Taşınmaz Mal Komisyonu ve Mülkiyette Çözüm
15/12/2010
Sibel Siber
Her ne kadar bıkıp usansak da, birkaç nesildir süregelen, neredeyse ülkemizin kaderi diye nitelendirebileceğimiz toplumlararası görüşmeler maalesef gündemimizi işgal etmeye devam ediyor.
Görüşmeler devam ederken, bir taraftan da her iki toplumun çözüm konusundaki nabzı tutulmaya çalışılıyor bazı çevrelerce. “Kim çözüme daha yakın, kim daha uzak, nasıl bir çözüm?”, gibi.
Hepimizin bildiği gibi birçok uluslararası çalışma grubu, çözümün sonuçlarının her iki topluma da olumlu yansıyacağını belirtiyor.
Buna rağmen Rumların, tüm kurumlarıyla kendilerine ait olan bir devleti Kuzey ile paylaşıp, neticede ne getirip ne götüreceğinden tam emin olamadıkları bir çözüme sıcak bakmalarını beklemek, ne derece gerçekçi? Empati yaptığımız zaman, çözüme istekli bir toplumla karşı karşıya olduğumuzu söylemek biraz zor.
Bu nedenle, halen Hristofyas’ın arkasında kendisini çözüme karşı cesaretlendirecek, cesur tavizler vermesine destek olacak bir kamuoyu gözükmüyor. Halkı tarafından çözüm yönünde motive edilmiş bir Rum liderliği yok kısacası.
Rum halkının, en önemli çözüm motivasyonunun, kuzeyde kalan malları olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Fakat bunun için de, çözüm yerine, zamana yayılmış, ama bir şekilde haklarını elde edeceklerine inandıkları bir mücadele yolunu seçmişlerdi. Kısacası mülkiyet için çözüme değil, AHİM’e odaklanmışlardı.
AHİM’in, Taşınmaz Mal Komisyonu’nu (TMK) bir iç hukuk mahkemesi olarak kabul etmesi ve görüşülmeyi bekleyen davaları durdurup, adres olarak TMK’yı işaret etmesi bu beklentinin sonunu getirdi diyebiliriz.
Şimdi kuzeydeki malları için hak talep eden Rumlar, TMK’ya müracaat etmek zorunda. Eğer TMK’dan çıkan sonuç kendilerini tatmin etmezse, önce Yüksek İdare Mahkemesine, oradaki sonuçtan da tatmin olmazlarsa, o zaman AHİM’e başvurabiliyorlar. Başvurma süresi de sonsuza kadar değil, en geç 2011 Aralık ayı sonuna kadar. Bu durumda TMK’ya başvurmayanların, çözüme kadar beklemekten başka çaresi kalmıyor.
Halen Rum yönetiminin, TMK’nın yasal olmadığı söylemlerine ve
psiklojik baskısına rağmen, müracaat sayısının 700’ü geçtiği belirtilmektedir. Birkaç gün önce DİSİ Genel Başkanı Anastasiadis’in, Rum Hükümetinin görüşlerinin aksine TMK’nın yasal olduğu yönündeki açıklaması, birçok Rum’u cesaretlendireceği ve TMK’ya yapılan başvuruların artacağı ortada.
Şimdi yapılması gereken, TMK’da yasal düzenleme yaparak,
güney göçmeni Kıbrıslı Türkler’in de müracaatlarına olanak sağlamak ve tazminatın yanında, takas’ı da işlevsel kılmak. Bu şekilde karşılıklı mal sahiplerinin onaylayacakları takas yolu ile mülkiyette büyük ilerleme sağlanabilir.
Takas yolunun açılmasıyle iki kesimlilik korunacak, Türk tarafının ödeyeceği tazminat yükü de büyük ölçüde hafifleyecek, Kuzeyde mal alamamış Kıbrıslı Türkler’in, Güneydeki mallarını satma girişiminin önüne geçilecek ve TMK’nın, şeffaflık ve tarafsızlığına gölge düşürülme çabaları engellenecek.
Herkesçe kabul edilen bir gerçek, mülkiyetin, görüşmelerin en zor kısmı olduğu. Bu nedenle görüşmeler devam ederken, çözümü kolaylaştıracağı öngörüsüyle elimize geçen bu fırsatı iyi değerlendirmeli ve TMK’nın şeffaflık ve güvenirliliğinin sorgulanmasına fırsat vermemeliyiz.
Tüm çözüm önerilerinde, mülkiyetin çözümü, kurulacak Uluslararası Bağımsız Müllkiyet Komisyonu’na, iki taraftaki mal sahiplerinin tazminat, iade ve takas için başvurmaları prensibine dayanıyordu. Çözüm oluncaya kadar, TMK , Bağımsız Mülkiyet Komisyonu’nun bu görevini üstlenebilir.
Bunun için de yapılacak yasal düzenlemelerle TMK’yı daha işlevsel kılmalıyız. Böylelikle mülkiyette, özellikle takas ve tazminatı hızlandırarak, daha çok Rum’un müracaatını teşvik etmeliyiz.
Belki de çözüm yolundaki bu büyük engel, bu şekilde yapılacak bir çalışmayla, büyük ölçüde aşılmış olacak.
- Tarihi bir Kulüp İle Geçmişe Uzanmak 3
- Doğru Adımlar Bizi Ürkütmesin!…
- Bir Dava ve Yapılması Gerekenler
- Bakan Olmanın Dayanılmaz Cazibesi!...
- Değişen Dünya, Bakü ve Enerji
- Şu Pasaport Meselesi!...
- Biri Sizi Dinliyor (mu?)
- Kullanıcı mı? Mal Sahibi mi?
- Bir Süre Ara Veriyorum… Sevgiyle Kalın!...
- O’nu Yazmak Zor!
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































