Siyaset ve ekonomi
05/09/2011
İsmail Bozkurt
Yıllardır dünyadaki ekonomik bunalımlar, denizlerdeki “gel – git” olayı gibi, gelip gidiyor.
Her bunalımın gelişinde önlemler alınıyor, bu önlemlerin sonucu “pembe tablolarla” gösteriliyor ama çok geçmeden “sil baştan” geri dönülüyor.
Tuhaf değil mi bu “gel - git” olayı?
Madem bir bunalım olduğunda birileri reçeteler ortaya koyuyor ve bu reçetelerin “doğruluğuna” inanılıp güvenilerek ona göre uygulama yapılıyor, niye bir süre sonra aynı bunalımla yüz yüze kalınıyor?
Neden?
Siyasal Sistemler Bunalım Yönetmede
“Yetersiz Ve Yeteneksiz” (Mi?)
Geçmişte de bu konuyu irdeleyip kafa yorduğumu anımsıyorum. Hatta ekonomiyi yönetenlerin “el yordamı” ile hareket ettiğini de yazmıştım.
Gerçekten ekonomiyi yönetenler el yordamı ile mi hareket ediyor? Yoksa işin içinde başka iş mi var?
Bu bağlamda:
• ABD’nin kredi notu düşürülürken “Amerikan siyasal sisteminin bunalım yönetmedeki yetersizliği ve yeteneksizliğinin” gerekçelerden biri olmasını nasıl yorumlamak gerekir?
• AB’nin, batmakta olan üye ülkeleri kurtarma gücünün görülmemesi ve bunun Euro bölgesini ortadan kaldırma potansiyeli taşıdığı yönündeki değerlendirmeler, AB siyasal sisteminin de bunalım yönetmedeki yetersizliği ile yeteneksizliğini göstermiyor mu?
• Eğer gelinen aşamada AB siyasal sisteminin yetersizliği ile yeteneksizliğinin rolü varsa ve Fransa’nın önde gelen iktisatçılarından Prof. Philippe Dessertine’nin dediği gibi, “euro bölgesinin yıkılması, dünyayı savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacaksa” bunun sorumlusu da AB siyasal sistemi olmayacak mı?
Ah Şu Siyasal Rantın Çekiciliği
Sözün kısası şu:
Demokrasi, hep vurguladığım gibi, bilinen iyi yönetim biçimidir ama mükemmel değildir. Üstelik, demokrasi bir anlamda seçim demek olduğu için, “siyasal rantın dayanılmaz çekiciliği” popülizmi davet eder ve popülizm, demokrasinin “iflah olmaz” hastalığı olarak ortaya çıkar.
Koşut olarak ekonomideki bunalımlar da büyük oranda siyasetten; siyasetin popülist politikalarından, siyasal rant kaygısından, beceriksizliğinden, basiretsizliğinden, yetersizliğinden, yeteneksizliğinden kaynaklanır.
Bunun anlamı, ekonominin temel sorunlarından birinin siyaset kurumunun kendisi olduğudur.
Yani “bütün yolların Roma’ya çıkışına” benzer biçimde, parmaklar hep siyaset kurumunu gösterir.
Bu konuda bizde ya da dünyada farklılık yoktur. Politika ve politikacı hep ve her yerde aynıdır.
Son Olarak
Bir sorunla baş edebilmek için, önce sağlıklı saptamalar gerektirir.
Hemen her alanda olduğu gibi, ekonomi alanında kendilerini kanıtlamış akademisyenler, yetişmiş beyinler vardır.
Ne yazık ki siyaset, bu gibilerden yararlanarak sağlıklı değerlendirmeler yapmayı sevmiyor, bu yöndeki çabaları da çoğu kez engelliyor.
Çağımızda “küresel liderlik” diye bir kavram vardır. Küreselleşme ile bağlantılı olan bu kavram, anlam olarak politik liderlerin atacakları her adımı, ağızlarından çıkacak her sözü çok iyi değerlendirmeleri gereğini de içermektedir.
Hani “politikacı ilk seçimi devlet adamı gelecek kuşakları düşünür” denir ya! Küresel liderlik, politikacı değil devlet adamı olmayı gerektirir.
Bu konuda sınıfta kalındığını, dünyayı devlet adamlarının/küresel liderlerin değil, politikacıların yönettiğini düşünüyorum.
En başta söylediğim ekonomideki “el – git” olayının başka açıklamasını yok!
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- Sular ısınırken
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































