Libya örneğinde de “kıral çıplak”
31/03/2011
İsmail Bozkurt
Libya’daki başkaldırının üzerinden epeyce zaman geçti ve BM Güvenlik Konseyi Libya’ya müdahale konusunda yasal zemin oluşturacak bir karar aldı. Bunun üzerine, Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy, kendi Dışişleri Bakanı’nı, AB’yi, NATO’yu ve AB içindeki ortaklarını yok sayarak alelacele bir gönüllü müdahale grubu oluşturdu ve jetleri ile Libya’yı bombalamağa başladı.
Üstelik Türkiye ile ABD, siyasal bir çözüme odaklanmışken!
Sonrası malûm!
Türkiye, bu süreçte ilkeli davranarak etkin rol oynadı. Sonuçta devreye NATO girdi ve Sarkozy’nin hevesini kursağında bırakırcasına görevi üzerine aldı.
Bunun üzerine Sarkozy çark ederek, daha önce Türkiye’nin ABD’nin desteğiyle başlattığı siyasal çözümü ön plana çıkarmaya başladı.
Fransızlar’dan Sarkozy’ye Tepki
Sabah’ın Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, sütununda konuyu çok güzel ve anlaşılır biçimde irdelendi. Bu arada TC Başbakanı Erdoğan’ın, “Fransa’nın Libya işinde (Sarkozy’nin) devre dışı kaldığı” yönündeki açıklaması üzerine, Fransızlardan gelen tepkileri aktardı.
Uluslararası ajansların, Erdoğan’ın açıklamasını anında “acil” olarak duyurduklarını söyleyen Şafak, haberin Le Figaro’nun internet sitesinin de manşetine yerleştiğini, ilk 20 dakikada 46 okur tepkisinin siteye yansıdığını belirtip tepkilerden bazı örnekler verdi.
Güzel örnek oluşturdukları için bu tepkilerin bir kısmını sizinle paylaşmak istedim. Gelin, birlikte okuyalım:
• “Fransa, gücünün yetmediği bir alanda büyüklük taslamağa kalkıştı ama aslında bir cüce! Zerrece başarı şansı yok!”
• “Türkiye’ye bravo! Herkesin alçak sesle mırıldandığını yüksek sesle haykırdı.”
• “Bir devlet başkanı için ne utanç verici bir durum!”
• “Fransa’nın özellikle de Cumhurbaşkanı’nın tutumunun sadece seçim hesaplarına dayandığını ve ikiyüzlülükten başka bir şey olmadığını herkes görmeye başladı. Fransız diplomasisi hiç bu kadar alçalmamıştı.”
• “Önümüzdeki günler Fransız diplomasisi için epey sıkıntılı geçecek. Bu tür krizlerin yönetiminde çok daha olgun davranan Türkiye’nin bilgeliğine tebrikler..”
• “Sarkozy bu gidişle Fransa’yı Avrupa’nın dışına itecek. Böylece Türkiye’nin işi de kolaylaşacak.”
Dünya Siyasetinde Sözü Olan Cüce
Uluslararası ilişkilerde, diplomaside, hak, adalet, erdem, iyi niyet ve benzerlerini beklemenin fazla hayalperestlik olduğunu, “çıkar ve gücün,” bu alanın daha belirleyici etkenleri olduğunu bu sütunda çok yazdım.
Sarkozy, tam da öyle davrandı.
Ne var ki Fransa, “Fransızların kendileri cüce olarak nitelese de,” dünya siyasetine yön verme gücündeki BM Güvenlik Konseyi’nin, veto hakkına sahip daimi üyelerinden biri!
Ve biliyorsunuz, BM Güvenlik Konseyi’nin Rum Yönetimi aleyhine karar almasına, Rusya ile birlikte geçit vermeyen bir ülke!
Gelin de BM Güvenlik Konseyi’nin “adaletine” güvenin!
İşin AB Yönü
İşin bir de AB yönü var.
Genç bir akademisyenin AB’yi iki yönü dev, iki yönü cüce bir organizma olarak nitelediğini daha önce de yazmıştım.
İki dev yön, insan hakları ile ekonomi; iki cüce yön de uluslararası ilişkiler ile silahlı güçtü.
Dinlediğimde katıldığım bu niteleme, şimdi değişti. AB’nin ekonomik devliği kalmadı, devlik cüceliğe dönüştü.
Sonuçta AB’nin tek dev yanı insan hakları bakımından!
İlle ve lâkin AB’nin insan hakları ile ilgili değerlerin de, yalnız kendi yurttaşları için anlam ifade ettiğini Mısır’daki Sağır Sultan bile biliyor.
Son Libya olayı karşısındaki AB aczi ve üyelerinin çıkarlarına göre bir birlerinden ayrı hareket etmeleri, AB’nin hem insan haklarındaki çifte standart uygulamalarını, hem de uluslararası ilişkilerdeki “cüceliğini” bir kez daha gözler önüne serdi.
Başka bir AB devi Merkel’in, Kıbrıs’a gelip tam bir kasaba politikacısı gibi, “üstüne pek de görev olmayan” şeyler yumurtlayıp inciler döktürdüğünü da unutmadık.
Gelin, Sarkozy ve Merkel gibi kasaba politikacılarının evirip çevirdiği bir AB’ye güvenin!
Son Olarak
Sonuçta bunlar bilinmeyen şeyler değil!
Ve amacım Sarkozy’yi dile dolamak değil, dünya siyasetinin kimlerin elinde olduğunu bir kez daha göstermek!
Aslında tek bir söz, her şeyi açıklamaya yeter de artar:
“Kıral çıplak!”
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































