“İleride Ne Olacağım Belli Değil” ve O Emekli
06/10/2010
Sibel Siber
“Anne şu çektiğim resme bir bakar mısın?”, dedi kızım gülümseyerek… Resim, İngiltere’nin “Göller Bölgesi”nde çekilmişti. Yeşil ile mavinin birbirine karıştığı, her adımda, farklı bir güzellik ile kendinizden geçtiğiniz, yeryüzü cennetlerinden birinde…
Ama, ne bir göl, ne bir orman, ne de başka bir doğal güzellikti kızımın resmettiği. O, göllerde gezintiye çıkmak için, bilet sırasında bekleyenlerin resmini çekmişti. Resimde, sırada bekleyen onlarca yaşlı insanın görüntüsü vardı. Tümünün saçları ağarmış, kiminin elinde baston, kimisi tekerlekli sandalyede, kimisi üçgen yürütecine tutunmuş, sıralarını bekliyorlardı.
“Ne kadar ilginç bir resim !..“ dedi kızım. “Aralarında hiç genç yok…“ Tatil sezonu değildi; gençler çalışıyor, yaşlı Avrupalılar ise gezerek, keyifle emekliliğin tadını çıkarıyorlardı… Avrupa’daki herhangi bir turistik yörede rastlayabileceğiniz, tipik bir görüntüydü aslında resimdeki.
Seyahat eden, çalışma hayatlarının sona ermesiyle, dünyayı gezip tanımaya çalışan emekliler… Peki, maaşları çok mu yüksek ki, bu kadar sıklıkla gezebiliyorlar? Hayır, maaşları yüksek olduğu için değil, ama onlar artık tasarruf edip, bir köşede para biriktirme derdinde olmadıkları için gezebiliyorlar gönüllerince. Çünkü yaşlılıkları, devletlerinin güvencesi altında.
Yaşlandıklarında, bakıma muhtaç olduklarında, hastalandıklarında, devletleri hep yanlarında. Bakıma muhtaç olduklarında, ya kendi evlerinde, veya bakımevlerinde hizmet alabiliyorlar.
Yıllarca verdikleri emeklerinin karşılığı, devletlerinden onlara kaliteli hizmet olarak geri dönüyor. Sosyal etkinliklere, seyahat, tiyatro ,sinema gibi kültürel faaliyetlere çok az ücret ödüyorlar. Kısacası emekliler, pozitif ayırımcılığa uğruyorlar ve kendilerini güvende hissediyorlar, yaşam kalitesinin yüksek olduğu bu ülkelerde.
Peki ya bizde? Kaç yaşında olursa olsun hep bir köşede para biriktirme derdindedir bizim emeklimiz. Hem ülkemizin içinde bulunduğu şartlar, gelecek belirsizliği, hem de devlet güvencesinin yetersizliği, onun, kendini güvende hissetmesine engeldir.
“İleride ne olacağım belli değil…”, diye düşünür. Hastalandığında, bakıma muhtaç olduğunda, bir köşede parasının olması, onun tek güvencesidir.
Geçenlerde bir tanıdığım aradı. Oldukça öfkeliydi. Beş yıldır yatalak olan annesi, polis eşinden kalan emekli maaşıyla geçiniyormuş. Anlattığına göre, evde bakımını sağlamak için iki bakıcıdan hizmet alıyorlar… Biri gündüz, diğeri gece bakımı yapıyor; ikisine de asgari ücret veriliyor ve yatırımları yapılıyor... Eve her ay doktoru geliyor, oldukça pahalı ilaçları var… Havalı, ortopedik yatak alınmış… Sürekli kullanılan bezleri var… Aldığı maaş ancak bunlara yetiyormuş.
“Şimdi annemin maaşından epey kesinti yapıldı. Annem, devletin hiçbir hizmetinden yararlanamıyor. Eğer maaşı kesilecekse, o zaman sorarım, annemin insanca yaşamını sürdürebilmesi için devlet üzerine düşeni yapacak mı? Örneğin evde bakımını sağlayabilecek mi? Bu tür, bakıma muhtaç emeklilere bakabilecek herhangi bir merkez var mı? “ diye art arda sıraladı sorularını.
Devletin, yetersiz bir iki bakımevi, kaliteli hizmet vermekten çok uzak. Bu durumda, yıllarca hizmet vermiş, yatırımlarını yapmış bir emeklinin insancai bir yaşam sürdürmesi, devletin güvencesi altındadır diyemeyiz.
Rehabilitasyon merkezi bile olmayan bir devlette, kimsenin kendini güven altında hissetmesi beklenemez.
Eğer emekliye, ömrünün sonuna kadar insanca bir yaşam sürdürebilmesi için, verilmesi gereken hizmet, devletin güvencesi altında olsaydı, ya da devlet bu konudaki sorumluluğunu yerine getiriyor olsaydı , haklı nedeni olabilirdi yapılan maaş kesintilerinin.
Bugün her emekli, yaşlandığında, bakıma muhtaç olma durumuna geldiğinde, kendi tedbirini kendisi almak zorundadır. Gelişmiş ülkelerdeki gibi yaşamının son dilimini keyifle geçirmek yerine, karamsarlıkla bakmaktadır, belirsizliklerle dolu geleceğine.
Ekonomik önlemler alınırken, yaşam kalitesini düşürmemektir esas olan!…Eğer aldığınız tedbirlerle birlikte, gerekli düzenlemeleri yapmamışsanız va yaşam kalitesini aşağıya çekiyorsanız, yanlış yapıyorsunuz demektir.
İktidarların görevi, vatandaşlarının yaşam kalitesini yükseltmektir, aşağı çekmek değil!
- Tarihi bir Kulüp İle Geçmişe Uzanmak 3
- Doğru Adımlar Bizi Ürkütmesin!…
- Bir Dava ve Yapılması Gerekenler
- Bakan Olmanın Dayanılmaz Cazibesi!...
- Değişen Dünya, Bakü ve Enerji
- Şu Pasaport Meselesi!...
- Biri Sizi Dinliyor (mu?)
- Kullanıcı mı? Mal Sahibi mi?
- Bir Süre Ara Veriyorum… Sevgiyle Kalın!...
- O’nu Yazmak Zor!
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































