Mete Hatay: “Kıbrıs artık barış projesi değil, güvenlik platformu olarak görülüyor”
25/04/2026
Araştırmacı-yazar Mete Hatay, Kıbrıs’ta son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, adanın giderek Avrupa Birliği, İsrail ve ABD ekseninde bir güvenlik platformuna dönüştüğünü savundu. Hatay, beş yıldır sürdürülen “ayrı egemen eşit devlet” söylemiyle oluşan boşluğun bu şekilde doldurulduğunu ileri sürdü.
Hatay, Ukrayna, Gazze ve İran’daki savaşlarla birlikte Kıbrıs’ın büyük güçlerin yeni güvenlik mimarisine eklemlendiğini öne sürerek, adanın artık bazı çevreler açısından bir barış projesi değil, askeri ve stratejik bir platform olarak görüldüğünü ifade etti.
“Kıbrıs çözülmüyor, tahkim ediliyor”
Değerlendirmesinde Avrupa, İsrail ve ABD merkezli güvenlik politikalarına dikkat çeken Hatay, Kıbrıs’ın çözüm zemininden uzaklaştırılarak “yönetilebilir bölünme” anlayışıyla ele alınmaya başlandığını savundu.
Hatay, geçmişte federasyonun zor ama gerekli bir seçenek olarak görüldüğünü, bugün ise bazı çevreler için bölünmüşlüğün daha kullanışlı hale geldiğini ileri sürdü. Bunun nedeninin ise çözülmemiş bir Kıbrıs’ın askeri planlamaya daha uygun bulunması olduğunu belirtti.
“İki taraf da daha bağımlı hale geliyor”
Hatay, mevcut gelişmelerin hem kuzeyi hem de güneyi daha egemen değil, daha bağımlı hale getirdiğini savundu. Kuzeyin Ankara’ya, güneyin ise Brüksel-Tel Aviv-Atina hattına daha sıkı bağlandığını öne süren Hatay, iki tarafın da kendi siyasal iradesini büyütmek yerine farklı merkezlerin çevresine dönüştüğünü söyledi.
Von der Leyen’in sözlerine dikkat çekti
Mete Hatay, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in sözlerine de atıfta bulunarak, Avrupa’nın Türkiye’yi artık aday ülke değil, yönetilmesi gereken jeopolitik bir risk olarak gördüğünü ileri sürdü. Sonradan yapılan diplomatik düzeltmelerin bu yaklaşımı değiştirmediğini savunan Hatay, bunun yeni zihinsel haritanın açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Hatay, sonuç olarak Kıbrıs’ın çözülmekten çok güvenlik odaklı biçimde tahkim edildiğini, duvarların yalnız sınırda değil, zihinlerde de yükseldiğini savundu.































































































































































































