Hüseyin Ekmekçi yazdı: Bizi resmen bir çukurun içine attılar…
10/08/2026
BİZİ RESMEN BİR … ÇUKURUN İÇİNE ATTILAR… HANGİ KÖŞEDE, HANGİMİZİN NASIL ÖLECEĞİ BELLİ DEĞİL… NEZAKET, SEVGİ- SAYGI SOKAKLARI TERKETTİ
YALAN, KABALIK, VANDALLIK SOKAKLARI TESLİM ALDI. SON KURBAN TURAN OBALI. SUÇSUZ GÜNAHSIZ TURAN AMCA HAYATA VEDA ETTİ.. EHLİYET YOK; SOL ŞERİTTE ARABA SÜRMEMİŞ, ALKOLLÜ, SÜRATLİ… ÖLDÜ GİTTİ ADAM; BUNLAR UTANMADAN YALAN DERDİNDE…
Bir insan öldü. Adı Turan Obalı. Girne-Güzelyurt anayolunda, kendi halinde yoluna devam ederken karşı şeride geçen bir aracın altında kaldı. Olay yerinde yaşamını yitirdi. Mahkemeye aktarılan polis bulgularına göre aracın sürücüsü Yağmur Açıkgöz’dü.
Adada yasal bir statüsü yok. Ehliyetsiz… Ama tüm bu ikisinden çok daha kötüsü var. Nefes örneğinde 167 miligram alkollü içki tesiri altında olduğu tespit edildi. Sarhoş ve sorumsuz bir insan… Ne kadar insansa artık… Aşırı sürat yaptığı da polis tarafından mahkemeye aktarıldı.
Yani tablo zaten yeterince korkunç. Ama bitmedi. Çünkü kazadan sonra bu kez başka bir hikâye başladı. Arabada bulunan biri 17 yaşında kız, 3 kişi sürücüyü gizleme peşine düştüler… utanmadılar, sıkılmadılar, ölüye de saygı duymadılar… utanmadılar, sıkılmadılar
Araçta bulunan Mehmet Ali Gördü, Y.G. ve S.D.’nin, aracın sürücüsünün Yağmur Açıkgöz olduğunu bilmelerine rağmen polise farklı beyanda bulundukları iddia edildi. Düşünebiliyor musunuz? Ortada ölümlü bir trafik kazası var. Bir insan yerde yatıyor.
Polis gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyor. Ve araçtakiler, direksiyonda kimin bulunduğu konusunda polisi yanıltıyor. Neden? Kimi korumaya çalışıyorsunuz? Neyi gizliyorsunuz? Bir insanın öldüğü yerde ilk refleks nasıl gerçeği anlatmak değil de sürücüyü gizlemek olabilir?
İşte benim asıl takıldığım yer burasıdır. Üstelik olayın içinde Mehmet Ali Gördü var ya. Arabayı o kiralamış. Kiralık aracı pekâlâ o kullanabilirdi. Ama o anda direksiyonda olmadığı polis soruşturmasıyla ortaya çıktı. Kendisi başka bir davada yargılanıyor, suçları dağ gibi…
Şimdi yan yana koyun. Ehliyetsiz bir sürücü…Alkol… Aşırı sürat iddiası… Ölümlü kaza… Ardından sürücünün kimliğini gizlemeye yönelik olduğu ileri sürülen beyanlar… Başka bir davadan teminatla dışarıda bulunan bir isim… Tam bir arapsaçı. Olayı konuşurken çok önemli bir şeyi kaçırıyoruz.
Turan Amca yok artık. Bütün bu dosyaların, mahkemelerin, teminatların, tutuklulukların, kan tahlillerinin, ifadelerin ve yalan olduğu ileri sürülen beyanların ortasında değişmeyecek tek gerçek budur. Turan Obalı öldü. Evine dönemedi. Ailesi artık onu bekleyemeyecek.
Onun hayatı için ikinci bir mahkeme kararı yok. Teminat yok. İtiraz yok. Üç gün tutukluluk da yok. Ölüm kesin! KKTC’de son dönemde yaşadığımız adli olaylara bunu da ekleyelim… Sarhoş sürüş… Ehliyetsiz sürüş… Aşırı sürat… Polise yalan beyan iddiası…
Suça karışan insanların birbirini koruma refleksi… Ve bütün bunların üzerinde giderek büyüyen bir “nasıl olsa bir yolunu buluruz” kültürü. Asıl çürüme burada. Çünkü mesele yalnızca Yağmur Açıkgöz değil ki. Mesele yalnızca Mehmet Ali Gördü ve araçta bulunan diğer kişiler de değil.
Mesele, kuralsızlığın sokakları esir aldığı bir dönemde, insanların kuralları yok sayması. Ehliyetin yoksa direksiyona geçmeyeceksin, geçti… Alkollüysen direksiyona hiç geçmeyeceksin, sürdü. Bir insan öldüyse polisi yanıltmaya çalışmayacaksın, çalıştılar…
Bunlar hukuk kitabının karmaşık maddeleri değil aslında. İnsan olmanın en basit kuralları. İnsan olan, bu yaşananlara alet olmaz. Ama ülke o kadar suça ve suçluya teslim ki, sanırım ülkeye turist olarak gelenler, bu adayı kuralsız yaşamın merkezi, suçun da cezasız olduğunu sanıyor…
Şimdi mahkeme süreci devam edecek. Yağmur Açıkgöz hakkındaki iddialar yargı önünde değerlendirilecek. Diğer zanlılarla ilgili polise farklı beyanda bulunulduğu iddiasının da hesabı hukuk önünde sorulacak. Kim ne yaptıysa, ne kadar sorumluluğu varsa bağımsız mahkeme karar verecek.
Ama bir şeyi mahkemenin karar vermesini beklemeden söyleyebiliriz: Bu ülkede yollar sokaklar artık sahipsiz. Suç işlemekten korkmayan, kuralsız yaşamaktan çekinmeyen binlerce insan sokakları esir aldı. Yazık değil mi ülkemize? Bize kim sahip çıkacak?






















































































































































































