Özelleştir(me) mi?
06/04/2011
Sibel Siber
Yirmi yıl kadar önceydi. Aldığım bir eğitim bursuyla, iki aylığına, Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiştim. Bir görevli, beni havaalanından alıp, kalacağım eve götürmüş ve evi gözden geçirmemi, ihtiyacım olan eksik bir şey varsa kendisine söylememi istemişti.
Oldukça uzun süren yolculuğumdan sonra, benim o anda tek istediğim, aileme telefon açıp sağ salim geldiğimi haber vermek, onların sesini duymak ve rahatlamaktı. O yüzden daha odaya girer girmez, gözüm hemen telefon aramıştı. (O dönemlerde ne cep telefonu ne de bilgisayar aracılığıyla konuşma imkanı vardı. )
Gözlerimle etrafı tarayıp, telefon olmadığını farkettiğimde, bir anda içime bir sıkıntı çökmüştü. Panikle görevliye dönerek, “Telefon yok bu evde!... Ben burada kalamam!” dediğimi hatırlıyorum.
Dünyanın bir ucunda, çocuğundan, ailesinden uzakta, yapayalnız hissetmiştim kendimi. Beni getiren Amerikalı görevli ise, büyük bir soğukkanlılıkla yüzüme bakarak, “Eve, telefon bağlamalarını söyleyeceğim. Merak etmeyin” diyerek ayrılmıştı. Ben, öylece kalakalmıştım. Acil telefona ihtiyacım vardı; o ise, telefon bağlatacağından söz ediyordu. Bir telefonun bağlanması kimbilir ne kadar zaman alacaktı. Bunları düşünürken, kapının çalındığını işittim. Telefon bağlamaya gelmişlerdi.
Telefona ihtiyacım olduğunu söylememin üzerinden henüz iki saat bile geçmeden telefonum bağlanmıştı. Ben çok şaşırmıştım. Bu nasıl bir hizmetti? Kendi ülkemde, telefon bağlatmak için kaç kişiyi, kaç kez aradığımızı, araya torpiller koyduğumuzu ve haftalarca beklemek zorunda olduğumuzu düşündüğümde, bu olay beni hayrete düşürmüştü.
Merakımı ise ertesi gün giderebilmiştim. Bu kadar süratli hizmetin nedeni, telefon hizmetlerinin özelleşmiş olmasıydı. Ülkemdeki hantal yapıdan sonra karşılaştığım bu hızlı servis, doğrusu beni çok memnun etmişti. İşte benim özelleştirme ile ilgili pratikteki ilk tanışıklığım böyle olmuştu.
Şimdi ülkemizde, özelleştirme ile ilgili yoğun tartışmaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. “Elektirik, telefon, Kamu İktisadi Teşebbüsleri özelleştirilecek” deniyor. Ekonomist değilim ama basit bir kural vardır ki, bunun için derin ekonomi bilgisi gerekmiyor. Bir malı elinizden çıkarmak istiyorsanız, genelde bunun iki nedeni vardır. Ya acilen paraya ihtiyacınız vardır ya da o mal sizi zarara uğratmaktadır; ama, her iki durumda da malınızın aşağı yukarı değerinin ne olduğunu bilirsiniz. Bilmeseniz bile, bu konuda araştırma yapar malın değerini öğrenirsiniz.
Telefon kurumunu ele alalım; bu kurumun, özelleştirilme istenmesinin altında yatan nedenler nelerdir? Devleti, mali açıdan zarara mı uğratmaktadır yoksa karda olduğu halde, devletin acilen mali desteğe mi ihtiyacı vardır? Ya da özelleştirmeyle, vatandaş memnuniyetini artırmak mı hedeflenmektedir yani daha hızlı daha ekonomik hizmet mi sunulması hedeflenmektedir?
Özelleştirme arzusunda olan devletimizde, kurumların gerçek değerinin tesbiti ile ilgili ne gibi çalışmalar yapıldı veya yapılıyor?
Ekonomistleri dinlediğimiz zaman, bu endişeleri taşıdıklarını gözlemlemekteyiz. “Bir kurumun, kendi özerk yapısı içinde, mali değerlendirmesi yapılmadan, yani hiçbir veriye sahip olmadan özelleştirilmeye çalışılması büyük bir hatadır” diyorlar.
Özelleştirme yanlısı olanların da, olmayanların da, sağlıklı değerlendirme yapabilmeleri ve halkı aydınlatabilmeleri için, sağlıklı verilere ihtiyaçları vardır. Yoksa, bu şekilde gözü kapalı hareket edilirse, bunun adı özelleştirme değil, çok çok, yok pahasına kurumları elden çıkarma veya birilerine peşkeş çekme olur.
Ayrıca, ülkemiz şartlarında, özelleştirme olayının, sadece ekonomik yönden ele alınması da çok yanlış. Özelleştirmenin, kendine özgü şartları olan toplumumuzda yaratabileceği sosyal, psikolojik sonuçlar tartışılmadan; önemli devlet kurumlarının (ör:Elektirik) özelleştirilmesinin doğurabileceği sakıncalar irdelenmeden bu yola gidilmesi, ileride çok büyük sorunlara yol açabilir.
Kıbrıs Türk Hava Yolları travmasını henüz üzerimizden atmamışken, aceleyle alınmış kararlarla, toplumumuza telafisi mümkün olmayacak yeni travmalar yaşatmaya kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum.
- Tarihi bir Kulüp İle Geçmişe Uzanmak 3
- Doğru Adımlar Bizi Ürkütmesin!…
- Bir Dava ve Yapılması Gerekenler
- Bakan Olmanın Dayanılmaz Cazibesi!...
- Değişen Dünya, Bakü ve Enerji
- Şu Pasaport Meselesi!...
- Biri Sizi Dinliyor (mu?)
- Kullanıcı mı? Mal Sahibi mi?
- Bir Süre Ara Veriyorum… Sevgiyle Kalın!...
- O’nu Yazmak Zor!
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































