Kirli Sanayi – Kirli Gazeteciler
29/08/2012
Ümit Bahşi
Güzelim sahili ve doğası ile bayıldığımız İskele ve Bafra’da garip işler oluyor. Turizme ayrılan yerler şimdilerde farklı oyunlarla “Kirli sanayi bölgesi” olarak veriliyor. Kirli sanayi yerleri adı gibi kirlerini denize boşaltarak, güzelim turkuaz denizleri mahvedecek. Birileri bundan para kazanacak diye sahilleri ve doğayı bitireceğiz.
Bir zamanlar yatırım için teşvik verilerek “otel yapın” denilen yerlerin şimdi birden “kirli sanayi bölgesi” ilan edilmesi ne garip. Her tarafımız zaten kirli; yollarımız pislikten geçilmiyor. Bir denizimiz ve doğamız kalmıştı, onu da halledeceğiz. Bir karar vermemiz gerek; Biz turizm mi yapacağız, eğitim adası mı olacağız, yoksa bet salonları ya da kumarhane ve gece kulüpleri mi bizi daha ileriye taşır? Bunların her biri ayrı çelişki içerisinde peşkeş ve çıkar kültürümüzün bir parçası mı?
Daha güçlü bir KKTC, kirli sanayi bölgesi ile gerçekleşmez. Yatırımların uzun vadeli ve projeli olması gerekirken, günü birlik havada kararlarla, oldu-bittiye getirip, başbakanı da buna zorlayarak versinler araziyi de, iş yapacaklar. Tuğla fabrikası, araba parçalama, gemi parçalama gibi işler yapılacak diye, bakanlar kurulu tarafından bir kararla işi yapıyorlar. Bu imzayı atanlar “Kirli Sanayi Bölgesi”nin ne anlama geldiğini biliyorlar mı ki? Petrol dolum tesisini ne kadar biliyorlardı ki imza atmışlardı altına? Sonra da iki kez vazgeçildi. Türkiye’ye gidip oradaki Geyikli Petrol Tesisleri’ni bizlerin önüne koyarak kandırmadılar mı? Ama yanlış hesap Bağdat’tan döndü neyse ki.
Türkiye petrol dolum tesisi gezisine katılan gazetecilere ne demeli? Ülkenin büyük duayen gazetecileri kaç belediyeden, kaç iş adamından ne mangırlar alıyor bir bilseniz… Kirli sanayi ve kirli gazetecileri özdeşleştirmek hiç fena olmaz. Yıllardır Lefkoşa belediyesinden ve başka belediyelerden aldıkları maaşcıkların hesabını kim soracak? “Beni öv ve çevremi kolla” diyerek bazı iş adamlarından beyaz zarf içinde aylık alanlar bu düzenin kirli gazetecileridir. Daha iri gidenler de var. Görüşü her partiye göre değişen “gelen de giden de bendendir” diyen, oğlu için iş yeri düzenleten, hatta tel çektirip 24 bin TL tutarındaki faturayı siyasilere ödettiren gazeteciler büyük gazeteci olur. Bizler küçük gazeteci olmaktan dolayı gayet mutluyuz. Villamız olmasa da, Mercedes’e binmesek de mutlu ve onurlu meslekte olanlarla, bu yolu yürümeye devam edeceğiz.
İdeolojisi kalmamış gazeteciler, kirli olarak yaşamaya devam edecekler ve bize hep yukarıdan bakacaklar; çünkü bizler geri zekalı ve safız, onlarsa açıkgöz ve paralıdır. Ülkenin gerçekten çivisi çıkmıştır. Bu sarmaşık ilişkiler bakalım bu toplumu nereye götürecektir. Hep beraber göreceğiz. Sadece villalarımıza ve Mercedes’imize bir şey olmasın da, halka ne olursa olsun. Siz reklamınıza bakın, vatandaş haksızlık ve adaletsizliklerle uğraşsın. Siz büyük şirketlerin yanında durun, halkın ve vatandaşın yanında durmayın. Hep siz kazanın, halk kaybetsin. Bu düzen de böyle devam etsin. Kim korkar namusludan, kim korkar küçük gazetecilerden? Nasıl olsa bu çark böyle dönüyor. Size bir şey olmasın da, kime ne olursa olsun…














































































































































