Müzakereler için zemin belirlemek
14/12/2012
Serhat Kotak
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun Özel Temsilcisi Osman Ertuğ’u bir televizyon programında izledim. Konuya çok hakim ve deneyimli bir diplomat olan Sayın Ertuğ Kıbrıs sorununda geldiğimiz noktayı ve buraya gelirken geçtiğimiz tüm olayları gayet güzel bir üslupla anlattı. Bana göre söyledikleri içerisindeki çarpıcı olan noktalar şunlardı:
1. Kıbrıslı Türkler Rumlarla Kıbrıs sorununu çözüme kavuşturabilmek için üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Sayın Ertuğ geçmişte Türk tarafının kabul ettiği ama Rumlar tarafından reddedilen birçok anlaşma metinlerinden de detaylı örnekler verdi.
2. Kıbrıslı Rumlar her fırsatta anlaşmaya yaklaşınca bir yolunu bulup müzakereleri dinamitlediler. Önlerine sunulan DeCuellar belgelerini, Gali fikirler dizisini, diğer zaman zaman ortaya çıkan çeşitli güven artırıcı yaklaşımları, ve son olarak da Annan planını reddetmişlerdir.
3. Maraş konusu sadece kapsamlı bir çözümün parçası olarak ele alınabilir.
4. Rumlar AB üyeliğini kullanarak her fırsatta Kıbrıslı Türklere sorun yaratmaya çalışmışlar ve bunda da kendilerine dur diyen birisi olmadığı için başarılı olmuşlardır. Bu da tabi ki iyi niyet eksikliğini işaret eden bir durumdur.
5. Kıbrıs konusunun her detayı defalarca müzakere edilmiş ve her iki tarafın her konuda hangi noktada olduğu da saptanmıştır. Dolayısı ile artık her detayı bir daha müzakere etmeye gerek yoktur.
6. Çözüme ulaşmak aylar değil haftalar içerisinde bile gerçekleşebilir. Bunun için müzakere değil siyasal irade gerekli.
7. Görüşmelere artık bir zaman sınırlaması getirilmelidir.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun başka bir vesile ile ama ayni konuda yaptığı açıklamayı dinledim. O da aşağı yukarı ayni şeylere vurgu yaptı ve o da aslında çok önemli bir değişiklik olan ama nedense bizim iç siyasi arenadaki karışıklığımızdan dolayı pek de tartışılmayan “görüşmelere zaman sınırı koyma” fikrini belirtti.
Şimdi bunu ben söylesem normal gelebilir ancak Cumhurbaşkanımız söyleyince garipsedim doğrusu. Çünkü Cumhuriyet Meclisi başka birini bu konuda görevlendirmediği sürece Kıbrıs konusundaki
görüşmeleri yürüten bizzat kendisidir. Dolayısı ile de masaya oturup kalkan da yine kendisidir. Oturmak için gereken zeminin doğru bir zemin olup olmadığını ölçmek ve daha da önemlisi bunu yönetebilmek de kendisinin sorumluluğudur.
Her zaman saygıyla andığım Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş dıştan yapılabilecek hamleleri aylar hatta yıllar önce görür ve her zaman hazırlıklı olurdu. O, gündemin kendisine dikte edilmesini beklemez, gündemi bizzat kendisi belirlerdi. Konuya o kadar hakimdi ki müzakere sürecine gidilmeden gereken zemin doğru değilse bir çırpıda o zemini değiştirtir ya da bir şekilde halkının çıkarlarını da koruyacak içeriğe ulaştırırdı.
Bugün Cumhurbaşkanı Eroğlu kendi iç basınımıza Kıbrıs müzakerelerinde zaman sınırı konması gerektiğini vurguluyor. Peki bunu kendi kendimize söyleyip durduğumuzda bir şey mi oluyor? Acaba Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri KKTC basınını takip edip “demek ki Cumhurbaşkanı Eroğlu zaman sınırlaması iştiyor, o zaman bir sınırlama getirelim” mi diyor? Bana Cumhurbaşkanı tribünlere oynuyor gibi geliyor doğrusu.
Böylesine bir önemli konunun direk olarak Birleşmiş Milletlere bir sonraki görüşme süreci için zemin olarak sunulması gerekmektedir. Ancak bu sunulurken de “ama…” denip sonrasının da doldurulması gerekmektedir. Yani sadece zaman sınırı talep etmek yetmez. Zaman sınırına ulaşınca ne olacağını da açıkça belirtmek ve daha da önemlisi bunu yaptırmak gerekir. Sen “zaman sınırı olmalı ve eğer o zaman sınırına ulaşıldığında bir anlaşma yoksa her iki devlet ayrı olarak kabul edilmelidir” diyebiliyor musun? Diyemiyorsan o zaman “zaman sınırı olmalı” demek de ne oluyor? Eğer Cumhurbaşkanı bu konuyu BM’ye taşıyıp görüşme zemini yapmayacaksa hiçbir şey söylememek daha iyi olmaz mı?
- Nasıl bir “çözüme” doğru yol alıyoruz?
- Babama mektup - 4
- 20 Temmuz
- Kasulidis’ten al haberi – Umut(suzluk?)
- Gerçek çözüm için tabuları yıkalım
- Garantörlük ve diğer kırmızı çizgilerimiz
- DP'nin attığı önemli adım ve dezenformasyon ekibi
- İyi niyetli(!) mayınlar
- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra kısa kısa…
- Önümüzdeki süreç mayınlarla dolu
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































