Yusuf Kanlı yazdı: Erhürman’ın dört ilkesi BM’nin yeni Kıbrıs girişimine yön veriyor
09/06/2026
Birleşmiş Milletler'in hazırladığı yeni girişimde, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın savunduğu dört maddelik metodolojinin giderek daha fazla ağırlık kazandığı görülüyor. Diplomatik çevrelerde, yeni yaklaşımın Kıbrıs Türk tarafının yıllardır dile getirdiği "çözüm olmazsa bile statükoya geri dönülmemeli" anlayışını sürecin merkezine yerleştirmeye çalıştığı değerlendiriliyor.
LEFKOŞA – Kıbrıs sorununda uzun süredir görülmeyen ölçekte bir diplomatik hareketlilik yaşanırken, Birleşmiş Milletler'in üzerinde çalıştığı yeni girişimin geçmişteki başarısız müzakere süreçlerini tekrarlamaktan çok, tarafların kaygılarını dikkate alan yeni bir siyasi çerçeve oluşturmaya odaklandığı görülüyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín'in Lefkoşa, Ankara, Atina, Brüksel ve New York'u kapsayan temaslarının ardından hazırlanacak strateji belgesinin, Temmuz sonu veya Ağustos başında Cenevre'de yapılması öngörülen genişletilmiş 5+1 toplantısına temel oluşturması bekleniyor.
Diplomatik kaynaklar, bu kez amacın yalnızca yeni bir müzakere süreci başlatmak değil, sürecin başarısızlığa uğraması halinde bile tarafların yeniden başlangıç noktasına dönmesini önleyecek bir çerçeve oluşturmak olduğunu belirtiyor.
Dört maddelik metodoloji öne çıkıyor
Holguín ile yaptığı görüşmenin ardından ANKA'ya konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiyi içermeyen bir sürecin içerisinde yer almayacaklarını açık biçimde ifade etti.
Ancak Erhürman'ın değerlendirmeleri yalnızca kırmızı çizgilerden ibaret değil.
Cumhurbaşkanı, Birleşmiş Milletler'in son dönemde Kıbrıs Türk tarafının kaygılarını daha dikkatli dinlediği ve bunları yeni girişime yansıtmaya çalıştığı yönünde olumlu işaretler gördüğünü de dile getirdi.
"Beklentilerimizin akomode edilmeye, içselleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz" diyen Erhürman, hem Holguín'in hem de Genel Sekreter Guterres'in çabalarını olumlu değerlendirdiğini söyledi.
Erhürman'ın savunduğu metodoloji; siyasi eşitliğin baştan kabul edilmesi, müzakerelerin belirli bir zaman çerçevesi içinde yürütülmesi, geçmişte sağlanan yakınlaşmaların korunması ve olası bir başarısızlık halinde Kıbrıs Türk tarafının yeniden mevcut statükoya mahkûm edilmemesi ilkelerine dayanıyor.
Diplomatik kaynaklar, özellikle son unsurun yeni girişimin şekillenmesinde giderek daha fazla önem kazandığını belirtiyor.
"5+1 olsun ama anlamlı olsun"
Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının hiçbir zaman genişletilmiş 5+1 formatına karşı olmadığını özellikle vurguladı.
Ancak geçmişte gerçekleştirilen bazı toplantıların yalnızca güven artırıcı önlemlerle sınırlı kaldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, yeni toplantının aynı kaderi paylaşmaması gerektiğini söyledi.
"Daha önceki 5+1'lerde olduğu gibi mezar temizliği konuşmaya gitmeyelim" diyen Erhürman, garantör ülkeler ve Genel Sekreter'in katılacağı bir toplantının ciddi siyasi içerik taşıması gerektiğini ifade etti.
Bu nedenle Temmuz sonu veya Ağustos başında yapılması öngörülen toplantının kendisinden çok, o toplantıya hangi hazırlıklarla gidileceğinin önemli olduğunu belirtti.
Erhürman'a göre mesele bir 5+1 toplantısının yapılması değil, sonuç üretme potansiyeli taşıyan bir siyasi zeminin oluşturulabilmesi.
Avrupa Birliği masada değil, süreçte olabilir
Yeni girişimin dikkat çeken unsurlarından biri de Avrupa Birliği'nin geçmiş dönemlere göre daha görünür hale gelmesi.
Bununla birlikte Erhürman, Avrupa Birliği'nin müzakere masasının resmi bir tarafı olmasına hem Kıbrıs Türk tarafının hem de Türkiye'nin karşı olduğunu açık biçimde ortaya koydu.
"Güney Kıbrıs zaten Avrupa Birliği üyesidir. Bu şartlarda Avrupa Birliği'nin masanın parçası olması tarafsızlık özelliğini tamamen ortadan kaldırır" dedi.
Ancak Avrupa Birliği'nin süreç dışında önemli katkılar yapabileceğini de vurguladı.
Özellikle Doğrudan Ticaret Tüzüğü gibi yıllardır bekleyen düzenlemelerin Avrupa Birliği'nin yetki alanında bulunduğunu hatırlatan Erhürman, Brüksel'in süreci kolaylaştırıcı adımlar atmasının hem mümkün hem de gerekli olduğunu söyledi.
Diplomatik çevreler de bu değerlendirmeyi paylaşarak, Avrupa Birliği'nin masaya oturmasından çok, tarafların siyasi risk almasını kolaylaştıracak bir atmosfer yaratmasının daha gerçekçi olduğunu belirtiyor.
Bu çerçevede Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, yüksek düzeyli siyasi diyaloğun yeniden başlaması, enerji güvenliği alanında iş birliğinin geliştirilmesi ve Türkiye-AB ilişkilerindeki genel iklimin iyileştirilmesi gibi başlıkların sürece olumlu katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
Nitekim Avrupa Birliği Konseyi Başkanı António Costa, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın gelecek ay Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek için girişimde bulunduğu belirtiliyor.
Değişen bölgesel ortam yeni fırsatlar yaratıyor
Erhürman, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin doğrudan Kıbrıs gündemiyle toplanmayacağını ancak değişen bölgesel koşullar nedeniyle Kıbrıs'ın liderler arasındaki görüşmelerde mutlaka gündeme geleceğini düşündüğünü söyledi.
Kıbrıs'ın enerji güvenliği, deniz yetki alanları, ticaret yolları ve bölgesel güvenlik açısından taşıdığı stratejik önemin son yıllarda daha da arttığını belirten Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği'nin de bu nedenle Kıbrıs sorununa geçmişe kıyasla daha fazla ilgi göstermeye başladığını ifade etti.
Diplomatik çevreler de İsrail-İran gerilimi, Avrupa'nın enerji güvenliği arayışları, Doğu Akdeniz'in artan stratejik önemi ve Türkiye-AB ilişkilerindeki göreli yumuşamanın Kıbrıs dosyasına yeni bir önem kazandırdığı görüşünde.
Yeni sürecin omurgası hazırlanıyor
Bu çerçevede Holguín'in önümüzdeki haftalarda yürüteceği diplomasi trafiği kritik önem taşıyor.
Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Erhürman ve Rum lider Nikos Hristodulidis ile yeniden görüşecek olan Holguín'in, pazar günü adadan ayrılması bekleniyor.
BM temsilcisi daha sonra Ankara'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Atina'da ise Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis ile görüşecek. Ardından Brüksel ve New York temasları gelecek.
Diplomatik kaynaklara göre bütün bu görüşmelerin sonunda hazırlanacak strateji belgesi, yalnızca yeni bir müzakere girişiminin değil, yıl sonuna kadar ilerletilmesi hedeflenen olası bir çözüm sürecinin de omurgasını oluşturacak.
Temmuz sonu veya Ağustos başında yapılması beklenen 5+1 toplantısının ise bir sonuç konferansından çok, yeni ve yoğun tempolu bir siyasi sürecin başlangıç noktası olması hedefleniyor.
Bu nedenle önümüzdeki haftalarda ortaya çıkacak yol haritasının, yalnızca yeni bir müzakere girişiminin değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk tarafının uzun süredir savunduğu "çözüm olmazsa bile statükoya geri dönülmemesi" anlayışının uluslararası diplomasiye ne ölçüde yansıyacağını da göstereceği değerlendiriliyor.































































































































































































