Advertisement

Advertisement

Öztürkler: En büyük sorun samimiyet ve güven, halk karşı karşıya getiriliyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ad ads ads
17/04/2026

Öztürkler: En büyük sorun samimiyet ve güven, halk karşı karşıya getiriliyor

 

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs TV’de katıldığı programda hayat pahalılığı yasa tasarısı nedeniyle son haftalarda mecliste yaşanan gerilimin ardından hükümetin henüz net bir tavır ortaya koymadığını söyledi. Sürecin halen hükümet ortakları arasında değerlendirildiğini belirten Öztürkler, Antalya’daki temasların ardından yapılacak toplantıyla birlikte hükümetin tavrının netleşeceğini kaydetti.

Öztürkler, son iki-üç haftada mecliste hem uzun tartışmalar yaşandığını hem de meclis bahçesindeki eylemler nedeniyle tansiyonun yükseldiğini söyledi. Polis, sendikalar ve eyleme katılanlar arasında ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Öztürkler, tansiyon yükseldiğinde oturuma ara vererek süreci yönetmeye çalıştığını ifade etti.

Başbakan Ünal Üstel’in gerilimin düşürülmesi ve uzlaşı sağlanması için zamana ihtiyaç duyduğunu kendisine ilettiğini anlatan Öztürkler, bu nedenle Danışma Kurulu’nun toplandığını söyledi. Toplantıda UBP’nin, önce hükümet içinde, ardından Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi ile değerlendirme yapılacağını, sonrasında ise UBP grubunun toplanarak yol haritasını belirleyeceğini aktardığını ifade etti.

CTP’nin ise yasa tasarısının ya tamamen gündemden çıkarılması ya da komiteye geri çekilmesi gerektiği yönündeki tavrını ortaya koyduğunu belirten Öztürkler, toplantının gelinen son aşamayla ilgili karşılıklı bilgi paylaşımı talebiyle tamamlandığını söyledi.

 

“Bu yasaların şekline karar verecek olan Cumhuriyet Meclisi ve milletvekilleridir”

Hayat pahalılığı yasa tasarısıyla ilgili son kararın hükümetten çok meclis ve milletvekillerine ait olduğunu vurgulayan Öztürkler, hükümetin tasarıyı geri çekebileceğini ya da yeniden görüşülmek üzere komiteye gönderebileceğini söyledi.

Ancak her iki durumda da son sözün Meclis Genel Kurulu’nda milletvekillerinin oylamasıyla söyleneceğini belirten Öztürkler, “Danışma Kurulu kararıyla bu iş olmaz” dedi.

Öztürkler, hükümetin şu an için net bir tavır ortaya koymadığını, hükümet içinde görüşmelerin ve diyalog arayışlarının sürdüğünü ifade etti. Bu görüşmelerin Antalya’da da devam edebileceğini söyleyen Öztürkler, son UBP grup toplantısına DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu ile YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın da katıldığını belirtti.

Bu toplantıyı “genişletilmiş Meclis grup toplantısı” olarak tanımlayan Öztürkler, milletvekillerinin görüşlerini ortaya koyduğunu, yapılan değerlendirmelerin ardından cumartesi günü yeni bir toplantı daha yapılmasının hedeflendiğini söyledi. Bu toplantının ardından hükümetin duruşunun netleşeceğini kaydetti.

 

“Hükümet tavrını ortaya koymadan ben geçen hafta Meclis’i çalıştırmış olsaydım ne olacaktı?”

Meclis’in çalıştırılmaması nedeniyle kendisine yöneltilen eleştirilere de yanıt veren Öztürkler, Meclis Başkanı olarak yasama ve denetim faaliyetlerinin sürmesini herkesten çok istediğini söyledi.

Ancak hükümetin tavrı ortaya çıkmadan Meclis’in toplanmasının yeni bir kriz yaratacağını savunan Öztürkler, sendikaların eylemlerinin devam edeceğini açıkladığını, Meclis’in toplanması halinde okullarda eğitimin, sağlık hizmetlerinin ve devlet bürokrasisindeki işlemlerin aksayacağını söyledi.

Öztürkler, Başbakan’ın uzlaşı için zamana ihtiyaç duyduğunu açıkladığı bir ortamda Meclis’i toplamayı ülkeyi “kaosa sürüklemek” olarak değerlendirdi.

Meclis’teki oturumun halen açık ve sadece ara verilmiş durumda olduğunu belirten Öztürkler, bu nedenle Meclis’in normal yasama ve denetim faaliyetlerini sürdüremediğini, komitelerin de toplanamadığını ifade etti. Oturum kapanmadığı için her an Genel Kurul’un yeniden toplanabileceğini söyleyen Öztürkler, bu nedenle yeni bir gündem ve yeni bir yasama takviminin de oluşturulamadığını kaydetti.

Öztürkler, önümüzdeki hafta başında hükümetin tavrını netleştirmesiyle birlikte bu belirsizliğin sona ermesini ve Meclis’in yeniden çalışmalarına dönmesini istediğini söyledi.

Yaşananların bir geri adım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürkler, “ortak akıl” ve “uzlaşı” için atılan bu adımın doğru olduğunu savundu. Hükümetin ekonomik kriz, savaşlar ve bütçe açığı gibi nedenlerle yasa tasarısını Meclis’e getirdiğini söyleyen Öztürkler, ancak sürecin yeterince olgunlaştırılmadığını ve eksik görüşmeler nedeniyle toplumda kutuplaşma oluştuğunu ifade etti.

 

“Avrupa Birliği’nin sürekli federasyon temelli çağrı yapmasını doğru bulmuyoruz”

Programda Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin Türkiye raporunda Kıbrıs Türk halkına ilişkin değerlendirmeler de gündeme geldi.

Öztürkler, Avrupa Birliği’nin yıllardır Kıbrıs meselesinde tek taraflı ve yanlı davrandığını savundu. Hangi cumhurbaşkanı görevde olursa olsun, Kıbrıs Türk tarafının Avrupa tarafından sürekli “uzlaşmayan taraf” olarak gösterildiğini söyleyen Öztürkler, Avrupa Birliği’nin federasyon temelinde çözüm çağrısı yapmasını kabul etmediklerini ifade etti.

Cumhuriyet Meclisi’nin son kararının iki devletli çözüm olduğunu hatırlatan Öztürkler, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde hareket etmeye devam edeceklerini söyledi.

Başka siyasi partilerin federasyon görüşünü savunabileceğini ancak UBP’nin ve Meclis çoğunluğunun iki devletli çözüm çizgisinde olduğunu belirten Öztürkler, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk halkının iradesine saygı göstermesi gerektiğini ifade etti.

Öztürkler, Avrupa Birliği’nin tarafsız olmadığını, hatta zaman zaman EOKA’yı öven açıklamalara varan bir çizgi izlediğini ileri sürdü. Avrupa’nın güçlü ülkelere karşı insan hakları konusunda sessiz kaldığını savunan Öztürkler, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda karar vermek yerine süreci Kıbrıs Türk halkı ile Güney Kıbrıs’a bırakması gerektiğini söyledi.

 

“En büyük sorunlarımızdan bir tanesi samimiyet ve güven”

Rum tarafında Paskalya kutlamaları sırasında KKTC ve Türkiye bayraklarının yakılması ile Pile’de yaşanan olaylara da değinen Öztürkler, bunların Rum tarafının Kıbrıs Türk halkına bakışını ortaya koyduğunu söyledi.

Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs Türk halkını halen azınlık olarak gördüğünü ve Türk tarafına egemenlik hakkı tanımak istemediğini savunan Öztürkler, Rum liderliğinin Türkiye’nin garantörlüğünü ve Türk askerinin varlığını hedef alan açıklamalar yaptığını ifade etti.

Paskalya’daki görüntüleri “kışkırtmaya yönelik” olarak nitelendiren Öztürkler, EOKA’nın parlatılmaya çalışıldığını, buna karşılık Kıbrıs Türk tarafının EOKA’nın ne olduğunu çok iyi bildiğini söyledi.

Pile’de yaşananları da “aynı yaklaşımın devamı” olarak değerlendiren Öztürkler, sınır ihlallerine izin vermeyeceklerini, Kıbrıs Türk halkının egemenliği ile toprak bütünlüğünün korunacağını belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rum tarafındaki yabancı askeri varlıkla ilgili açıklamalarını da değerlendiren Öztürkler, Güney Kıbrıs’ın İsrail, ABD ve diğer ülkelerle yaptığı anlaşmalarla “egemenliğini sattığını” savundu. Bu askeri varlığın hem Güney Kıbrıs hem de ada için risk oluşturduğunu belirten Öztürkler, Erdoğan’ın bu güçlerin adadan çekilmesi yönündeki çağrısını doğru bulduğunu söyledi.

Programın sonunda ülkedeki en büyük sorunun ne olduğu sorusuna da yanıt veren Öztürkler, “samimiyet ve güven” vurgusu yaptı.

Kıbrıs sorununun, ekonominin ve diğer başlıkların önemli olduğunu ancak son dönemde halkın birbirine karşı karşıya getirildiğini söyleyen Öztürkler, siyasetçi ile halk, farklı kesimler ve farklı görüşler arasında oluşan güvensizliği tehlikeli bulduğunu ifade etti.

İnsanların kutuplaştırılmaması gerektiğini vurgulayan Öztürkler, farklı görüşler ve farklı siyasi kararlar olsa da Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberliğinin korunması gerektiğini söyledi. Önümüzdeki haftada uzlaşı kültürünün öne çıktığı, Meclis’in yeniden çalışmaya başladığı ve gerginliklerin sona erdiği bir sürecin yaşanmasını temenni etti.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.