Advertisement

Advertisement

Şu bürokrasi var oldukça…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
29/05/2011


İsmail Bozkurt İsmail Bozkurt


Bir ülkenin kamu yönetiminin işlevsel olması, hantal olmaması, etkili çalışması, verimli olması, yurttaşın ve ekonominin önünde engel değil, yol gösterici olması şart!
Çünkü, kamu yönetimi:
• Bir devlete yaşamsallık veren düzeneklerin başındadır.
• Devletin sürekliliğinin simgesidir.
• Kamu ile tüm ilişkilerinde ve günlük işlerde, yurttaşın karşısına çıkan somutlaşmış devletin ta kendisidir.
• Ekonomiye destek ya da köstek olma konusunda etkili bir araçtır.
• Devlet’e güven duyma ya da duymama konusunda önemli bir göstergedir.
• En yalın anlatımla bürokrasi Devlet’in eli ayağıdır.
Listeyi daha da uzatabiliriz, varacağımız yargı değişmeyeceğinden fazla uzatmayalım.
Bu Kırtasiyecilikle Olmuyor Be Kardeşim
İdarî Şubesi’nden (kamu yönetimi) mezun olduğum Mülkiye’de (A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi), hocalarımın kırtasiyecilik/bürokrasi konusunda neden o denli titiz olduklarını ve konunun üzerinde ısrarla durduklarını anlamam için aradan yıllar geçti.
Hatta itiraf edeyim, konunun ciddiyetini tam olarak anlamam için emekli olmam ve bürokrasi ile yüz yüze gelmem gerekti.
Gerçekten de şu son yıllarda bürokrasi ile her yüz yüze geldiğimde çıldıracak gibi oluyorum:
• Anlamsız ve gereksiz işlemler ve bir sürü evrak,
• İşbilmezlik,
• Umursamazlık,
• “Bu gün git yarın gel” zihniyeti,
• “Bir erdemli yurttaşı süründürmektense, bin erdemsiz yurttaşa yaptırım uygulamamayı” yeğleyen insancıl ve çağdaş anlayış yerine; herkesi potansiyel erdemsiz gören bir zihniyet!
Ve daha neler de neler!
Ki ben, bu ülkede iyi bilinen birisiyim. Devletin her katına çok rahat ulaşabilirim. Deyim yerinde ise “her kapı bana kolayca açılır.”
Yine de olmuyor be kardeşim! Yürümüyor işler!
(Son zamanlarda çok olayla karşılaştım. Yine de kendi yaşanmışlıklarını anlatarak konuyu kişiselleştirmek niyetinde değilim.)
İşin Başı Kamu Yönetimi’nin Siyasallaşması
Konuyu kamu görevlilerinin kişisel sorunu olarak görmediğimi, başka bir deyişle sorunun bürokratlardan kaynaklanmadığını biliyorum.
Elbette ki bürokratlarla sendikaların da sorumluluğu var ama esas sorun, sistem daha doğrusu sistemsizlik!
Okuyucularımda ‘artık kabak tadı verdi’ düşüncesi yaratma olasılığı olsa da yinelemeden duramayacağım:
Bu sistem ya da sistemsizlik, doğrudan siyaset kurumumuzdan kaynaklanmaktadır. Siyaset kurumumuz, ciddi biçimde demokrasinin en büyük hastalığı olan popülizmden muzdariptir.
Popülizm, sistemin kendisi durumuna gelmiş; bu sistemde, oy uğruna rant dağıtma “sıradan işlem” olarak algılanır olmuş; üçlü kararname uygulaması ile, üst düzey yöneticileri (ve kamu yönetimi) politikacıların siyasal “rant” aracı durumuna gelmiştir.
“Balık baştan kokar” atasözü boşuna söylemedi. Başın, siyasal rantın somut simgesi olduğu bir kamu yönetiminden ne beklenebilir?
Kokan balık örneği, gövde de kokmaz mı?
Eğer kamu yönetiminde yükselmek, yani bizim somut koşullarımızda müdür/müsteşar olmak, yalnız ve ancak bir siyasal partiye bağlanmakla gerçekleşebiliyorsa, o kamu görevlisi niye kendisini geliştirip yetiştirsin?
Son Olarak
Kuşkusuz ki kamu yönetimi; bir günde, bir ayda, bir yılda bu duruma gelmedi. Bu duruma gelmek için bir süreç yaşandı.
Yine de bir şey kesindir: Kamu yönetiminin bu gün geldiği noktadaki en büyük etken üçlü kararname uygulamasıdır.
Ve yine hiç kuşkusuz ki kırtasiyecilik yalnız üçlü kararname uygulanmasından kaynaklanmıyor ama bu uygulama kırtasiyeciliği besliyor.
Çok konuşulan ve yazılan konulardan biridir kamu yönetimi! İktidarı muhalefeti, kamu yönetiminde reform gerektiğini sık sık dile getirir.
Bunun, üzerinde uzlaşma sağlanan nadir konulardan biri olduğu söylenebilir.
Buna karşın, konu tartışılırken, kırtasiyeciliğin es geçildiğini; üçlü kararname uygulamasının, kamu yönetiminin zaten mayasında var olan kırtasiyeciliği beslediği, çekilmez duruma getirdiği göz ardı edilmektedir.
12 Hazirandan sonra gün ışığına çıkacağı açık yeni önlemlerin içinde “üçlü kararname uygulamasını daraltma”nın söz konusu olduğu söyleniyor.
Belki de en uygun önlem bu olacaktır olası yeni/yenileştirilmiş pakette!
Zaten kırtasiyeciliği ortadan kaldırmadan atılacak adımların ne düzene, ne kamu yönetimine, ne ekonomiye çok da yararı ve katkısı olmayacaktır.
Yani göstermelik değişikliklerle bu işin geçiştirilmesi olanaklı değildir.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK İsmail Bozkurt

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.