Advertisement

Advertisement

Bir Atatürk büstü öyküsü

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
08/10/2010


İsmail Bozkurt İsmail Bozkurt


Türk – Rum karma nüfuslu köyüm Boğaziçi’nin Türk mahallesi, 1963 – 74 döneminde en çok saldırıya uğrayan yerlerden biriydi. 1967’ye kadar Geçitkale bölgesinin cephesi durumunda olan Türk mahallesi, bir çok kez küçük çaplı; 15 Şubat 1964, 29 Şubat 1964, 23 Nisan 1964 ve 15 Kasım 1967’de dört kez de ciddi boyutta saldırıya uğradı.

1968 sonrası ile 1974 öncesinde, ülkede göreceli bir barış ortamı doğunca, köylü köye bir Atatürk büstü dikmek istedi. En uygun yer, köy okuluydu. Büst, oraya dikildi.

İŞGAL ALTINDA…
20 Temmuz 1974’ü izleyen günlerde, (bu güne kadar anlayamadığım neden ve biçimde) Geçitkale’deki bölge karargâhı teslim kararı verince, Geçitkale ile birlikte Rumlar tarafından işgal edildi. Erkeklerin çoğunluğu Geçitkale’deki Barış Gücü kampına sığındı. Geri kalanı Rum polis ve silâhlıları ile köşe kapmaca oynamağa başladılar.

Sıkıntılı günler başladı. Rum silahlılar, yılların öcünü alırcasına, köylüye gözdağı veriyordu. Güvenlik diye bir şey kalmamıştı. Erkeklerden fırsat bulanlar kuzeye geçmeye başladılar.

Bir grup genç, kendi güvenlikleri kadar, Atatürk büstünün ne olacağının derdine düştüler. Rumların, büstü kırıp dökmelerinin kaygısıyla, büst civarında gizlice nöbet tuttular. Ancak bu çare değildi. Bir gece, karanlıktan yararlanarak büstü yerinden söküp sakladılar.

Bu durumu tüm köylü bildiği halde hiç bilgi sızmadı.

Aradan aylar geçti. Köylülerin, akla hayale gelen gelmeyen yollarla Kuzey’e göçü devam etti.

BÜST KUZEYE GEÇİRİLİYOR

Derken Denktaş ile Klerides arasında mübadele anlaşması imzalandı. Güney’deki kalan Türkler, BM gözetim ve denetiminde, Kuzey’e nakledilmeye başlandı.

Boğaziçi’nde kalan son Türkler’e de Kuzey’e göç günü geldi.

Kimsenin gönlü Atatürk büstünü geride bırakmaya razı değildi. Değildi de, Kuzey’e taşınacak eşyalar BM Barış Gücü yetkililerinin denetiminden geçecekti. Yolda da Rumların denetim yapma olasılığı yüksekti.

Elbirliğiyle büst iyice sarıp sarmalandı ve BM yetkililerinin gözünden kaçacak biçimde köy otobüsüne yerleştirildi.

Ve Atatürk büstü, köy halkı ile birlikte Kuzey’e, Boğaziçililere tahsis edilen Aysergi’ye (sonradan Yeniboğaziçi) taşındı.

Bu gün, Yeniboğaziçi’nde Belediye ve spor kulübünün karşısındaki Atatürk büstü o büsttür.

BAYRAM DEĞİL, SEYRAN DEĞİL DEMEYİN
Bu öyküyü okuyanlar, “bayram değil seyran değil, enişte baldızını niye öptü” atasözünü anımsayıp bu da nerden ve niye çıktı diye sormuş olabilirler.

Olaya burun kıvıranlar da olabilir.

Bana kızacaklar da olacaktır.

Olsun. Ben yine anlatayım:

Birkaç gün önce, Yeniboğaziçi’nde bir cenaze vardı. Köyün eski “şoförlerinden,” “Karalli” olarak bilinen Osman Reyman’ın cenazesi!

Osman Reyman, Kıbrıs’a geçmiş yüzyıllarda gelen Sudanlılardan birinin ardılıydı. (BBC adına, hakkında bir belgesel yapmak için ön çalışma yapılan ve dünya çapında İngiliz sanatçısı olarak bilinen Tracey Emin de aynı ailedendir).

TMT’de de bulunmuş, direnişe katılmış bir kişiydi. Aşırı milliyetçiliği, hele şövenizmi yoktu. Kendi halinde yaşayıp gidiyordu. Yani her yönü ile, sıradan bir Kıbrıslı Türk’tü.

SON OLARAK
Bağlayayım:
Osman Reyman, tehlikeyi, riski göze alarak, Atatürk büstünü aracıyla Kuzey’e geçiren kişiydi.

Osman Reyman’ın cenazesine katılanlara baktım. Onun gibi, olağandışı, o günün koşullarında yürek isteyen işler yapanların sayısı az değildi.

Sırası geldiğinde, “adsız kahraman” olarak nitelendirilenler, her halde bunlar gibiydi.

Cenazedeki kalabalıkta Osman Reyman’ın veya diğerlerinin özelliğini bilen de çok azdı.

Dünyadaki tüm uluslar, bu gibi adsız kahramanları ön plana çıkarıp onların yaşanmışlıklarıyla toplumsal belleği beslerler.

Nedense bizim öyle bir kaygımız yok!

Bir şeyler yanlış ama…

“Osman Dayı”nın ruhu şad olsun!

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK İsmail Bozkurt

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.