Advertisement

Advertisement

Maalesef Taburcusunuz!

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
15/09/2010


Sibel Siber Sibel Siber


“Taburcu olacağıma çok sevindim..Teşekkür ederim doktor bey!.. Köyümü çok özlemiştim..” dedi.

On yedi yaşındaki genç kızın, solgun yüzü aydınlanmıştı. Böbrek yetersizliği tanısıyla tedavi görmekteydi. Böbrekleri çalışmıyordu, o yüzden tek bir şansı vardı; o da, nakil için böbrek bulununcaya kadar dializ makinesine girmek.

Hocamın bu genç kızı, niye taburcu ettiğini anlayamıştım. Çünkü onu evine göndermek, ölüme göndermekle eş anlamlıydı.

“Taburcu mu ?... ”, diyecek oldum; hoca sert bir ifadeyle bana dönerek, “Dışarıda tartışırız!...” dedi.

Dışarıya çıktığımızda, ” Haklısın, bu genç kızın taburcu olmaması lazım ama yapacak hiçbir şey yok… Oldukça fakir bir aile… Hiçbir sosyal güvenceleri yok. Kızı dialize almak demek, bu insanları ailece felakete sürüklemek demektir.

Ben babasına, dializden hiç söz etmedim, çünkü eğer kızının yaşaması için, bir şansı olduğunu düşünürse, öküzünü, tarlasını, herşeyini satacak, ama yine de parası yetmeyecek. Diğer çocuklarıyla birlikte açlığa mahkum olacaklar. Üstelik nakil için böbrek bulunup bulunamayacağı da belli değil…”

Ne mantığım, ne de duygularım bunu kabul edemiyordu. Bir genç kızı, sırf parası yok diye tedavi edememek, devletinin onu koruyamaması ve göz göre göre ölüme terketmek…

Yirmi yıl sonra Şikago’da, ileri teknoloji ile donatılmış bir üniversite hastahanesinde, vizit yapıyorduk.

Profesör, “Bu hasta bugün taburcu oluyor!..” dedi.

Hastaya baktım. Nefes alma güçlüğü çekiyordu. Ağır bir romatizma hastasıydı ve akciğerleri sıvı toplamıştı. Hastahane tedavisi devam etmeliydi.

Dışarıya çıkar çıkmaz, hastanın niye taburcu edileceğini sordum.

“Sigortası bugün bitti.. Çok üzücü bir durum, ama onu evine göndermekten başka yapacak bir şey yok,”dedi, profesör.

Yirmi yıl önce, fakir Türkiye’nin, bir üniversite hastahanesinde yaşadığım olayın benzerini, yirmi yıl sonra zengin Amerika’nın, bir üniversite hastahanesinde yaşıyordum.

İki hasta da sosyal güvencesizdi ve paraları yok diye tedavi olamıyorlardı. Devlet güvencesinde olması gereken yaşama hakkı, ellerinden alınırken, devletleri onlara sahip çıkamıyordu.

Havaalanında tanıştığım Amerikalı arkeoloji profesörü, bir üzüntüsünü paylaşmıştı benimle. Kuzeni üniversiteden yeni mezun olmuş, mezuniyetinin hemen ardından lenf kanseri olduğu anlaşılmış. Fakat tedaviye başlanamıyormuş, çünkü sigortası yokmuş.

Amerika’da, sağlık sigortası çok pahalı olduğu için kişilerin kendilerine sağlık sigortası yaptırması çok zor; ancak işverenleri onları sigotalayabiliyor. Ama eğer tedavi gerektiren bir hastalığınız varsa ve işsizseniz, hiçbir işveren sizi işe almak istemiyor. Çünkü sigorta şirketleri, hasta birini ya sigortalamıyor, ya da çok yüksek ücret istiyor.

Parası ve sigortası olmadığı için, kuzeninin ölüme mahkum olduğunu söylüyordu bu ünlü arkeolog, gözlerinde biriken yaşları gizlemeye çalışırken.

Özel hastahanelerin, ülkemiz sağlığına, ve özellikle sağlık turiziminin gelişmesine yapacağı olumlu katkı, yadsınamaz. O yüzden özel sağlık merkezlerinin gelişmesi desteklenmeli ve sağlıkta özel ve devlet birbirinin tamamlayıcısı olmalıdır.

Ama, sağlık hizmetlerinin çok pahalı olduğunu unutmayalım, hiçbir özel hastahane doğal olarak, sosyal güvencesi olmayan veya sağlık masrafalarını ödeyecek gücü olmayan hastalara bakamaz.

İşte böyle durumlarda vatandaş, sağlıklı yaşama hakkı için devletinin güvencesini hep yanında hissetmelidir.

Geçen gün Tabibler Birliği ile Tıp –İş’ in ortaklaşa yaptıkları bir basın duyurusu vardı.

“Devlet elini sağlıktan çekmemeli, devlet hastahaneleri gözden çıkarılmamalı!” derken, verilmek istenen mesaj, tam da buydu aslında.

Bir gün size , tedaviniz bitmedi, ama maalesef taburcusunuz dense bile, devletinizi yanınızda hissetmek, ölüme terkedilmeyeceğinizi bilmek, çok önemli. Bu nedenle, devletin hastahaneleri hep var olmalı, korunmalı ve daha da geliştirilmesi için gayret sarfedilmelidir.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Sibel Siber

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.