Advertisement

Advertisement

Sağlık olsun!

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
11/05/2011


Sibel Siber Sibel Siber


Ayaklarını önündeki masanın üzerine uzatmış, geriye doğru yaslanmıştı. Bu oturuş tarzından ilk başlarda rahatsız olsam da sonraları alışmıştım; çünkü, bizim geleneklerimizden farklı olarak, bu tarz oturuş saygısızlık sayılmıyor, onlara göre doğallığı ve samimiyeti ifade ediyordu.
Haritadaki yerini bile tam olarak bilmediği ülkemize dair bilgi edinmek istiyordu. Kıbrıs’ın tarihi ve kültürüyle ilgili bir takım sorulardan sonra daha detaylı sorular sormaya başlamıştı. Bizdeki sağlık sistemini, hekimlerin hastanelerdeki çalışma koşullarını ve aldıkları maaşı merak ediyordu.
Bunları merak etmesi doğaldı çünkü sohbet ettiğim kişi Amerikalı bir tıp doktoruydu. Sabah karanlığında çalışmaya başlıyor, neredeyse on saat hiç ara vermeden çalışıyordu.
Kişi verimliliğininden ve hizmet kalitesinden en üst seviyede yararlanmayı amaçlayan bir sistemin içindeydi çünkü. Sistemin en dikkat çekici özelliğinden biri, çalışma motivasyonunu en üst seviyede tutmasıydı. Yani birey, kendi işini en iyi yapmak için adeta kendi kendisiyle yarışıyordu.
Örneğin: Bir keresinde, “yemek molası ne zaman?”diye sormuştum. Ne demek istediğimi anlamamışlar ve tuhaf bir şekilde yüzüme bakarak “Acıktınız mı?” diye sormuşlardı. Öyle bir ara olmadığını, herkesin kendi programına göre  vakit bulduğunda yemek yediğini daha sonra farketmiştim.  Çoğu, yanlarında getirdikleri  meyve veya yoğurtla açlıklarını gideriyor, bir taraftan da ya seminer dinliyor ya da hasta dosyalarındaki eksik bilgileri tamamlıyorlardı.
Sistem, onları çalışmaya zorluyordu. “Çalış- Kazan” pensibine dayanan bir sistemdi bu; hatta, geriye dönüp baktığımda biraz da acımasız bir sistemdi diyebilirim. Kıyasıya rekabeti körükleyen, kazanma hırsını artıran, hatta en temel ihtiyaçlardan fedakarlık etme pahasına, kişiyi çalışmaya motive eden ama neticede tabii ki üretime pozitif etki eden bir sistemdi.
İşte,  böylesi hızlı bir tempoda çalışmakta olan ve halinden pek de şikayetçi olmayan Amerikalı doktor, bizdeki durumu merak etmekteydi.
Ben, bizde sistemin farklı olduğına dair birşeyler söylemeye çalıştım; aslında “bizde sistem falan yok” diyecektim ama diyemedim. “Bizde doktorlar her ay sabit ücret alıyorlar” dedim. Tuhaf tuhaf yüzüme baktı:
“Nasıl yani? Tüm doktorlar aynı maaşı mı alıyorlar? Her doktorun baktığı hasta sayısı aynı olabilir mi?..” dedi.
Sağlıktaki sistemsizliğimizi, bir yabancının, üstelik böyle bir sistemde çalışan bir yabancının anlayamayacağını bildiğim için sorunun yanıtını geçiştirmeye çalıştım; bir de sistemsizliğimizden dem vurarak, ona karşı kendimizi küçük düşürmek istememiştim.
O ise ısrarla bir yanıt arıyordu. “Ben bugün şu kadar hasta muayene ettim ama arkadaşım sabahleyin geldi, hiç hasta muayene etmedi, sadece oturdu; ayın sonunda ikimize de aynı maaşı mı verecekler sizin ülkenizde? Eğer öyleyse, siz çalışanın haksızlığa uğradığı bir sistem yaratmışsınız; çalışmayı değil de çalışmamayı özendiriyorsunuz” dedi.
Bu sefer, savunmaya geçer gibi, “Evet; ama, doktorlarımız, sistem onları çalışmamaya itse bile yine de çalışıyorlar” dedim. Bu sözlerim üzerine bir kahkaha atarak, ayaklarını uzattığı sehpadan geri çekti, ayağa kalktı:
 “Haydi, sizin oraya gidelim! Bana, hiç kimse  bugüne kadar çalışmadan para vermedi” dedi.
Arı gibi çalışan bu Amerikalı doktor, insanoğlunun, doğasının bir gereği olarak, sistem onu zorlamazsa yorulmadan kazanmayı  tercih edebileceğini şakayla da olsa ima etmişti.
Kısacası, insanları çalıştıran sistemlerdir. Sağlıkta, doktorları memur görme zihniyeti ile atılacak adımlar, hizmet kalitesini düşürecek, hastanın da doktorun da memnun olmadığı bir çalışma ortamı yaratacaktır.
Bu nedenle, doktorlarımızı daha çok çalışmaya motive eden sistemi yani hizmet verdiği ölçüde karşılığını alabileceği bir sistemi, bir an önce uygulamaya koymalıyız ki, hizmet kalitesi yükselsin. Böylelikle hem hastalarımız  mutlu olsun hem doktorlarımız ve hepsinden önemlisi ülkemizin sağlığı, sağlıklı  olsun!..

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Sibel Siber

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.