“Gördüklerini Anlat!”
11/08/2010
Sibel Siber
“Anlatmaya devam et lütfen!” dedi.
“Peki!...” dedi arkadaşı ve tekrar pencereye doğru çevirdi başını, başladı kaldığı yerden anlatmaya,
“Öylesine güzel bir manzara var ki dışarıda… Yemyeşil bir park, ateş ağaçları sanki kızıl bir elbise giymiş gibi, kuşlar dansediyor, çocuklar cıvıl cıvıl, dağların mor silüeti gözüküyor uzaklardan…”
Hergün böyle bıkmadan, usanmadan anlatıyordu arkadaşına, pencereden gördüklerini. Hele güneşin doğuş ve batış zamanları öylesine güzel gözüküyordu ki bu pencereden… Günlere, aylara, mevsimlere göre değişen görüntüler, bir tabloyu andırıyordu adeta.
İkisi de yatağa mahkumdular ve bir bakımevinde geçiriyorlardı ömürlerinin son durağını. Ama birisi daha şanslıydı, çünkü yatağı hemen pencere yanındaydı ve penceresinden bu eşsiz manzarayı seyrediyordu her gün. Diğeri ise anlatılanları dinleyerek ve hayalinde canlandırarak mutlu olabiliyordu ancak.
Ölümü bekleyen bu yaşlı, yorgun ve hasta bedenlerin, yaşama bağlı ruhları, huzur buluyordu bu güzellikleri paylaşırken.
Yatağı, pencereden uzak olan, arkadaşının anlattıklarını dinlerken mutluydu ama bir taraftan da ona özenmekteydi. Ne olurdu sanki o da görebilseydi o güzelim doğayı yatağından. Görebilseydi o rüzgarla dans eden ağaç yapraklarını, çiçeklerin gökkuşağını andıran renklerini, güneşin batarken yaydığı kızıllığı…
“Güneş, tıpkı ateşten bir top… Dağın arkasından yavaş yavaş kayboluyor…” diye şiirsel bir tonda anlatırken arkadaşı gün batımını; içindeki görebilme arzusu, bir o kadar daha büyürdü.
Bir sabah pencere kenarındaki arkadaşı, uykusundan hiç uyanmadı. Alıp götürdüler cansız bedenini… Çok üzülmüş, uzun süre gözyaşı dökmüştü ardından. Ama kendi kendine itiraf etmekten bile çekindiği bir tesellisi vardı. Pencere kenarındaki yatağa geçebilecekti. Bunca zaman sadece dinlemekle yetindiği güzellikleri, kendi gözleriyle görebilecekti.
Arkadaşının yatağına geçer geçmez de büyük bir keyifle, ilk iş olarak perdeyi çekip açmıştı. Ama olamazdı!... Bir yanlışlık olmalıydı!... Arkadaşının hergün anlattığı o eşsiz güzelliklerden eser yoktu… Ne ağaçlar, ne dağlar, ne oynayan çocuklar… Sadece kapkara bir duvar!…
Gözlerinden yaşlar süzüldü… Arkadaşının yokluğunun acısı bir kez daha çöreklendi yüreğine ve düşündü uzun uzun…. Sonra eliyle sildi gözyaşlarını, etrafına bakındı… Kendi yatağına yeni bir hasta gelmişti; gülümseyerek ona döndü,
“Dışarıda çok güzel bir manzara var. Anlatmamı ister misin?” diye sordu…
****
“Ne görüyorsun ülkemizin geleceğiyle ilgili?” diye soruyor ziyaretine gittiğim arkadaşım, hasta yatağından.
Hep duyarlıydı ülkesine. Hep iyi bir çözüm arzusu duymuştu yüreğinde ve umutlanmıştı her seferinde…
Tereddüt ediyorum bir an, gözlerinin içine bakıyorum. Öylesine derin bir anlam var ki o gözlerde… Son bir yıldır verdiği yaşam mücadelesinin yorgunluğuna, yenilgiyi kabul etmenin teslimiyeti karışmış.
“Önümde koca bir duvar var, o yüzden hiçbirşey göremiyorum!... Duvarın arkasını göremiyorum!...”, diyecekken vazgeçiyorum.
O hikaye ve o pencere geliyor aklıma… O yaşlı beden, gözleriyle değil, yüreğiyle görüyordu baktığı pencereden.
Onun gibi yapıyorum; düşüncelerimle ve umutlarımla deliyorum duvarı, gerideki aydınlığa ulaşıyorum...
”Çok güzel şeyler görüyorum…”, diyorum
“Anlatsana!...”, diyor yorgun sesiyle.
“Ülkemiz bir sorun olarak anılmıyor artık. İlk defa kendi kendimizin efendisi oluyoruz. Üreten, ürettiğini paylaşan, yöneten bir toplum… Refah ve huzur var… İçimize işleyen gelecek belirsizliği yok artık… Herşey net ve açık… Göç tarihe karıştı… Tersine göç var hatta… Yurt dışındaki gençlerimiz yurdumuza geri dönüyor… Bir zamanlar nasıl da kaygılıydık, yok olacağız, diye. Hep boşunaymış bu kuruntular... Herkes, bu yurdun insanları, nihayet hakettikleri yerde... İnanılmz bir enerji, dinamizm ve inanç var herkeste…“ diyorum.
“Gerçekten bunları mı görüyorsun?” diye soruyor.
Başımı önüme eğiyorum usulca,
“Evet!.. “ diyorum, ”Bunları görüyorum!”
Gülümsüyor, gözlerini kapatıyor, bir huzur yayılıyor yüzüne ve dalıyor derin uykusuna.
- Tarihi bir Kulüp İle Geçmişe Uzanmak 3
- Doğru Adımlar Bizi Ürkütmesin!…
- Bir Dava ve Yapılması Gerekenler
- Bakan Olmanın Dayanılmaz Cazibesi!...
- Değişen Dünya, Bakü ve Enerji
- Şu Pasaport Meselesi!...
- Biri Sizi Dinliyor (mu?)
- Kullanıcı mı? Mal Sahibi mi?
- Bir Süre Ara Veriyorum… Sevgiyle Kalın!...
- O’nu Yazmak Zor!
- TÜM YAZILARI için tıklayınız

















































































































































