Advertisement

Advertisement

“Geri Dönebilsem Keşke!”

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
22/07/2010


Sibel Siber Sibel Siber


Yüzündeki çizgilerden yetmiş yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim, güzelliğinin izlerini hala koruyan, zarif Anna ile sohbet ediyordum bir ortaçağ şehrinde; Gdansk’ta.

İçtenlikle yanıtlıyordu tüm sorularımı… Eski komunist düzendeki yaşantısı ile şimdiyi karşılaştırmasını istediğim zaman derin bir iç geçirdi. Gözlerini uzak bir noktaya dikerek,

“ Çok, çok güzeldi o yıllar…Özlüyorum o yılları… Geri dönebilsem keşke!…” dedi . Gözlerinin içine baktım, anlamaya çalıştm onu. Bu özlem, o zamanki yaşam tarzına mıydı, yoksa kaybolan gençliğine miydi? Onu kestirmeye çalıştım bir an.

“ İşsiz insan yoktu o zamanlar, herkesin bir işi vardı… Geçinme derdi diye bir dert de yoktu… Herkese aldığı maaş yetiyordu…Göç yoktu…Sevgi bağları daha güçlüydü…Kısacası daha mutluyduk..”, diyordu.

Şimdi ise durum çok farklıydı ona göre… İşsizlik vardı… Geçim derdi vardı.. Ev kiraları yüksekti…Torunları göç etmişti yabancı diyarlara…İnsanlar mutlu değillerdi eskisi gibi…Sıkıntılar artmıştı…

Birbiri ardına sıralarken düşüncelerini, yanımızda oturan kızı söze karıştı,

” Haksızlık ediyorsun anne!.. ” dedi annesine; sonra bana dönerek devam etti,

” Seyahat etme özgürlüğümüz yoktu o yıllarda… Şimdi özgürüz… Aslında hiçbir şey yoktu… Alışveriş merkezini veya bir marketi hayal bile edemezdik. Temel ihtiyaçlarımızda sıkıntı yoktu ama yeni bir ürün satılıyorsa uzun kuyruklar oluşurdu ve genelde herkes ne satıldığını bilmeden o kuyruklara girerdi.

Bir seferinde işten çıkan kardeşim de uzun bir kuyruk gömüş ve hemen sıraya girmiş. İki saatlik bir bekleyişten sonra sıra kendisine geldiğinde çocuk bisikleti satıldığını görmüş. Kardeşim genç, bekar bir delikanlıydı o zaman…” diyerek, gülümsüyor,

“Biraz hayal kırıklığı yaşamış ama bir daha böyle bir bisiklet alma şansı belki de hiç gelmeyebilir diye hiç tereddüt etmeden almış bisikleti… Biz reklam, ucuz satış nedir bilmezdik… İhtiyaç fazlası bir şey yoktu ki reklamı yapılsın veya ucuzlatılsın… “

Bir nefeste anlatmıştı bunları. Anna ise hiç oralı değildi. O eski zamanları özlüyordu. Ona göre herşey çok daha güzeldi o yıllarda; bazı sıkıntılar olduğunu kabul ediyordu ama yaşam daha huzur doluydu.

Kimbilir, belki de gençliğinin, aşklarının, sevgilsiyle yaptığı dansların, attığı kahkahaların özlemindeydi.

Geçmişteki sıkıntılar, olumsuzluklar, anılar süzgecinden süzülmüş, akıp gitmişti… Kendisine kalanlar hep güzel anılardı. Şimdi o güzel anılarıyla yaşıyor ve bugünü beğenmiyordu.

Lefkoşa’nın daracık sokaklarında, ikindi serininde, Ayşe teyzeyi dinliyorum bu kez. Kapısının önünde oturduğu hasır iskemlesinden bakıyor geçmişe ve anlatıyor,

” Daha az paramız vardı ama daha mutluyduk… Evlerimiz belki daha küçüktü ama kapılarımız hep açıktı, korkusuz yatardık…Komşuluk ilişkilerimiz güçlüydü. Kıskançlık, rekabet yoktu… Toplumsal dayanışma vardı… Büyük bir aile gibiydik biz o zamanlar… Sıkıntılarımız, dertlerimiz ortaktı… Birimizin kaybetmesi, diğerimizin kazancı olamazdı… Sevgi doluyduk, korkularımız, endişelerimiz vardı şüphesiz ama daha mutluyduk… Paramız arttıkça, evlerimiz büyüdükçe, komşularımızdan , dostlarımızdan uzaklaştık, gitgide yalnızlaştık, kaybolduk, mutsuz olduk… “

Hemen hemen aynı yaşlarda iki yaşlı insan, dünyanın farklı yerlerinden… Biri Polonya’da gelmiş dünyaya, diğeri Kıbrıs’ta… İkisi de derin bir özlem duyuyor geçmişe…

Peki bizler, şimdi yaşadıklarımızı özlemle anabilecek miyiz ileride? Acaba neyin özlemini anlatacağız gelecektekilere? Zaman unutturacak mı çirkinlikleri, yalanları, bozulmayı, değerlerin yok oluşunu?

Kötü anılarımızı süzgeçten geçirsek bile, sadece güzel anılar kalsa bile geride, bulabilecek miyiz geçmişle olan bağlarımızı merak edenleri? Yoksa özlemlerimizi bile paylaşamamın yalnızlığında, göçüp gidecek miyiz buralardan, sessizce..?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Sibel Siber

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.