Advertisement

Advertisement

O Küçük Yürek ve KTHY

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
18/05/2011


Sibel Siber Sibel Siber


“Rahatsız olan kızımız… “ dedi genç adam. Ben hemen gözlerimi küçük kıza çevirdim. Yüzüme bakmıyordu… Çekingenliğini yenmesi ve rahatlaması için önce günlük yaşamıyla ilgili sorular sordum - Bu arada on iki yaşında olduğunu ve kendinden küçük bir erkek kardeşi olduğunu öğrendim- Biraz rahatladığını farkedince de şikayetleriyle ilgili sorulara geçmek istedim; fakat, o saate kadar sessiz, hüzünlü bir şekilde oturan annesi aniden söze karıştı. “Nefes almakta zorluk çekiyor, doktor hanım… Bir süredir uyku uyuyamıyor, nefes alamadığını söylüyor… “ dedi.
Annesi konuşurken ben göz ucumla küçük kızı inceliyordum. Masmavi güzel gözlerini zemindeki bir noktaya dikmiş öylece bakıyordu… Anneye susması için hafifçe kaş- göz işareti yaparak, küçük kıza döndüm:
“Bana nefes darlığını azıcık izah eder misin ? Nasıl oluyor, ne zamanlar oluyor? “ diye sordum.
Başını kaldırdı, gözlerimin içine baktı. O gözler, gamsız, neşeli, çocuk gözlerinden çok uzaktı; acı çeken, yardım isteyen, hüzün dolu gözlerdi…
“Ben akşamları nefes alamıyorum… Gece yatağıma yatınca, tam uykuya dalmak üzereyken içime bir korku giriyor… Küçük kardeşime sarılmak istiyorum… Bize bir şey olmasından korkuyorum…. Sonra sanki bir el boğazımı sıkıyor ve nefes alamıyorum…” dedi ve sustu bir süre, sonra “Aslında ben yatağıma yatınca uyumak istiyorum ama uyuyamıyorum. Annem babam çok üzülüyor, onları üzmek istemiyorum ama elimde değil…” dedi ve o güzel masmavi gözlerinden iki damla yaş yanaklarına doğru süzüldü.
Anneye çevirdim bakışlarımı. O da ağlıyordu… Baba sessiz, durgundu. Bir sorun olduğu belliydi. Bu çocuk, ruhunu derinden etkileyen ve kendi küçücük dünyasında çözüm bulamadığı bir sorunla karşı karşıyaydı. Sorunun ne olabileceğini anlamak için arkadaşlarıyla, okuluyla ilgili bir takım sorular sordum. Fakat sorunun onlarla ilgili olmadığını anladım.
Muayenesini bitirdikten sonra, bir bahane uydurarak küçük kızı dışarıya çıkardım; sonra anne babasına dönerek, “Kızınızın merak edecek bir rahatsızlığı yok, fakat, ağır bir stres altında. Acaba sebebi ne olabilir?” diye sordum. Bir anlık bir sessizlikten sonra birbirlerinin yüzüne baktılar; anne babanın bakışlarından ve yüz ifadelerinden sorunun nedenini bildiklerini hissettim. İkisi de sanki bana birşeyler söylemek istiyorlarmış ama söze nasıl başlayacaklarına karar verememiş gibiydiler.
Benim sorgulayan bakışlarım karşısında anne başını önüne eğdi “Şey, doktor hanım, biz yani eşim ve ben, ikimiz de Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda çalışıyorduk. Kaç aydan beri işsiziz, evimize maaş girmiyor,”dedi.
Kadın konuşurken, eşi gözlerini bir noktaya dikmiş öylece duruyordu. “Varlıklı bir aileden gelmiyoruz… Bize destek olacak birileri de yok. Biraz birikimimiz vardı, ilerisi için, çocukların eğitimi için saklamıştık, şimdi o parayı harcıyoruz ama o da tükenmek üzere… Çocuklarımıza yansıtmamaya çalışıyoruz ama mümkün değil… Bu konular evde sık sık açılıyor. Bazen, kızım beni ağlarken görüyor…”
Baba söze girdi bu sefer, “Müziğe çok meraklıydı doktor hanım. Öğretmeni çok yetenekli olduğunu söylüyor hep bize… Biz de ona piyano dersi aldırıyorduk. Geçenlerde bana artık piyano derslerine gitmek istemediğini söyledi… Sebebini sorduğumda, ‘derslerim ağır, yetişemiyorum’ dedi, halbuki, bir arkadaşına anlatmış nedenini. Bizi maddi olarak sıkıntıya sokmak istemiyormuş… Zaten, o günlerde başladı bu nefes darlığı…” Baba daha fazla devam edemedi sesi titremeye başladı, gözleri doldu ve sustu…
Bugüne kadar Kıbrıs Türk Hava Yolları mağdurları için çok şey yazıldı, çok şey söylendi; ama, “Nefes alamıyorum!...” diyen bu küçücük yüreğin ve ona çaresiz bakan anne babanın o bakışları ise… “Sözün bittiği yer”di…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Sibel Siber

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.