Özersay: HP'nin baraj sorunu olmayacak
29/09/2026
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, Nazar Erişkin ile Güne Dair programında yaptığı açıklamada HP’nin seçim sonrasında ülke yönetiminde yer alma hedefi taşıdığını söyledi. Seçim öncesi yapılan ödemeler ve geçici istihdamları “seçim yatırımı” olarak nitelendiren Özersay, Türkiye ile yürütülen büyük projelerin hükümette hangi parti olursa olsun devam edeceğini savundu. Özersay, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına ilişkin dosyaların takipçisi olacaklarını, olası bir koalisyonda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin hükmün protokole yazılmasını isteyeceklerini de açıkladı.
Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, Nazar Erişkin’in sunduğu Güne Dair programında yaklaşan seçimler, seçim ekonomisi, olası hükümet senaryoları, Türkiye ile ilişkiler, yolsuzluk dosyaları ve Türkiye’deki fon soruşturmasının KKTC bağlantıları konusunda açıklamalarda bulundu.
“40 BİN TL’LİK ÖDEME SEÇİM İÇİN YAPILIYOR”
Sosyal Sigortalar kapsamındaki kişilere kasım ayında yapılacağı açıklanan 40 bin TL’lik ödemeyi eleştiren Özersay, ödemenin Sosyal Sigortaların 50’nci kuruluş yılı gerekçesiyle açıklanmasına itiraz etti. Kurumun Yasası’nın 1976’da geçtiğini, kurumun kuruluşunun ise 1977’ye dayandığını belirten Özersay, “Aslında 50 yıl gelecek sene. Burada seçim için ekstra bir ödeme yapıyoruz ama bunun adını başka bir şey koyalım yaklaşımı var” dedi. Özersay, ocak ayında maaşlara yüzde 10 artış yapılacağı yönündeki açıklamaları da eleştirerek, mevcut hükümetin seçimden sonra görevde olup olmayacağı belli değilken gelecek döneme ilişkin oran açıklamasını doğru bulmadığını söyledi.
HP Genel Başkanı Özersay, Sağlık Bakanlığı’nın 90 geçici personel istihdamına yönelik duyurusunu da seçim dönemi uygulaması olarak değerlendirdi. Hükümetin beş yıldır görevde olduğunu belirten Özersay, ihtiyaç bulunması halinde personelin daha önce Kamu Hizmeti Komisyonu üzerinden sınavla alınabileceğini savundu. İlan süresinin çok kısa tutulduğunu ileri süren Özersay, “Seçim yasaklarına iki hafta kala Kamu Hizmeti Komisyonu’nu baypas edip Sağlık Bakanlığı ve Personel Dairesi üzerinden alım yapmaya kalkıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE SADECE BİR PARTİYLE ÇALIŞMAZ”
Programda Türkiye ile KKTC arasında gündemde olan su, doğal gaz, elektrik ve Ercan Havalimanı gibi projeler de ele alındı. Türkiye’nin bu projeleri yalnızca belirli bir siyasi parti iktidardayken sürdüreceği yönündeki algıya karşı çıkan Özersay, HP’nin hükümette bulunduğu dönemde de Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle çeşitli projelerde yakın çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Özersay Türkiye’nin orta ve uzun vadeli dış politikasının gereği olarak başlatılan, Kıbrıs Türkünün de yararına olan bu tür projelerin hükümette kim olursa olsun ilerleyeceğini ve ilerlemesi de gerektiğini söylerken, esas meselenin, büyük projelerin ülke içinde nasıl yönetileceği olduğunun altını çizdi.
Türkiye’den gelen suyu örnek gösteren Özersay, ana projenin tamamlanmasının tek başına yeterli olmadığını; dağıtım, altyapı, fiyatlandırma ve planlamanın ülke içinde doğru yapılması gerektiğini belirtti. Benzer bir durumun elektrik ve doğal gaz projeleri açısından da geçerli olacağını söyledi.
“HP’NİN BARAJ SORUNU OLMAYACAK”
Yaklaşan seçime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özersay, HP’nin baraj sorunu yaşayacağını düşünmediğini söyledi. Sahadaki gözlemlerine dayanarak HP’nin üçüncü parti konumunda olduğunu ileri süren Özersay, seçim sonrasında oluşacak Meclis aritmetiğinde HP’nin “kritik ve belirleyici” bir rol üstleneceğini düşündüğünü ifade etti. Özersay, bunun bir seçim sonucu tahmini değil, partisinin sahadaki değerlendirmesi olduğunu belirterek, “Halkın Partisi üçüncü parti konumunda görünür şu anda ve bunun değişeceğini düşünmüyorum” dedi.
HP’nin aday profiline bakıldığında UBP Başta olmak üzere diğer partilerden oy alma stratejisi güttüğüne ilişkin soruyu da yanıtlayan Özersay, farklı siyasi geçmişlerden gelen isimlerin partiye katılmasının özel olarak diğer partilerin seçmenini hedefleyen bir stratejinin sonucu olmadığını söyledi. “Halkın Partisi merkez partidir” diyen Özersay, partisini “ideolojik değil, değerler üzerine kurulan” bir siyasi yapı olarak tanımladı. Özersay, köken, doğum yeri, gelir düzeyi ve diğer farklılıklar üzerinden yurttaşlar arasında ayrım yapmadıklarını, bunun parti yönetim organlarına da yansıdığını savundu.
“ÖNCELİĞİMİZ ÜLKEYİ YÖNETMEK”
Seçim sonrası olası hükümet senaryolarına ilişkin Özersay, HP’nin temel hedefinin muhalefette kalmak değil hükümette yer almak olduğunu söyledi. “Bizim hedefimiz ülkeyi yönetmektir. Bu memleketin yönetilmesine talibiz” diyen Özersay, seçim sonucunda farklı bir Meclis aritmetiği ortaya çıkması halinde ise HP’nin muhalefette görev yapabileceğini kaydetti. CTP-UBP koalisyonununu da gündeme getiren Özersay, böyle bir seçeneğin son günlerde kamuoyunda tartışıldığını belirterek bunu olasılık dışı görmediğini söyledi. Böyle bir koalisyon kurulması ve HP’nin üçüncü parti olması halinde HP’nin ana muhalefet konumuna gelebileceğini ifade etti.
2022’DE MECLİS’TEN ÇEKİLME KARARINI SAVUNDU
HP’nin 2022’de Meclis’ten çekilmesinin ardından neden yeniden Meclis’e dönmek istediği sorusuna Özersay, o dönem kurulan hükümetin “meşru olmadığı” yönündeki görüşlerini yineleyerek yanıt verdi. Özersay, HP’nin Meclis’ten çekilme kararını geçmişte farklı siyasi partilerin meşruiyet tartışmaları sırasında aldıkları benzer kararlarla karşılaştırdı. “Şimdi halkın iradesiyle, halka sorarak meşru bir hükümet kurmaya geliyoruz” diyen Özersay, HP’nin önceliğinin ülke yönetiminde yer almak olduğunu tekrarladı.
“DOSYALARI YALNIZCA KONUŞMADIK, POLİSE VE SAVCILIĞA BAŞVURDUK”
Programın önemli başlıklarından biri de geçmiş dönemde gündeme gelen yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararı iddiaları oldu. Özersay, sahte diploma ve “alkollü mama” olarak anılan dosyalar dahil çeşitli konularda HP’nin yalnızca siyasi açıklama yapmakla yetinmediğini, polise ve ilgili makamlara şikâyet dilekçeleri verdiğini söyledi. Kudret Özersay, sahte diploma iddialarında adı geçen kişilerle ilgili de başvuruları bulunduğunu belirterek, dokunulmazlık bulunsa dahi kişilerin ifade vermesinin önünde engel olmadığını savundu.
“DOKUNULMAZLIĞIN KALDIRILMASI KOALİSYON PROTOKOLÜNE YAZILMALI”
Özersay, seçim sonrasında HP’nin bir koalisyon hükümetinde yer alması halinde yolsuzluk veya başka suç iddialarına konu milletvekilleri açısından nasıl davranacaklarına ilişkin de dikkat çekici bir koşul ortaya koydu. Savcılığın talepte bulunması ve hukuki sürecin suç şüphesini gerekli aşamaya taşıması halinde, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının koalisyon protokolünde açık bir taahhüt haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
FON SORUŞTURMASI: “HÜKÜMETE ‘NE YAPIYORSUNUZ?’ DİYE SORDUK”
Türkiye’de yürütülen fon soruşturmasının KKTC’ye uzanan bağlantıları da programda gündeme geldi.
Özersay, Nazar Erişkin’in konuya ilişkin haberinin ardından HP olarak Maliye Bakanlığı’na çağrı yaptıklarını belirterek, hükümete herhangi bir suçlama yöneltmediklerini, kamuoyunun bilgilendirilmesini istediklerini söyledi. Türkiye’deki tedbir kararlarının bazı varlık ve arazileri kapsadığına dikkat çeken Özersay, söz konusu araziler arasında KKTC devlet arazilerinin de bulunduğunu ifade ederek hükümetin bu konuda ne yaptığını açıklaması gerektiğini savundu.
Maliye Bakanı’nın HP’ye yönelik eleştirilerine de yanıt veren Özersay, HP’nin geçmiş hükümet döneminde devlet arazilerinin ihalesiz kiralanmasına karşı çıktığını söyledi. Bakanlık yaptığı dönemde Başsavcılıktan görüş aldığını ve kendisine bağlı Eski Eserler alanındaki kiralamaları ihalesiz yapmadığını anlatan Özersay, daha sonra konuyu Ombudsman’a da taşıdığını belirtti.
Özersay, Türkiye’deki fon soruşturmasının KKTC ayağının yalnızca arazi tahsisleri açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, olası mağdurlar, soruşturmanın KKTC’deki boyutu ve Türkiye ile bu konuda yürütülen temasların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. “Bu siyaset ya da partiler üstü bir şey. Çok önemli bir konu” diyen Özersay, dosyada kamuoyunun yanıt beklediği çok sayıda soru bulunduğunu söyledi.
“KIBRIS SORUNU ARTIK KIBRIS’IN SINIRLARINI AŞMIŞ DURUMDA”
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmesinde Özersay, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin sürecin belirleyici unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. “Kıbrıs sorunu öyle bir uluslararası sorun haline dönüştü ki sadece Kıbrıs’ta, sadece Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler arasında bir şey kotarma ihtimaliniz yoktur” diyen Özersay, bölgesel konjonktürün göz ardı edilerek beklenti yaratılmaması gerektiğini savundu.































































































































































































