Advertisement

Advertisement

Çocukluk anılarımda futbol

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/05/2011


İsmail Bozkurt İsmail Bozkurt


Pazar akşamı, Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu getiren Sıvas’taki Fenerbahçe- Sıvas maçı, beni 1940’lı yılların ikinci yarısı ile 1950’li yılların başındaki çocukluk yıllarıma götürdü.
Eskiden arada maçlara giderdim. Artık hemen hemen hiç gitmiyorum. Buna karşın fırsat buldukça, televizyonda futbol seyretmeyi severim.
Dün akşam da Sıvas’taki Fenerbahçe- Sıvas maçını, oğlum Orkunla birlikte heyecanla seyrettik.
Çocukluğumuzda Gulle Gibi Bezden Toplar
Çocukluğum oyuncaksız geçti. Daha doğrusu oyuncaklarınızı kendimiz yapardık.
Her erkek çocuk gibi ben de futbol delisiydim.
Bu bağlamda kız çocuklarının bebeklerini bezden yapmaları gibi, biz erkek çocuklar da topumuzu bez parçalarını eski bir çoraba doldurarak ya da daha büyük bir beze sararak yapar; onunla oynardık.
O bezden toplar, gulle gibi ağır olurdu.
Yine de top oynamayı severdik.
Yolda, okulda, olanak bulduğumuz her yerde oynardık. Bir ara Kumluk dediğimiz, dereye bitişik tarlada da oynadık.
Okulda da, ders aralarında ya da boş vakitlerde, okul bahçesinde futbol oynamak en büyük zevkimizdi.
Okuma alışkanlığım arttıkça futboldan koptum. Okumayı, futbola yeğler oldum. Ortaokulda iken arada bir oynadım. Liseye geçtiğimde futbol oynama artık benim için bitmişti. Yalnızca tatillerde oynardım.
Birkaç kez, köy takımında maça da çıktım.
İnanılması zor ama o yıllarda bile, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş tartışmaları çok canlı idi. Maçlar, radyodan izlenirdi. Bir çok kişi, özellikle de gençler, bu takımlardan birini tutarlardı.
Nasıl Fenerbahçeli Oldum
Ben, başlangıçta bir takım tutmuyordum.
Bir gün, arkadaşlarım okul bahçesinde şiddetli bir Beşiktaş Galatasaray tartışmasına başladılar.
Tartışmanın çok uzun sürdüğünü anımsıyorum.
O gün bu tartışmaya inat, Fenerbahçeli olmaya karar verdim. Ve oldum da!
Bir araya geldik mi, en hararetli tartışmalarımız futbol ve Fenerbahçe/ Galatasaray/Beşiktaş üzerine idi.
1940’lı yılların sonu ve 1950’li yılların başı, transistörlü radyoların yaygınlaştığı dönemdi. Bizim köyde de öyle oldu.
Bu gelişme bir evde toplanıp maç dinlememize olanak yarattı.
Benim Fenerbahçeliliğim, tüm kardeşlerime ve çocuklarıma geçti.
Aynı durum o çocukluk günlerinde Galatasaraylı ya da Beşiktaşlı olan arkadaşlar için geçerli!
Son Olarak
Bazan Kıbrıslı Türkler nasıl olur da Türk Takımlarını tutarlar, hatta neden Türk ulusal günlerini kutlarlar konusunun medyada tartışma konusu olduğumda şaşarım.
Aidiyet duygusu, insan yaşamında belirleyici unsurlardan biridir. Kimlik denen şey de aidiyet duygusundan kaynaklanır ve beslenir.
İnsanın tek bir aidiyet bağı yoktur. Zincirleme bir çok aidiyet bağı olabilir.
Bir spor kulübü taraftarlığı da öyle bir aidiyet duygusudur.
Hızlı iletişim olmadığı 60 yıl öncesinde, Kıbrıs Türkleri’nin en güçlü aidiyet bağı,, kendilerini Anavatan Türkiye’nin bir parçası olarak görmeleriydi.
Türk takımlarını tutmak da bu aidiyet duygusunun bir parçasıydı. Bu duygunun bu ün de sürmesi kadar doğal şey olamaz.
Tüm Fenerbahçelileri kutlarım.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK İsmail Bozkurt

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.