlar, sahte kayıtların ve belgelerin nasıl üretildiği sorusunu kurumun yönetim ve denetim sorumluluğuna kadar taşıyor. Tek bir sorumlu var mı?
Bugün kamuoyunun yanıt beklediği ciddi bir başka soru daha var. YÖDAK üyeliği yapan, yani denetim sorumluluğu olan bir profesör, geceden sabaha ilgili Üniversiteye rektör oldu. Hayat aynen devam ediyor. Kimin için? Organizasyon için… Peki bunca sahte diplomayı kim verdi?
Altını çizeyim bir daha; denetleyici kurulda görev yapan bir ismin, denetlenen üniversitenin yönetimine geçişinin hangi tarihte ve hangi usulle gerçekleştiği açıklığa kavuşturulmadı. YÖDAK’ın ve üniversitenin bu konuda açık, belgeli bir açıklama yapması gerekiyor. Umurları bile değil…
Bu, kişisel bir itham değil; yükseköğretim denetiminin bağımsızlığına ilişkin kamu yararını ilgilendiren bir sorudur. Neden üzerinde durdum? Çünkü bir güç, bu üniversiteyi koruyup kollarken; geçmişteki tüm bu skandallara rağmen de ellerini yıkayıp süreçten çıkıyor. Ne YÖDAK ne YÖK…
Fatma Ünal cezasını alırken, diğer isimleri de cezaevinde koğuş beklerken; üniversitenin faaliyetini olağan biçimde sürdürmesi, birilerinin halen sistemden beslenmesi; ve yeni programlarla yoluna devam etmesi toplumda şu duyguyu büyütüyor:
Birey cezalandırılıyor, fakat sistemi mümkün kılan yapı hesap vermiyor. Bir sanığın mahkûmiyeti, kurumsal sorumluluğun yerine geçemez. Yargı kendi görevini yaptı; şimdi idari denetim, siyasi irade ve üniversite yönetimi de kendi sorumluluğunu ortaya koymalı.
Aksi halde beş yıllık ceza, dosyanın yalnızca görünen yüzünü kapatacak. Eğitim sektörüne, kamu kurumlarına ve ülkenin itibarına verilen zararın hesabı sorulmadıkça adalet eksik kalacak.
Üstelik cezasızlık duygusu, yeni bölümler ve yeni izinlerle ödüllendirme izlenimine dönüşecek. Kamuoyunun beklediği, bir kurumu peşinen mahkûm etmek değil; belgelerin, kararların ve sorumluluk zincirinin bağımsız biçimde incelenmesi ve sonuçlarının açıklanmasıdır.
Fatma Ünal da, sahte diploma ile kariyer, maaş, mevki, makam hayalleri kuranlar da bu ülkeye büyük zarar verdi. Zar zor eğitim alan gençlerin hayalleri, kamuda mevki için yarışan çalışanların üzerlerine bastılar. Şahıslar tek tek yargı önünde ceza alırken; kurumun cezasızlık hali bir beni mi rahatsız ediyor?































































































































































































