İngilizleri kovmaktan beter ettik!
Ayda ortalama 20 ingiliz ülkesine dönüş yapıyor
01/07/2012
Poli Dergi-Öntaç Düzgün
“Bize güvenen İngilizlere yaptığımızı, şeytan gumbarosuna yapmadı”
“Uluslararası hukukla bağdaşmayan uyduruk yasalarımız sonucu, İngilizlerin önce paralarını aldık şimdi de rezil olmuş bir şekilde onları geri ülkelerine gönderiyoruz.” Bu sözler, emlak piyasasını çok iyi tanıyan, ancak dönemin fırsatlarından yararlanarak spekülatif işlere bulaşmamaya özen gösteren Kıbrıslı Türk bir emlakçıya ait. Bahis konusu olan konu ise, 2003 yılından itibaren özellikle bir barış projesi olarak gündeme gelen Annan Planı’ndan sonra KKTC’yi önce yücelten, sonra da sarsıp yerlerde süründüren inşaat sektörü. İnşaat sektörü KKTC’de ilk 3 yılda toplam yüzde 25 büyüme yaratmış. Gayrı Safi Milli Hasıla’yı 2 milyar Dolar seviyelerinden 3 buçuk milyar Dolar seviyelerine çıkarmış. KKTC’de önce suni bir zenginlik yaratmış, sonra da yönetimsizlik sonucu arkasında acı ve gözyaşı bırakan toplumsal bir çöküşün başlıca sebebine dönüşmüş.
Çöküşü ile beraberinde pek çok iş kolunu da kendisi ile birlikte dibe çeken inşaat sektörü, gerisinde pek çok iflas öyküleri bırakmıştır. Tanınmış pek çok firma ve aile, başarısız kriz yönetimleri sonucu, borcunu ödeyemeyen hatta yılların getirdiği varlıklarını tek tek kaybetme noktasına gelmiştir. Bugün bile halen tartışma konusu olan ve sosyal çöküntülere neden olan bankalara ve tefecilere geri ödenemeyen batık borçlar konusu ve mahkemelerde biriken binlerce alacak verecek davaları hep bu dönemin kötü bir mirası olarak kalmıştır.
Parası ödenen 2 bin 41 konutun kime ait olduğu belli değil
KKTC’de binlerce kişiyi sarmalına alarak mağdur hale getiren inşaat patlamasından, bize güvenen ve geri kalan ömrünü Kuzey Kıbrıs’ta huzur içinde geçirmeyi planlayan çoğunluğu İngiliz pek çok Avrupalı da nasibini almış. “Kuzey Kıbrıs’ta şantajı durdurun” adıyla bir Facebook grubu oluşturan ve çoğunluğu İngiliz olan mağdurlar, Ağustos 2011 tarihli bildirilerinde “emlak dolandırıcılığı”ndan mağdur olmuş ve gruba üye olan 750 kişinin var olduğunu açıkladı. Kendilerini “siyasi olmayan, KKTC yanlısı ve yozlaşmaya karşı” diye nitelendiren grup, emlak sektöründe dolandırılmış olmalarını hiçbir zaman kabullenmeyeceklerini ve her kademede hukuki savaş vereceklerini söylüyor.
KKTC’de ev satın alan ve parasını ödediği halde müteahhit firmalar ile bankalar arasında yaşanan ihtilaflardan ve KKTC’de bu tip sorunları uluslararası hukuk kurallarına göre çözecek yeterli yasaların olmamasından dolayı evlerinin tapularını alamayanların verdikleri örgütlü mücadele sadece Facebook’la sınırlı değil. Mağdurlar, North Cyprus Free Press isimli bir internet gazetesi ile de seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Dahası bir de dernek kurmuşlar. Kuzey Kıbrıs’ı Daha İyi Bir Yer Yapma Derneği. Derneğin başkanı ise Kıbrıslı Türk Rahmi Özsan. Derneğin sekreterliğini ise Malcolm Mitcheson yapıyor. POLİ’yi ziyaret eden dernek üyeleri Atilla Berberoğlu ve Gültaç Özsan, müteahhitlerin bankalarla birlikte yarattıkları hukuki usulsüzlükler sonucu KKTC’de parasının tümünü veya bir kısmını ödedikleri halde evlerine kavuşamayan 2 bin 41 kişinin olduğunu söylüyorlar. Olan bitenden habersiz bir şekilde ödeme yapan insanların evleri, “arazi bankaya ipotekli idi” gerekçesi ile ellerinden alındığını ileri sürüyorlar. Berberoğlu ve Özsan ev sahiplerinin elektriklerinin kesildiğini, birkaç günlüğüne evini terk edenlerin evlerine girilip eşyalarının sokağa atıldığını, çoğu yabancı olan bu insanların rezil bir duruma düşürüldüklerini anlatıyorlar.
İlk karar 30 Ekim’de. Ya sonra?
Huzuruna gelen şikayetleri çözmekle görevlendirilmiş Girne Mahkemesi’nin 30 Ekim’de nihai kararı vermesi bekleniyor. Ancak mağdurlar, KKTC’nin ilgili yasal düzeneğinin eksiklerinin olduğunu hatırlatarak bu nedenle arzu edilmeyen sonuçlar çıkabileceğinden endişe ediyorlar. Bu endişe ile bir taraftan uluslararası hukuk mücadelesi vermek için hazırlık yaparlarken öte taraftan KKTC makamları ile yasal eksikliklerin giderilmesi için çeşitli temaslar yapıyorlar.
Dernek yetkilileri, KKTC’de yaşanacak herhangi bir olumsuz karara karşı şimdiden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açma hazırlıklarını tamamlamışlar bile. İlk müracaat yapılmış. Öte yandan 17’si karı-koca olan 48 kişilik başka bir İngiliz mağdur grup, evlerinin zorla ellerinden alındığını ileri sürerek, geçtiğimiz mayıs ayında KKTC ve adada faaliyet yürüten bir banka aleyhine Amerika Birleşik Devletleri’nin Colombia Eyalet Mahkemesi’ne dava dosyalamışlar.
Parasını ödedikleri halde evlerini alamayan mağdurların oluşturduğu Kuzey Kıbrıs’ı Daha İyi Bir Yer Yapma Derneği Sekreteri Malcolm Mitcheson, çeşitli zamanlarda basına verdiği demeçlerde KKTC makamlarının tutumunun tatmin edici olmadığını söylüyor. Dernek Sekreteri Mitcheson; “Çözüm bu ülkede bulunmalıdır ama hükümetin bunu yapma arzusu veya cesareti yoktur” diyor. Mitcheson bu alanda kötü deneyimler yaşamış. Dr. Derviş Eroğlu, daha başbakanlığı döneminde ziyaret ettiği İngiliz mağdurlara “ülkemizde yaşayan yabancıların evleri benim yönetimimde güvencededir” demiş. İngilizler şimdi bu sözleri hatırladıkça tebessüm ediyorlar. Başbakan İrsen Küçük yönetiminin de olaylara seyirci kalmasından şikayet ediyorlar. CTP-ÖRP hükümet döneminde Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in gözetimi altında Başbakanlık’ta kurulan “Yabancılar Birimi” benzer konularda yapılan başvuruları teke tek değerlendiriyordu. Müteahhitler Birliği, Emlakçılar Birliği gibi meslek kuruluşlarının da dahil edildiği bu çalışmalarda yaklaşık 400 kadar sorunlu dosya çözüme kavuşturuldu. Birim, bu alanda oluşması gereken yasal düzenlemelerin ön hazırlıklarını da yapıyordu. Ancak Dr. Derviş Eroğlu’nun Başbakanlığı döneminde birim dağıtılmış ve yerine herhangi bir kurum görevlendirilmemiş. Hükümette muhatap bulamamaktan yakınan mağdurlar, umut gördükleri her kapıyı çalmaktan yorgun düştüklerini söylüyorlar.
Emlak dolandırıcılığına dönüşen ve şimdiden 2 binden fazla ihtilaflı konut oluşmasına neden olan krizin çözümü uzadıkça, KKTC inşaat sektörüne hatta KKTC’deki genel düzene karşı güvensizlik de artıyor. Kuzey Kıbrıs’tan ev satın almak isteyen yabancıların başta “güvenlik soruşturması” olmak üzere karşılaştıkları ezici bürokrasiye şimdi de “tapu alamama” veya “her şeyini kaybetme riski” eklenmiş. KKTC’nin özellikle Kuzey bölgelerini tercih eden ve bir ara sayıları 10 bin’e kadar çıkan Avrupa kökenlilerin oluşturduğu orta sınıf koloni, bölge için önemli bir değer oluşturuyor. Bölgede emlak faaliyetleri dışında genel tüketime yönelik ticari faaliyetler oldukça artmış. Yabancılar, önceden biriktirdikleri ve Kuzey Kıbrıs’a aktardıkları paralarla veya emekli maaşları ile bölge ekonomisinin canlanmasına katkı yapıyorlar. Ancak son birkaç yılda oluşan güvensizlik ortamı bu kitleyi gelecek endişesine sokmuş. Bu insanların söyledikleri ve gazete haberleri bu endişenin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Mağduriyetle ilgili İngilizlerle çalışan fakat adının yazılmasını istemeyen bir avukat, mevcut belirtilerin bizi bir felakete sürükleyebilecek boyutta olduğunu söylüyor. İngilizlerin KKTC’de dava kaybetseler bile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’nin mahkum ettirilmesinin kuvvetli bir ihtimal olduğunu düşünüyor. “Suistimal yapılarak bu insanların evlerinin ellerinden alınmasının önüne yasal yollarla geçilebilir” diyor. Bunun için henüz zaman bulunduğunu iddia ediyor. Hükümetin ve özellikle İçişleri Bakanlığı’nın mevcut zamanı değerlendirmesi ile banka mağdurları konusunda olduğu gibi yasal girişimlerle sorunun halledilebileceğine inanıyor. Bunun için yaklaşan tehlikeyi görmek ve irade gerekiyor.
İngilizler geri ülkelerine dönüyor
Bu kesimin duyguları ve davranışları ile ilgili ne tür gözlemlere sahip olduğunu sorduğumuz avukat, ilginç şeyler anlatıyor. Yaratılan güvensizlik ortamından sonra özellikle İngilizler, adayı terk etmek için ciddi hazırlıklara girişmişler. “Birkaç gözlemle bu hazırlık kolayca anlaşılabilir” diyor. Hafta sonları dönüşümlü olarak farklı farklı evlerde veya anlaşmalı pub veya restoranlarda küçük müzayedeler düzenleyen ve eski dekoratif eşyalar satan İngilizler, son zamanlarda komple ev eşyaları satmaya başlamışlar. Bu müzayedelerde artık yataktan yorgana her şey varmış. Bu faaliyet, bu insanların geri ülkelerine dönme hazırlığı yaptıklarını gösteriyor. Ellerinde kalmış götürmek istemedikleri eşyaları bir bir satıyorlar.
Gazetelerde çıkan emlak satış ilanları, yabancıların evlerini satarak KKTC’yi terk etmeye başladıklarını kanıtlıyor. Görüştüğümüz emlakçı, yabancıların daha birkaç yıl öncesine kadar 120-140 bin sterlin ödeyerek aldıkları bahçeli evlerini şimdi, 90-100 bin sterline satma telaşına girdiklerini, inanılmaz fiyatlara bahçeli havuzlu müstakil evler satılmakta olduğunu söylüyor. “Düşünebilir misiniz? Girne’nin merkezinde, Bellapais yolu üzerinde 175 metre kare bahçeli havuzlu villalar 90 bin Sterlin’e alıcı bekliyor” diyerek durumu özetliyor.
Kuzey Kıbrıs’tan İngiltere’ye taşımacılık yapan şirketler, taşınan eşya türünü örnek göstererek bu göçün varlığını ispatlıyorlar. Dolphin Denizcilik Şirketi yetkilileri, son zamanlarda ayda ortalama toplam 5-6 ailenin şahsi eşyalarını geri İngiltere’ye taşıdıklarını söylüyorlar. Euromed ise, Mayıs ayında 5, Haziran ayında ise 7 taşıma yaptıklarını söylüyor. Deniz taşımacılığında daha başka şirketlerin de var olduğu dikkate alınırsa, ayda ortalama 20 civarında İngiliz ailenin Kuzey Kıbrıs’ı terk ettiği tahminini yapmamıza yetiyor.
Kıbrıslı Türklerin farklı kültürlerden insanlarla oluşturmaya başladığı ve üstelik kendi lehine gelişen bir sürecin artık sonuna geliniyor. KKTC’den ev satın alan yabancılara yönelik bir taraftan uluslararası mahkemelerce alınan kararlar ortada dururken, öte taraftan bizdeki yasa boşluklarından yararlanan kimilerin bu insanları mağdur etmeleri onları artık çok yormuş olmalı. Sonuç olarak bir Kıbrıs deyişi ile bize güvenip geleceğini yaşamak üzere Kuzey Kıbrıs’ı seçen insanlara yaptığımızı “şeytan gumbarosuna yapmadı.”
Emlak mağduru İngilizlerden KKTC’ye dava
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
3 Haziran 2012
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde inşaatı yapan şirketin banka ipoteği ve şirket borçları nedeniyle sözleşmeyle satın aldıkları villaları ellerinden alınan 48 İngiliz, ABD’nin başkenti Washington’da KKTC ve adada faaliyet gösteren uluslararası bir bankaya dava başvurusu yaptı.
Tazminat haklarını saklı tutan 17’si karı-koca 48 İngiliz, başkent Washington’un içinde bulunduğu Colombia Eyalet Mahkemesi’nden jüri huzurunda duruşma talebinde bulundu.































































































































































































