28 Ocak 2011 mitingi sonrasındaki gelişmeler üzerine
16/02/2011
İsmail Bozkurt
Geçen hafta Havadis adına Can Sarvan, 28 Ocak 2011 mitingi sonrasındaki gelişmeler üzerine benimle bir söyleşi yaptı. 12 Şubat 2011 günü Havadis’te ve Haber Kıbrıs’ta yayımlanan bu söyleşide söylediklerimi sizinle de paylaşmak istedim.
Metin uzun olduğu için ana konulara verdiğim esasa ilişkin yanıtları, atlama yapmadan toparlamaya çalışacağım.
Büyükelçi Konusu
Yeni Büyükelçi ataması sürekli olmak üzere mi yapıldı, bunu anlamak gerekir. Diplomatik açıdan, uluslararası ilişkilerde karşılıklı saygı ilişkisi kurmak açısından baktığınızda, Türkiye’nin kimi atayacağına kendi karar vermesi en doğal hakkıdır, ama karşıdaki ülkenin de ‘agreman’ı (yani onayı) gerekir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ilişkileri söz konusu olduğunda, bunun tersinin olması mümkün değildir.
Sayın Erdoğan’ın hepimizi kıran, yadırgadığımız ‘besleme’ açıklamasından sonra, Sayın Halil İbrahim Akça’nın atanması ile sürtüşmeyi tırmandırma amacı güdülüyorsa, tavır bu olacaksa, bu çok yanlış olur.
Erdoğan’ın “Besleme” Nitelemesi
Rahmetli Özal döneminde Azerbaycan-Ermenistan çatışması sırasında Türkiye kamuoyu Azerbaycan’ın yanındaydı ve Türkiye’nin müdahale etmesi yönünde baskılar da vardı. Özal o ara ‘Azeriler zaten şiidir’ diye bir açıklama yaptı. Basit bir söz gibi görünüyor, ama bu söz Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açtı. Azerbaycan halkında ciddi bir tedirginlik yarattı. Olayın üzerinden yıllar geçti ama Azeriler hâlâ daha Özal’ın söylediğini unutmadılar.
Sayın Erdoğan’ın kullandığı ‘besleme’ sözcüğü bundan da ağırdır, çok ağırdır, aşağılamadır. Eminim ki birkaç kuşak geçmeden bu aşağılama unutulmayacak. Bunu “Türkiye’ye düşman olalım, Türkiye’den kopalım” gibi bir düşünceyi savunarak söylemiyorum. Öyle bir düşüncem de yok zaten! Türkiye ile çatışmak bizim işimize gelmez.
Bir avuç insanın açtığı hakaret içeren pankartları kabul etmek elbette ki mümkün değildir, ama bu pankartları topluma mal etmek de çok yanlıştır.
Talat – Erdoğan Görüşmesi
Sayın Erdoğan’ın yaptığı açıklamanın ardından Sayın Talat’ın sıcağı sıcağına kendisi ile görüşmesi ve görüşmede ne konuşulduğunun açıklanmaması büyük ve ciddi bir hatadır.
Siz kapalı kapılar ardında ne görüşüldüğünü açıklamayıp şeffaf olmazsanız, senaryolar kurgulanır, bir şeyler gizlediğiniz düşünülür, insanların kafasında sorgulamalar başlar, her tür spekülasyon yapılır.
Nitekim herkes bir şeyler konuşuyor.
Eroğlu Ve Kriz
Ekonomik paketin uygulanması konusunda Sayın Eroğlu’nun Başbakan’la ve hükümetle aynı kanaatte olmadığı biliniyor. Sayın Eroğlu 15 Kasım’da yaptığı konuşmada toplumsal tepkiyi artırmamak gerektiğini de vurgulamıştı.
Buna karşın, Sayın Eroğlu’nun toplumsal uzlaşı sağlama çalışmaları güzel bir girişimdir. Bunun ısrarla sürdürülmesi gerekir. Hatta buna sivil toplumun da eklenmesi gerekir.
Kıbrıslı Türklerle Türkiye arasında gerginliğin devam etmesi kimseye yarar sağlamaz.
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































