Sanat ve politika
19/10/2010
İsmail Bozkurt
12 Ekim 2010 tarihli “Karikatürist Çakmak’a Vergi” başlıklı yazım dolayısıyla epeyce olumlu tepki aldım.
Özellikle “tarihte sanatçıyı susturacağını zanneden nice kişi bu gün bilinmiyor, ama sanatçıların adı ebediyen yaşıyor” tümcesine dikkat çekenler oldu.
Konu bir karikatürist olduğu için “sanatçıya” vurgu yapmıştım, ama yazdıklarımın “yazar” ve “bilim adamı” için de geçerli olduğunu söylemeliyim.
Gelin aldığım bazı tepkileri sizinle paylaşalım.
TA POLONYA’DAN GELEN TEPKİ
Ta Polonya’dan yazan bir Türkolog dostum şöyle yazdı:
“Bu gün bir gazetede yazınızı okudum. Şu sözleriniz çok ama çok hoşuma gitti:
“‘Tarihte sanatçıyı susturacağını zanneden nice kişi bu gün bilinmiyor, ama sanatçıların adı ebediyen yaşıyor.’
“Muhteşem bir fikir, tebrik ederim.
“Zaten bütün yazınız çok ilginç ve öğretici!
“Her devlet arada bir hırsızlık yapmaya çalışıyor. Çünkü birdenbire bazı gruplardan bir vergi istemek, hırsızlıktır! Haydutluk...
“Özellikle eğer devlet yazarlara, gazetecilere, sanatçılara böyle bir şey yapmaya çalışırsa, çok alçak bir muamele...”
NAZIM’IN VERDİĞİ DERS
Derken başka bir dosttan, e-postama şu metin düştü:
“Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaklık günleri!
“Koğuş arkadaşlarını okuma-yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.
“Denetlemek amacıyla, Adalet Bakanlığı'ndan cezaevine bir müfettiş gelir. Birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
“- ‘Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir’ der.
“Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş, Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
“-‘Demek Nazım sizsiniz,’ der.
Bu arda Nazım'a oturması için yer göstermez. Onu ayakta tutar. Kısa bir konuşmadan sonra da ona ‘gidebilirsiniz” der.
“Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe dönerek sorar:
“- ‘Ömer Hayyam adını duydunuz mu?’
“Müfettiş hemen yanıtlar:
“- ‘Kim duymaz Hayyam’ı?’
“- ‘Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi’ diye sorar bu kez Nazım!
“Müfettiş şaşırır ve yanıt veremez. Nazım konuşmasını sürdürür:
“- ‘Görüyorsunuz, sanatçıyı hatırladınız, ama hükümdarı hatırlamadınız. Yıllar sonra beni dünya hatırlayacak ama dönemin Adalet Bakanı’nı ve sizi kimse hatırlamayacak.’
“Ve yanıt beklemeden odadan çıkıp koğuşunun yolunu tutar.”
SON OLARAK
Nazım’ın sözüne bir şey eklemeye gerek var mı?
Aslında tarih boyunca hep öyle oldu. Nazım’dan önce de! Sonra da!
“Devlet adamı” olamayan politikacı iz bile bırakmadan unutulur gider, ama sanatçı, yazar, bilim adamının adı hiç unutulmaz.
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































