Advertisement

Advertisement

Bereketli yağışların düşündürdükleri

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
07/01/2011


İsmail Bozkurt İsmail Bozkurt


    

Biz insanlar doğa karşısında bencil ve çıkarcıyız.

     Soğuk olur, “aman yaz gelsin” deriz. Yaz sıcaklarında ise kış gelsin!

     Yağmursuzlukta, “nerede kaldı bu yağmurlar,” yağmurlar gelince “bitse bu yağmurlar” diye yakınırız.

     Kaç  zamandır yağış gelmesi için dua ederdik. Şimdi, son günlerdeki bereketli, bazı yörelerde yıkıcı yağmurların durmasını!

     Neyse! Bu bir giriş peşrevi oldu. Benim esas söylemek başka!

SAVAŞ  NEDENİ OLABİLECK SU

     Ekonomi, “kıt kaynakların” yönetimidir. Kıt değil, sınırsız olan bir kaynak, ekonomiye konu olmaz. Su, artık kıtlaştığı için ekonomik bir metadır. Üstelik tüketimi artarken, üretimi yoktur,

     Üstelik çevre sorunları, bu bağlamda kirlenme, küresel ısınma, iklim değişikliği (ve benzeri sorunlar), su gereksiniminin karşılanmasındaki sorunları büyütüyor.

     Bundan dolayıdır ki uluslararası ilişkilerde, suyun petrolün yerini alacağı ve artık petrol savaşları yerine “su savaşları” yaşanacağı öngörüsü yayındır ve bu öngörü inandırıcıdır. 

     Dünya, denize akıp giden suyun engellenmesi, deniz suyunun arıtılması  gibi önlemlerle soruna çare arıyor. İsrail, yıllardır insan idrarını kullanma suyuna dönüştürüyor.

     Bizim küçücük kurak ülkemizde de yaşanan su süreci, suyun ekonomik meta olması açısından çarpıcı bir örnektir. Bu süreçte su “kıt”laştıkça ümitlerimizi yaklaşık yıllardır Türkiye’den gelecek suya bağladık.

     Peki ama yapacak başka şey yok mu? Kurtuluşumuz yalnız Anadolu’dan su gelmeye mi bağlı?

     Deniz suyundan damıtma yapılmaya başlandı ama ya akıp gide sular? Susuzluktan grak grak ettiğimiz bu ülkede yağmur sularının akıp gitmesini elimiz kolumuz bağlı seyretmemiz akıl kârı mı? Yağmur sularının akıp gitmemesi konusunda hem Devlet olarak, hem de kişiler bazında bile alınacak önlemler yok mudur?

     Daha önce bu sütunda, tanıdık bir Alman’ın yaptığını anlatmıştım. Eskiden, sarnıçlarda su depolanmasına benzer bir yöntemle su depoluyor Alman!

     Yineleme olsa da, o konuyu sizinle bir kez daha paylaşmak istiyorum:

     AKIP GİDEN YAĞMUR SULARINI DEPOLAMAK

     Girne’de, kendisine ilginç, işlevsel, yağmur sularını depolama düzenekli bir evi var sözünü ettiğim Alman’ın!

     Evi hafif meyilli, 10 – 12 evlik bir mahallede!

     Önce tek tek konuşmuş komşuları ile! “Gelin birlikte yağmur sularını depolayacak ortak bir sistem kuralım” demiş. Komşular o yoldan gelmemişler.

     Bunun üzerine tek başına 40 tonluk bir yeraltı deposu yapmış. Evinin önünde yaptığı bir kanalla, yağmur sularını su deposuna yöneltmiş. Evinin çatısını da, her damla yağmur suyunu depoya boşaltacak şekilde düzenlemiş.

     Bu düzenekle susuzluk çekmeden bir dönüme yakın arazisi ile ağaçlarını suluyor.

     SON OLARAK

      Son günlerin yağışları bu konudaki düşüncelerimi depreştirdi:

     Devlet’in; bir yandan belirli yükseklikteki binalara sığınak yapma, kanalizasyona uygun tesisat kurma zorunluluğu koyması gibi çatı ve çatıya düşen yağmur suyunu depolayacak sistem kurma zorunluluğu getirmesinin su sorununa getireceği katkıyı düşünüp durdum.

     Atalarımızın sarnıçta su toplama yöntemlerinin çağdaş bir versiyonu olacak bu! Ama çok iş görecek! Milyonlarca ton su depolama olanağı yaratılacak!

     O kadar zor mudur bu?

     Bana göre değil! Üstelik mesele, para değil! Devlet bütçesine gereksinimi yok! Daha çok organizasyon yapma, düzen kurma, sistem yaratmadır söz konusu olan!

      Yeter ki vizyon olsun, öngörü olsun, niyet olsun, kararlılık olsun!

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK İsmail Bozkurt

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.