Yitirdiklerimiz ve Alevi Etkinliği
04/05/2011
Sibel Siber
“Son günlerde biraz tuhaflaştım... Yerli yersiz duygusallaşıyorum, gözlerimden yaşlar süzülüyor. Kendi kendime kızıyorum; ama elimde değil… Acaba yaşlılık belirtisi mi bunlar?” diye sordu arkadaşım.
Aslında benim de duygularıma tercüman olmuştu bu sözleriyle. Son zamanlarda, sıklıkla duygu seline kapıldığımı itiraf ettim ben de kendisine.
Duygusallığın artması, geçmişi daha çok anma, geçmişe özlem duyma, çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki herşeyin daha güzel olduğunu düşünme, o günlerdeki dostlukları, sevgileri, komşulukları arama... Arkadaşımın dediği gibi belki de yaşlılık belirtisi tüm bunlar…
“Ne güzeldi o yazlık sinemalar!... Keşke şimdi de yazlık sinemalar açılsa da gitsek. Sıcak yaz günlerinin serin akşamlarında, keyifle açık havada film seyretsek…” diyor bir arkadaşım bir sohbet sırasında. Hâlbuki, biliyorum yazlık sinemalar açılsa da o eski tadı bulamayacağımızı, belki de heyecanla gidip buruk ayrılacağımızı… Geride kalan herşeyin aslında geride kaldığını ve bir daha yaşanmayacağını, eski tatların eskilerde kaldığını, eskinin taklidi olan hiçbir şeyin, eski tadı vermeyeceğini… Yine de bir özlem, bir arayış işte…
Hiç olmazsa eskiden günümüze kadar gelebilmiş olanları korumalı, onları kaybetmemeliyiz diye düşünürken, bir haber ulaşıyor: “Hasır sandalye ustası Nevzat Öke vefat etmiş” Bir usta, bir simge daha göç etmiş…
Bizlerin ve bizden önceki neslin günlük yaşantısında ve anılarında bir “Hasır sandalye”nin yeri vardır mutlaka. Kendi çocukluk anılarıma gittiğimde, masa başı sohbetleri yaptığımız mutfağımızdaki küçük bir tahta masa ve etrafındaki dört tane hasır sandalye geliyor gözümün önüne...
Yazın, ikindi serininde kapı önüne taşınırdı bu sandalyeler ve doyumsuz sohbetlere şahit olurlardı. Misafir geldiğinde ise, ayaklarını uzatıp daha rahat etmeleri için, misafirin önüne de mutlaka bir sandalye konurdu… Kahve kültürümüzde de oldukça önemli yeri var hasır sandalyelerin... Bu toprağın kültüründen bir parça, bir simgedirler kısaca…
Ve Öke usta; bıkmadan usanmadan her gün sabırla örmeye devam etti hasırları… Geçmişi bugüne bağladı elindeki kamışlarla… Her şey değişirken, yaşamdaki hız ve bir yerlere yetişme telaşı gitgide artarken, her şeyin makinelerden çıktığı makineleşmiş yaşamlara doğru gidilirken, o hiç değişmiyor; ısrarla, sabırla, kamışlardan çizilmiş, yaralanmış, nasır utmuş elleriyle küçücük dükkanında örüyor sandalyeleri… O, bir kültürü canlı tutuyor son nefesine kadar…
Telefon çalıyor. “Boyacı Rauf Dayı “ ölmüş diyor telefondaki ses… Lefkoşa’nın boyacısı, “Elveda” diyor Sarayönüne, “artık benden bu kadar” diyor ve bir çınar daha devriliyor, bir simge daha yok oluyor… Eski Lefkoşa’dan günümüze anılar taşıyanlar, eskiyi bize yaşatanlar, birer birer göç ediyor…
***
Alevi Kültür Merkezi’nin düzenlediği bir etkinliğe katılıyorum geçen akşam. Önce Alevi kültürüyle ilgili slayt gösterileri izliyoruz, sevgi dolu, kucaklayıcı, içinde “canlar” olan ; ardından da, anlamlarını yüz yıllardır hiç yitirmemiş ve insan var olduğu sürece yitirmeyecek olan, insana dair, insan olmaya dair halk şairlerinin deyişlerini dinliyoruz… Sonra küçük çocuklarımız çıkıyor sahneye; Kıbrıs Türk Folklorik giysileri içinde... Ellerinde testiler, gözlerinde ışık, yüzlerinde tebessüm… Anne-babaları belki farklı bir kültürde büyümüşler, farklı halk oyunları oynamışlar ama onlar, bu toprağın çocukları, bu toprağın halk oyunlarını oynuyorlar; “Testi oyunu” “Karşılama” “ Arabiye”…
Kültürlerin harmonisi bu işte diyorum yanımda oturan dostuma… Ve güzel bir duygu seline daha kapılıyorum… “Kültürler yok olmamalı” diyorum bir kez daha… Geçmişten günümüze ne kadar çok bağ örmüşsek, o oranda renklenir, güzelleşir ve ölümsüzleşir kültürler…
- Tarihi bir Kulüp İle Geçmişe Uzanmak 3
- Doğru Adımlar Bizi Ürkütmesin!…
- Bir Dava ve Yapılması Gerekenler
- Bakan Olmanın Dayanılmaz Cazibesi!...
- Değişen Dünya, Bakü ve Enerji
- Şu Pasaport Meselesi!...
- Biri Sizi Dinliyor (mu?)
- Kullanıcı mı? Mal Sahibi mi?
- Bir Süre Ara Veriyorum… Sevgiyle Kalın!...
- O’nu Yazmak Zor!
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































