Advertisement

Advertisement

Lütfen Biraz Sessizlik!

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
13/10/2010


Sibel Siber Sibel Siber


“Bir varmış bir yokmuş, çok eski zamamlarda, bir kocakarıcık yaşarmış, süpüre süpüre bir on’luk bulmuş…” diye anlatmaya başlarsanız hangi çocuk dinler sizi?

Halbuki, ne büyük zevkle dinlerdik biz bu masalı çocukluğumuzda. Dinlerdik, yine anlatırlardı, yine dinlerdik. Masal dağarcığı kısıtlıydı o zamalarda… Herşey kısıtlıydı… Hayal gücümüz bile… O masalcıktaki hayal gücü kadardı hayal gücümüz. Öyle olmasa, tekrar tekrar dinlemekten mutlu olur muyduk aynı masalı?

Bilmezdik uzakları; oralarda neler olup bittiğini. “Kaf dağının arkasında, güzel bir kız yaşardı…”, diye başlardı bir diğer masal. Uzaklar, Kaf dağının arkasındaydı . O dağları hayal ederdik ve o dağların arkasındaki güzeller güzeli kızı. Başını, sonunu bildiğimiz bu birkaç masalla, mutlu olurduk biz o yıllarda.

“Nereden aklına geldi şimdi bu masallar?” diyeceksiniz. Çocukluğumda tanıdığım, ama uzun yıllardır görmediğim bir ablam aradı geçenlerde. “Hatırlar mısın, bize hep o “kocakarıcık” masalını anlatırdın” dedi. “Ne çok sevinirdin anlatırken, biz de ne kadar severdik anlatışını..”, diye devam etti.

Dinlerken dalıp gittim geçmişe, anımsamaya çalıştım, kendimi hayal ettim, kimbilir ne kadar mutlu olurdum, büyüklerimden dinlediğim masalı anlatırken başka büyüklerime.

Çocukken, bu masalları dinlerken, masalın büyüsüne kendimizi kaptırır, gözlerimizi çoğunlukla bir noktaya diker, hayal dünyalarına dalardık. Sözcükler dökülürken büyüklerimizin ağzından, dalıp giderdik kendi masal kahramanlarımızın dünyasına… “Ben de bıraktım da geldim” sözcükleriyle biterken masal ve sessizleşirken etraf, bir iç çekip, kahramalarımızdan uzaklaşır, gerçek dünyaya dönerdik.

Şimdi devir değişti; ne büyükler anlatıyor masal küçüklere, ne de küçükler büyüklere… Sonu belli masallar, heyecan uyandırmıyor artık, hayal dünyası geniş günümüz çocuklarında.

Çocuklar uzaklaştıkça masallardan, büyüklere anlatılmaya başlandı masallar. Büyükler, büyüklere masallar anlatıyor şimdi.

Ama, ne anlatanın, ne de dinleyenin mutlu olabildiği masallar bunlar… Ne heyecan var içlerinde, ne de bir büyü… Bir an için bile sizi alıp başka diyarlara götürmekten, hayal dünyasına sürüklemekten çok uzak…

Üstelik, dinlemek isteyenin de, istemeyenin de, dinlemek zorunda olduğu, sadece uyuşukluk hissi veren, ruhsuzluğa ruhsuzluk katan masallar bunlar.

Sıkılıyor dinleyiciler, ama kimse cesaret edemiyor, “Yitirdik heyecanlarımızı, tükettik umutlarımızı bu masalları dinleyerek, artık dinlemek istemiyoruz!...” demeye.

Gerçi anlatana yaranmak için, heyecanlanmış, masalın büyüsüne kendisini kaptırmış gibi görünen dinleyiciler de var. Böyle oldukça da bir türlü vazgeçmiyor masalcılar masallarını anlatmaktan.

Onlara da aslında, başka büyüklerden dinliyorlar ayni sıkıcı masalları. Dinlemek istemeseler de inanmasalar da , heyecanlanmasalar da , inanmış gibi görünerek dinlemek zorundalar. Görev verilmiş onlara, dinleyecekler, öğrenecekler, anlatacaklar.

“Kocakarıcık” masalının bizi mutlu ettiği yıllarda küçüktük; dünyalarımız da küçüktü, ama artık büyüdük. Dünya değişti, söylenenin aksine dünya küçülmedi, biz büyüdükçe o da büyüdü. O nedenle bilinenin tekrarından ibaret, başı sonu belli masallar heyecan uyandırmıyor artık bizde. Hele hele anlatan da, dinleyen de büyükler ise, hiç çekilmiyor.

Dilerseniz, “Ben de bıraktım da geldim”, deyin artık ve bitirin masalınızı, çünkü sıkıldık artık… Biraz sessizlik rica ediyoruz siz masalcılardan; tıpkı çocukluğumuzdaki gibi yapmak için, biten masalın ardından derin bir iç çekip gerçeğe dönmek için… Uyuşan beyinlerimizi, ruhlarımızı dinlendirmek için… Lütfen biraz sessizlik!

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Sibel Siber

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.