Kıbrıs konusuna ilgi artıyor ama…
14/05/2013
Serhat Kotak
KKTC’de iktidar partisinin kurultayları gelip geçti ama hala daha kazanan ve kaybeden taraflar arasında uzlaşma var mı yok mu diyerek gazete manşetleri işgal altında. Buna yakında gerçekleşecek olan ana muhalefet partisinin kurultayı da eklenecek ve gazete manşetleri artık o kanat mı kazandı bu kanat mı kazandı spekülasyonları ile çalkalanmaya devam edecek. Bizim dikkatimiz bu şekilde harcanırken Kıbrıs konusunda çok detaylı ve önemli gelişmeler yaşanmaktadır.
Rumlar: Her dönemde olduğu gibi Rumların Birleşmiş Milletler’in temsilcisini “istenmeyen adam” olarak ilan etmesi geleneksel bir olay haline gelmiştir. Plana harfiyen uyan Başpiskopos Hrisostomos Anastasiades hükümetine BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer için sert bir emir verdi ve eğer Downer istifa etmeyi kabul etmezse hükümetin onu kovmasını istedi.
Bu arada Avrupa Komisyonu Güney Kıbrıs ekonomisinin 2012-2014 döneminde %15 oranında daralacağını açıklayarak zaten ekonomik açıdan çok zor durumda olduğunu bilinen Rumlara ekonomik konstrüksiyonun yani küçülmenin devam edeceğinin beklendiğini vurgulayarak zaten kanayan yaraya tuz ekti.
Anastasiades hükümeti ise Cumhurbaşkanı Eroğlu ile görüşmemek için ellerinden gelen her şeyi yapmaktadır. İki halk arasında gerçekleşecek resmi görüşmeleri bırakın, Downer’in iki lideri bir yemekte bir araya getirmesini bile engellemeye çalışmaktadırlar. Belli ki Rumlar müzakerelerin tekrar başlamasını çok uzak bir tarihe erteleyip olası bir çözümü de ertelemek istiyorlar.
BM: Downer sayesinde Birleşmiş Milletler Rumların oyuncağı durumuna gelmiştir. Kilisenin hakkında sert çıkışlarına bazı partilerin de hakarete varan söylemleri eklenince Downer dik duracağına kendini sempatik göstermeye çalışmayı yeğlemiş ve istemeyerek bile olsa Rum taktiklerine alet olmaya başladığı gözlemlenmektedir. Nitekim Ankara’ya yaptığı resmi ziyarette bile Rumların ekonomik sorunlarından dolayı görüşmelerin ertelenmesini isteyerek tam Rum ağzıyla konuşmuştur. KKTC’de ekonomik yıkım olsa, ki şu anda durumumuzun pek de iyi olmadığı söylenebilir, bu hoşgörüyü Kıbrıslı Türkler için göstereceğini sanmıyorum. Nitekim Sayın Downer KKTC’ye yapılan ambargo kalksın çağrısı yapmıyor.
ABD: Eskiye nazaran kesinlikle çok daha aktif ve aktif olmaya devam edecekleri mesajı da vurgulanmakta. Kongre üyeleri (milletvekilleri) BM Genel Sekreterine bir mektup göndererek görüşmelerin bir an önce başlamasını ve çözümün zorlanmasını istediler. Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinden sonra bence tutumları daha da netleşecek ancak çözümü zorlayacak bir tutum içerisinde görülüyorlar.
Türkiye: Dışişleri Bakanı Davutoğlu önce BM Genel Sekreteri, BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Yunanistan’a gönderdiği mektupta gayet yapıcı bir üslupla çözüm için gereken adımların atılmasını istedi. Buna ek olarak verdiği beyanatlarda ve röportajlarda gayet açıkça artık çözüm zamanının geldiğini ve Türkiye’nin anlamsız bir beklemeye tahammülü kalmadığını vurguladı. Son zamanlarda Türkiye’nin izlediği yaklaşımları ve uluslararası arenada attıkları adımları hatırlarsanız bu vurgulanan görüş umursanmayacak bir söylem olmamalıdır. NATO: NATO fol yok yumurta yokken kendini Kıbrıs konusuna müdahil yaptı denmesine bakmayın. NATO gibi yapılar rastgele adımlar atmazlar. NATO Genel Sekreteri açıkça çözüme bir an önce ulaşılması gerektiğini ve ancak çözümle doğal gazın ekonomik olarak çıkarılıp pazarlanabileceğini söyledi ve Güney Kıbrıs’ta fırtınalar koptu. Bence NATO’nun esas amacı çözümden sonra Türkiye’nin vetolarını ortadan kaldırıp NATO-AB yakınlaşmasını tamamlamaktır ama gerekçe ne olursa olsun artık NATO da konuya dahildir.
KKTC: ABD ve NATO çözüm için çalışmaya karar verdiyse ortada ciddi bir gelişme vardır. Gel gör ki KKTC’de Kıbrıs konusunda sanki de hiçbir şey olmuyormuş gibi bir hava vardır ve bu da çok tehlikeli bir durumdur. Bence KKTC yetkilileri sanki de gelişmelerden dışlanmışlar gibi bir hava var. Etrafımızda bu kadar çözüm için çaba harcayan güç varken, Rumlar tabanları arkalarına vura vura masadan kaçarlarken KKTC kanadı olarak konuları daha iyi analiz edip olası çözümün Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını gözetmesini sağlamalıyız. Kurultay tartışmalarından bıktık!
- Nasıl bir “çözüme” doğru yol alıyoruz?
- Babama mektup - 4
- 20 Temmuz
- Kasulidis’ten al haberi – Umut(suzluk?)
- Gerçek çözüm için tabuları yıkalım
- Garantörlük ve diğer kırmızı çizgilerimiz
- DP'nin attığı önemli adım ve dezenformasyon ekibi
- İyi niyetli(!) mayınlar
- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra kısa kısa…
- Önümüzdeki süreç mayınlarla dolu
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































