Advertisement

Advertisement

“Siz Onları Anlıyorsunuz!… Onlar Sizi Anlayamıyor!...”

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
08/09/2010


Sibel Siber Sibel Siber


Kıbrıs’ta görevli bir Amerikalı diplomata, Kıbrıs sorununa yaklaşım açısından, iki toplum arasında gözlemlediği temel farkı sormuştum. Bir yabancı gözüyle nasıl değerlendirdiğini merak etmiştim.
Türkçeyi çok güzel konuşan, görevi gereği her iki toplumla da sürekli iletişim halinde olan bu diplomat, bir cümleyle özetlemişti sorumu.
“Siz onları anlıyorsunuz!… Onlar sizi anlayamıyor!...”
İlk başta çok özet bir ifade gibi görünse de aslına bakacak olursanız, birçok sorunda olduğu gibi Kıbrıs’ta da çözümsüzlüğün esas nedeni anlayış farkı. Veya bir tarafın gösterdiği anlayışın, diğer taraftan karşılık bulamaması, ya da empati eksikliği.
Anlayış görmek, anlaşılabilmek insan ruhunun en temel ihtiyaçlarından biri.
“Ben seni çok iyi anlıyorum ama lütfen sen de beni dinle ve sen de beni anlamaya çalış!”
Bu tümcedeki ana felsefe, günlük yaşamdaki, aile içindeki veya toplumlar arasındaki tüm anlaşmazlıkların çözümü için gereken esas kriter aslında.
Tekrar kendimize dönecek olursak, Amerikalı diplomatın söylediği gibiyse eğer, yani biz onları anlıyorsak ama onlar bizi anlayamıyorsa, acaba sebebi ne?
Karşımızdaki eğer bizi anlamıyorsa iki şık sözkonusu. Ya biz anlatamadık ya da karşı taraf anladığı halde anlamamış görünüyor.
Rumlar için ikinci şıkkı belki doğru kabul edebiliriz ama genel anlamda, kendimizi dünyaya anlatmada başarılı olamadığımız da ortada.
Kıbrıs konusunda dış dünyaya kapalı politikalar izleyip, uzun yıllar dünyanın merkezi sandığımız Sarayönü’nden, tüm dünyaya kılıç salladığımız o günlerde, bizi nasılsa anlayabilmiş, bir yabancı diplomatla sohbet ediyordum.
“Eğer, bu dünyaya kapalı politikalarınızda değişikliğe gitmezseniz, lobiclik yapmazsanız, tezlerinizi dünyaya duyurmazsanız, uluslararası hukuğu iyi bilen avukatlarla çalışmazsanız kaybedeceksiniz…, “ demişti ve şöyle devam etmişti:
“Rum tarafında elli avukat, sizde de elli bin asker var… Elli bin askere karşın elli avukatın, masa başında sürdürdüğü bir savaş var ve kazanmak üzereler, haberiniz olsun!...”
Şimdi geldiğimiz noktaya bakacak olursak, değişen Kıbrıs politikasıyla birlikte, eskiye göre daha iyi bir yerdeyiz diyebiliriz ama, kendimizi anlatmakta hala çok eksiklerimiz var.
Bugün Brüksel’de, yüzlerce Rum lobicilik için kollarını sıvamış durumda. Kendi tezlerini anlatmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Şu anda üzerine yoğunlaştıkları konu “Doğrudan Ticaret Tüzüğü”. Bu tüzüğün geçmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bizler ise ne yazık ki, hedef çitamız ya çok alçak olduğu için veya çok yüksek ve erişilmez olduğu için kıpırdamadan bekliyoruz.
Dış dünyaya açılma, temas, tezlerimizi anlatma ve etkin lobicilik yönünden iktidarın ne derece duyarlı veya istekli olduğu ise maalesef ortada. Güçlü bir lobi masasına ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, hiçbir yerde yaprak kıpırdamıyor.
Toplumun her kesiminden, sivil toplum örgütlerinden, diplomatlardan, akademisyenlerden, deneyimli siyasetçilerden, milletvekillerinden, gönüllülerden, yurtdışında etkin görevlerde bulunan veya yüksek lisans yapan gençlerimizden oluşacak bir birliktelik ve çalışmaya ihtiyacımız var.
Hele hele bu günlerde, kendimizi Türkiye’ye bile anlatma sıkıntısı çektiğimiz veya Türkiye halkı ve medyası tarafından da tam olarak anlaşılamadığımız endişesi içinde olduğumuz bu günlerde, hergünkünden daha fazla kendimizi anlatmaya ihtiyacımız var.
Motivasyonumuzu büyük ölçüde kaybettiğimiz ortada. Genel anlamda büyük bir umutsuzluk ve çöküntü içindeyiz ama şunu unutmuş görünüyoruz, bütün sorunlarımızın ana kaynağı, Kıbrıs’taki çözümsüzlük.
Toplum, duyarlılığını iyice yitirmeden, tam bir umutsuzluk girdabına sürüklenmeden, kısacası dibe vurmadan, birtakım toplumsal kazanımlar elde etmek için mücadele gerekli.
Bu mücadelenin ana felsefesi ise, kaybetmemek, kazanmak!.. Kazanmak için anlatmak!..Anlatabildiğimiz ölçüde anlaşılabileceğimizi unutmadan, bıkmadan usanmadan anlatmak…
Bunun için de mevcut potansiyelimizi hemen harekete geçirmeli ve lobicilik faaliyetlerine başlamalıyız; oturup bekleme lüksümüzün hiç kalmadığının farkında olarak.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Sibel Siber

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.