Şu Trafik Meselesi ve Ulaşım Sistemi
01/01/2011
İsmail Bozkurt
Yazının başlığını görünce “bunun ekonomi ile ilgisi ne” diye düşünenler olabilir.
Böyle düşünenleri yadırgamamak gerekir. Görüntü öyle gibidir.
Oysa ulaşım sisteminin bir parçası olan trafik de, elbette ki ekonomi ile ilişkilidir. Yaşamın her yönünün ekonomi ile ilişkili olması gibi!
Bu gün ülkede trafikten yakınmayan kimse yok! Ama konunun kamuoyunun gündemine gelmesi, daha çok trafik kazaları vesilesi ile oluyor.
Trafik kazaları, insan yaşamına yönelik bir tehdit olarak ortaya çıktığından, elbette ki üzerine ciddiyetle eğinilmesi gereken ciddi bir sorundur. Ancak kazalar, ülkemizin tek trafik sorunu değildir.
Maalesef trafik için de bu ülkede yapılabilecek en doğru niteleme/yakıştırma, (yasadışılık, kargaşa, kaos içerdiği için) “teksas düzeni”dir.
Trafik, bu “teksas” düzeni içinde bazen canavarlaşarak canlar almakta, psikolojimizi altüst edecek kadar terörize etmekte, zamanımızı çalmakta, başka alanlara kanalize olabilecek (örnek olarak ulaşım/yol sistemini iyileştirecek) kaynaklarımızı yok yere tüketmektedir.
ARABA SAYISI SORUN MU?
Genellikle trafiğin ana sorunu “araç çokluğu” olarak açıklanır.
Doğrudur. İstatistikler, nüfusumuza yaklaşan araç sayısına sahip olduğumuzu göstermektedir. Ancak trafik sorunu yalnız araç çokluğu ve yoğunluğundan kaynaklanmamaktadır.
Gerçi “araba sevdası” toplumda güçlüdür ama siyaset kurumu da bu sevdayı kamçılamaktan geri durmamıştır.
Kamçılayanların başında ise, İngiliz Sömürge Yönetimi gelmektedir.
İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde İngiltere, sanayisine pazar açma hedeflerinden biri olarak Kıbrıs’ta da iki uygulamaya girişti: Birincisi, Ada’nın tek toplu taşıma sistemi olan demiryolunu kapatmak; ikincisi memurlarına, faizsiz ve taksitle ödeme kolaylığı sağlayarak, araba (ve de özellikle İngiliz arabası) almaları için bir yıllık maaşı kadar avans vermek!
Ve böylece, bugüne kadar gelen ve (pek de başarılı olmayan bazı girişimler dışında) “toplu taşımacılığı” göz ardı eden “araba sevdası” serüvenimiz başlamış oldu.
TRAFİK SORUNUNUN KAYNAĞI
Yineleyelim: Araba çokluğu elbette ki trafik sorununun ana etkenlerinden / nedenlerden birisidir. Ama tek etken, tek neden değildir.
Peki diğer etkenler / nedenler nedir? Nereden kaynaklanmaktadır bu trafik sorunu?
Etken / neden / kaynak çok!
Gelin, bu etkenleri / nedenleri ya da sorunları, (önem sırasına göre değil, ilk anda aklımıza geldiği biçimde ve kadar) saptamak için bir deneme yapalım:
• Yetersiz yol ve ulaşım sistemi, yollarımızın çekmediği/kaldırmadığı trafik (ya da trafiği çekemeyen/kaldırmayan yollar), bunun göstergesi olan trafik yoğunluğu,
• Araç sayısındaki önlenemeyen artış,
• Ülkedeki artan araç sayısını, yalnız hazineye giren para açısından değerlendiren popülist politikalar;
• Toplu taşımacılığın olmaması, ya da çok yetersiz kalması,
• İmar mevzuatının yetersizliği,
• Dünyadaki gelişmiş otoyol sistemine göre, otoyolların iki tarafında belirli mesafeler içinde yapılanmaya izin verilmez, var olan yapılar bile yıkılır ya da otoyoldan izole edilirken; bizim otoyollarımızın/aday otoyollarımızın (Lefkoşa-Gazimağusa, Lefkoşa – Girne; Lefkoşa – Güzelyurt v.s.) iki yanının her geçen gün yapılaşmasına; evler, işyerleri, ticarethaneler ve benzerlerle kapatılmasına göz yuman/çanak tutan siyaset kurumunun öngörüsüzlüğü, sağgörüsüzlüğü,
• Hazineye para yağdıran araçların gereksinimi olan yollara yatırım yapmayan kısır/populist politikalar;
• Başkent Lefkoşa’nın doğusu ile batısını bağlama kapasitesindeki tek yolun gelişmeye açık tutulması için önlem almayan, bu bağlamda iki yanında ileride otoyol olmasına kolayca olanak verecek imar mevzuatı yapmayan ve o yolu, Lefkoşa’nın kent içi trafiğinin ana arterlerinden biri durumuna getiren siyaset öngörüsüzlüğü ve sağgörüsüzlüğü;
• “Teksas”ı çağrıştıran başıbozukluk ve kural tanımazlık, yasa dışılık, kargaşa, kaos,
• Park yeri sorununu yok sayan imar mevzuatı ile (popülizm kokan) yaptırımsız uygulamalar.
TRAFİK SORUNUNUN BEDELİ
Gelin trafik sorunun nelere mal olduğu konusunda da (yine önem sırasına göre değil, ilk anda aklımıza geldiği biçimde ve kadar) bir deneme yapalım:
• İnsanların sinir sistemlerini “tambura teline” çevirme, beden ve ruh ruh sağlığını bozma,
• Yollarda saatlerce takılıp kalan insanların kaybolan zamanları,
• Heba olan servet,
• İnsan yaşamına karşı oluşturduğu tehdit,
• KKTC’nin turizm çekiciliklerinin başlıcalarından birisi olan sakin ortamın giderek yitirilmesi,
• Çevre, ses, yasadışılık kirliliği;
• Kentlerimizin, hızla “yaşanmaz” duruma gelmesi.
SON OLARAK
Uzun sözün kısası, trafik sorunu yoğunlaşarak ve büyüyerek, temel sorunlarımızdan biri durumuna gelmiştir. Yollarımız artık bu trafiği kaldırmıyor. Önlem alınmazsa içinden çıkılması zorlaşacaktır.
Trafikte öngörüsüzlük, vizyonsuzluk ve ihmal; insan yaşamına yönelik tehdit oluşturmanın yanında, ekonominin kısıtlı kaynaklarını tüketmek ve gelecek kuşakların (buna “doğmamış yetimlerin” de diyebiliriz) hakkını yemek anlamındadır.
Diğer yandan, öngörüsüzlük ve vizyonsuzluk halinde yuvarlandıkça büyüyen çığa benzer bir sorundur trafik! Gerekli önlemler zamanında alınmadığında, gelecekte aynı önlemleri almak için çok daha büyük kaynaklara ihtiyaç duyulur. Dahası, yollarımızda seyahat öyle bir işkenceye dönüşür ki, bırakın turistlerin ülkemize gelmek istememesini, bu ülkenin biz sevdalı sakinlerini bile pes ettirir.
Sorun öz olarak, nitelik olarak her yerde aynıdır, belki nicelik farklı olabilir. Bu bakımdan Amerika’yı yeniden keşfetmek gerekmez. Yapılması gereken, dünyadaki uygulamalardan, bilimden, teknolojiden de yararlanarak uzun vadeli programlama ile sorunun üstüne gitmektir.
Pek çok yerde soruna çareler üretilebildi. Bizde de sorun ne kadar ciddi ve büyük olursa olsun, Devlet adamlığı vizyonu ile, popülist baskılardan etkilenmeden ele alınırsa, kapsamlı bir plan çerçevesinde çözümler üretilebilir.
Ne yazık ki karar verme mekanizmalarımız, “tavla teslim” popülizme tutsaktır ve bizim, yalnız trafikte değil, hemen her konuda esas sorunumuz budur.
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































