Çuvalcının cebi artık yok (mu?)
22/02/2011
İsmail Bozkurt
Tv’de dizi izlemeyi, boşuna vakit harcama olarak görmeme karşın, “Muhteşem Yüzyıl”ı kaçırmamağa çalışırım.
Az önce de bir bölümü bitti.
Hürrem Sultan doğum yapıp “Devlet-i Aliyye”e bir şehzade doğurdu ya, Valide Sultan şenlik emretti, bu arada altınlar “saçıldı.”
Bilmem neden, bu altın saçma işi bana “cevizcinin çuvalı”nı anımsattı.
(Anti parantez olarak arada söyleyeyim. 3 – 5 yıl önce Ukrayna’nın başkenti Kiev’de KIBATEK olarak düzenlediğimiz ve o zaman Dışişleri Bakanı olan Sayın Abdullah Gül’ün de katıldığı sempozyumda bir Ukraynalı tarihçi, Hürrem Sultan’ı Ukrayna’nın yetiştirdiği en büyük insanlardan biri olarak anlatmıştı.)
Toz Duman İçinde Fermanın Lafı Mı Olurmuş
28 Ocak mitinginde açılan birkaç pankartın yarattığı fırtına sonrasında “toz duman ferman okutturmamağa” devam ediyor.
Gün geçtikçe Türk medyasında konunun “bam teli”ne basanlar çıkmıyor değil, ama hem politik arenada, hem medyada bir şeyleri “kaşıyanlar” da eksik olmuyor.
Ve bu toz duman içinde, değişik kanallardan çıkan sağduyu ve sağgörü çığlıkları, ne yazık ki muhatap bulamadan boşlukta yitip gidiyor.
Özellikle KKTC siyasal arenasında hâlâ daha küçük hesaplarla uğraşılmasını ve küçük politik çıkar hesaplarının yapılmasını anlamak mümkün değildir.
Oysa 28 Ocak mitinginin bile adı, “Varoluş” olarak konmuştu. Bu ad verilirken her halde toplumun “yok oluş”un eşiğinde olduğu varsayılmıştır.
Peki ama bu ortamda bile siyasal bağlamda ortak bir hareket yapılamıyorsa ne zaman yapılacak?
Bu Ülkenin Temel Sorunu
Bu ülkenin temel sorunu:
• Cevizcinin çuvalından harcayıp popülizmi sistem yapan;
• Cevizci ses çıkarmayıp rahatça dağıtım yaptığında “ben yaptım” diye böbürlenen;
• Cevizci çuvalın ağzını sıktığında “kötü cevizci” edebiyatına sarılan
siyaset kurumunun ta kendisidir.
Bu benim içten inancımdır ve bu inancımın doğru olduğuna da inanıyorum.
Peki ama cevizcinin bunda hiç mi sorumluluğu yok?
Yok olur mu? Bal gibi var. Ama o bambaşka bir sorundur ve siyaset kurumumuzun sorumluluğunu azaltmaz.
Son Olarak
Başa dönelim.
“Muhteşem Yüzyıl”daki “altın saçma” işi, nedense bana bizdeki “cevizcin çuvalını” anımsattı.
Ve şu soruyu sordum kendi kendime:
Bu güne kadar cevizcinin çuvalından popülizm yapanlar, cevizci, artık çuvalın ağzını bağladığına göre bundan sonra ne yapacaklar?
Bilen varsa anlatsın da biz de bilelim.
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































