Rum Yazardan Hristodulidis’e: Kıbrıs sorununu çözme kararlılığı lafla değil, attığı adımlarla ölçülür
06/10/2026
Politis Yazarı Stavros Antoniou, bugünkü yazısında Rum Lider Hristodulidis’in Kıbrıs Politikasını çarpıcı sözlerle eleştirdi.
İşte yazısı
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, yıllardır Kıbrıs sorununda girişimleri, açıklamaları ve diplomatik çabalarıyla beklentileri yükseltti. Peki gerçekten ne elde etti? Stavros Antoniou soruyor.
Son yıllarda Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, çeşitli girişimleri ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarla Kıbrıs sorununa ilişkin yüksek beklentiler yarattı. Hatta 2026 yılı sonuna kadar bir çözüm planından dahi söz etti. Avrupa Birliği’ne özel temsilci ataması çağrısında bulundu ve uluslararası topluma, müzakerelere tamamen hazır olduğu mesajını sürekli verdi.
Peki sonuçta Cumhurbaşkanı Hristodulidis neyi başardı?
Bu sorunun yanıtını, geçtiğimiz hafta Ulusal Konsey toplantısından ayrılırken 26 yaşındaki Fidias Panayiotou verdi. En genç siyasi lider, Crans-Montana’dan bu yana 111 ay geçtiğini ve müzakerelerin yeniden başlamasına olanak sağlayacak hiçbir somut gelişme yaşanmadığını söyledi. Nikos Hristodulidis’e atıfta bulunarak, onun “Kıbrıs sorununu yeniden müzakere masasına getiremeyen tek Cumhurbaşkanı olabileceğini” ifade etti.
Burada acı bir gerçeğe dikkat çekmek gerekiyor.
Siyasi liderler arasında bu konuyu kamuoyunun önünde gündeme getirmeye cesaret eden yalnızca Fidias Panayiotou oldu. Birçok yurttaşımız bunun farkında olmayabilir; ancak genç Avrupa Parlamentosu üyesi en yurtsever tutumu benimsedi. Çünkü Rum liderliklerinin yıllardır süren tereddütleri ve hataları nedeniyle vatanın yarısının kaybedilmesi riski bulunuyor.
2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri sırasında siyasi konularda yeterli bilgisi olmadığını söyleyen 26 yaşındaki bir siyasi liderin arkasına saklanmamalıyız. Aradan yalnızca iki yıl geçtikten sonra bu genç isim, argümanları ve muhakemesiyle Cumhurbaşkanı Hristodulidis’in başarılı bir dış politika yürüttüğü yönündeki kamuoyu algısını çürütebiliyor.
Elbette birçok Rum, her şeyden Türkiye’nin sorumlu olduğuna inanıyor ve Rum tarafının yapması gereken her şeyi yaptığı yanılgısıyla yaşıyor. Liderliğin eksikliklerine dikkat çekmeye ve farklı düşünmeye cesaret edenler ise çeşitli sıfatlarla yaftalanıyor, Türkiye yanlısı olmakla suçlanıyor.
Bu kişi Birleşmiş Milletler yetkilisi olsa bile.
Peki Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununu yeniden müzakere masasına getiremeyen tek Cumhurbaşkanı olmamak için ne yapabilirdi?
Daha da önemlisi, bölünmeyi getiren Cumhurbaşkanı olmamak için ne yapabilir?
Her şeyden önce Cumhurbaşkanı Hristodulidis, Türk tarafının lideri Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört koşula en baştan yanıt vermeliydi.
Rum tarafının bu dört noktayı kabul ettiğini; ancak Türk tarafının güvenlik ve garantiler başlığında belirli Rum tezlerini kabul etmesi gerektiğini vurgulamalıydı.
Bunu yapmış olsaydı, top yeniden Erhürman’ın sahasına atılmış olurdu.
Topun hangi tarafta olduğunun önemi vardır.
Çünkü her seferinde uluslararası toplumun gözünde bir taraf açıkta kalır. Bugün ise en kritik noktadayız.
Elbette daha da önemlisi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresi sona ermeden gelişmelerin önüne geçmek ve somut bir sonuç elde etmektir.
Cumhurbaşkanı mevcut durumun en çok kendi taraflarına zarar verdiğini kabul ediyorsa, anlamlı müzakereleri başlatmak için bugüne kadar başka ne yaptık?
Bir kişinin Kıbrıs sorununu çözme kararlılığı sözleriyle değil, attığı adımlarla ölçülür.































































































































































































