Hüseyin Ekmekçi: Bizden kaynaklanmayan bir sorunun adeta kölesi olduk
10/09/2026
UÇAK BİLETLERİ ÇOK PAHALI. SENELERDİR BU SORUNLA BAŞA ÇIKAMIYORUZ. ÇÖZÜMÜ BELLİ AMA ÇÖZECEK GÜCÜMÜZ YOK. BİZDEN KAYNAKLANMAYAN BİR SORUNUN ADETA KÖLESİ OLDUK
DERT SİYASETÇİNİN DERDİ DEĞİL. BORÇ SİYASETÇİNİN BORCU DEĞİL. ÇÖZÜM ÜRETME YETKİSİ OLANLAR, ÜLKE İNSANI KADAR TASALANMIYOR… SORUNUN KAYNAĞI BURADA…
Eylül ayıyla birlikte adaya yönelik talebin düşeceğini bütün turizmciler biliyordu. Ancak kimse tablonun bu kadar kötü olacağını tahmin etmedi. Oteller boş. Rezervasyon operasyonları durmuş durumda. Peki, 10 ay denize girilen bu ülkeye ne oldu?
Bunun birçok nedeni var. Yüksek enflasyon, enerji maliyetleri, artan maaş yükü, pahalı girdi ve kontrolsüz fiyatlar… Ancak bütün bunların önünde çok daha büyük bir sorun duruyor: Uçak bileti fiyatları. Pegasus ve THY’ye mahkum ülke turizmi piyasası dengeleyecek bir havayoluna hasret…
Turizminin yüzde 90’ını Türkiye pazarına bağlayan bir ada için bilet fiyatları kabul edilemez. İnsanlar tatile başlamadan bütçesinin önemli bölümünü ulaşıma harcıyor. Dört kişilik bir ailenin sadece uçak bileti için ödemesi gereken rakam, tatili başlamadan bitiriyor.
Turist hesabını yapıyor. Kuzey Kıbrıs’a gelmek yerine Antalya’ya, Bodrum’a, Yunan adalarına, İspanya’ya veya İtalya’ya gidiyor. Çünkü aynı paraya daha uzun konaklama, daha fazla hizmet ve daha uygun ulaşım buluyor. Sonra biz otelciye dönüp, “Oda fiyatını düşür” diyoruz.
Nasıl düşürecek? Elektrik pahalı. Akaryakıt pahalı. Gıda pahalı. İşçilik pahalı. Finansman maliyeti yüksek. Vergiler ağır. Otelci bütün bunların altında ezilirken bir de uçak bileti nedeniyle müşterisini kaybediyor. Bu ülkede turizm yatırımı yapan herkes büyük bir risk alıyor.
Küçük oteller açısından eylül ve ekim ayları hayati önem taşıyor. Yazın yoğun dönemini kaçıran küçük işletmeler, bu iki ayda biraz nefes almak istiyor. Şimdi o umut da ellerinden alınıyor. Etrafımızdaki ülkelerde insanlar hâlâ güneşin ve denizin tadını çıkarıyor.
Bizde ise deniz aynı deniz, güneş aynı güneş ama turist yok. Çünkü bu ülkeye ulaşmanın bedeli, tatilin kendisinden daha pahalı hâle geldi. Esas acı olan ise başka… Turizmci yanıyor. Yatırımcı borcunu düşünüyor. Otel çalışanı işini kaybetme korkusu yaşıyor.
Restorancı masasının boş kaldığını görüyor. Araç kiralama şirketi kontak çeviremiyor. Esnaf dükkânında müşteri bekliyor. Ama ülkeyi yönetenler aynı rahatsızlığı hissetmiyor. Siyasetçinin canı yanmıyor. Çünkü boş kalan oda onun odası değil.
Ödenemeyen kredi onun kredisi değil. Kapanma tehlikesi yaşayan işletme onun işletmesi değil. Maaş ödeyemeyen yatırımcı o değil. Bu nedenle herkes sadece seyrediyor. Uçak bileti fiyatları aylardır konuşuluyor. Turizm örgütleri uyarıyor. Otelciler bağırıyor. Acenteler talebin çöktüğünü söylüyor.
Ortada bütünlüklü bir ulaşım politikası yok. Yeni hava yolu bağlantıları için ciddi girişim yok. Koltuk destek modeli yok. Düşük sezon teşviki yok. Charter seferlerini artıracak plan yok. Vergi ve harç yükünü hafifletecek çalışma yok. Sadece toplantı var. Açıklama var. Bahane var. Aksiyon yok.
“Bilet fiyatları bizden kaynaklanmıyor” demek çözüm olamaz. Tam tersine, bizi en fazla canımızı yakan sorunlar zaten doğrudan bizden kaynaklanmayan sorunlar. Devlet yönetmenin anlamı da burada ortaya çıkar. Sorun senin elinde değilse, etkisini azaltacak yolu bulacaksın.
Türkiye ile görüşeceksin. Hava yolu şirketleriyle masaya oturacaksın. Düşük sezonda koltuk desteği sağlayacaksın. Charter seferleri için teşvik vereceksin. Paket tatilleri cazip hâle getireceksin. Havalimanı vergi ve harçlarını yeniden değerlendireceksin. Yeni şirketlerin pazara girmesi için önünü açacaksın.
Çünkü ulaşamı zor bir adayı pazarlayamazsın. Dünyanın en güzel reklam filmini çeksen ne olur? Milyonlarca liralık tanıtım yapsan ne olur? Turist internete girip uçak bileti fiyatını gördüğü anda ekranı kapatıyorsa bütün o harcama çöpe gider.
Turizm sadece otelcinin meselesi değil. Turizm; taksicinin, garsonun, kasabın, manavın, marketçinin, çiftçinin, sanatçının ve küçük esnafın ekmeği. Bir uçak koltuğu boş kaldığında yalnızca hava yolu şirketi kaybetmiyor. Bütün ülke kaybediyor.
Eylül gidiyor. Arkasından ekim de gidecek. Sonra yine toplantılar yapılacak. Raporlar hazırlanacak. Birileri çıkıp “Turizmi on iki aya yayacağız” diyecek. Önce turisti adaya getirin. Çünkü uçak bileti bu kadar pahalıysa, otelin kapısı açık olsa ne yazar?




























































































































































































