Advertisement

Advertisement

Ayla Kahraman yazdı: Aşkın onurlu savaşı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
15/08/2026

Ayla Kahraman yazdı: Aşkın onurlu savaşı

Günümüzdeki aşk ve geçmişten bugüne kadar anlatılanlar arasında oldukça fark olduğunu düşünmemek mümkün değil. Romanların, şarkıların, filmlerin hatta reklamların anlattığı aşk; özlemlerin hedefini değiştirecek şiddette ve etkidedir. Bu çelişkinin kaynağını düşüneduralım ve biz gerçek dünyada yaşanan aşklara yelken açalım.

İlk aklıma gelen, 21.nci yüzyılın kadın ve erkeğe verdiği özgürlüğün aşkı nasıl etkilediği. Doğrusunu isterseniz bu özgürlüğün, yanında ağır bir yük taşıdığını düşünüyorum.

Eski zamanda kurallar boldu. Kol kırılır yen içinde kalır tarzında bir yaşam içinde aşk çiçeğini yetiştirmek daha zor ama daha uzun ve değerliydi. Yandan çözümler arandığında aşka veda edilirdi.

21nci yüzyılın en önemli gelişimi, belki de kadın ve erkek sınırları arasındaki uçurumun daralmasıdır. Genç çiftler, bizim ve bizden öncekilerin ilişki dinamiklerini yerle bir ettiler. Bu; aşk adına bir devrim niteliğindedir ancak her değişimin yaşadığı fırtınaların, çiftlerin hayal kırıklıklarına çok da çözüm getirtemediğinin farkındayız. İstatistikler önemlidir. Boşanma ve evlilik oranları arasındaki uyum ise üzücüdür. Evlilik dışı ilişkilerde yaşanan gelgitleri de unutmayalım. Aşkın geride kaldığı, şehvet ve arzunun yönettiği fırtınalarda kaybolan gemiler gibiler. Geride yıkık dökük incinmiş duygusal bütünlükler bırakarak paramparça yola devam etmeye çalışıyorlar.

Aşkın özgürlüğü güzeldir. Seçimlerini yapabilme şansını verir. Ancak bu göründüğünden çok daha zor olan bir özgürlüktür. Çiftlerin günümüzdeki özgürlüğü; yalnızlaştıran hatta boşluğa düşüren bir yöne doğru gitmektedir. Seçimlerinin sorumluluğunun yüküyle yürümeye çalışmaktadırlar. Doğru görünen kararları; gün ışığında yanlış ve incitici sonuçlar yaratırken, kalplerini kırmakta ve yeniden başlamak için çaba göstermelerini zora sokmaktadır.

Çift ilişkisi iki kişilik bir ilişkidir. Farklılıkların uyumu için, çiftin her bir eşinin çaba göstermesi beklenir. Ancak genç çiftler; kendi beklentileri ve duygusal bütünlükleriyle ilgilenirken, bunu dikkate alamayabilirler. Sadece kendi varlığına yatırım yapmaya çalışmak ilişkiyi zehirler.

Belki de sevme biçimlerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Böylece kendimizi tanır ve ne istediğimizi anlarız. Bu; önemli bir yol göstericidir ve çiftin kendi duygusal boşluğunda boğulmasını engelleyebilir.

Yeni zamanda aşkı ayakta tutabilmek için; çağın getirdiği zorluklara, gündelik yaşamın boğucu sorunlarına hazırlıklı olmak gerekir.

Aşk için; haz, tutku, arzu gereklidir ama yeterli değildir. Çiftin her bir eşinin “ben” olması gerekir ki bu bencillik değildir. Güven ve sadakat ile beslenen önemli bir özgürlüktür. Kendinizi ifade edebildiğiniz ölçüde, eşinizi anlayabilirsiniz. Elbette dürüstlük de önemli bir değer. İlişkilerin düşmanlarından biri de budur: rol icabı, olmayanı varmış gibi göstermek.

Sözün kısası, özgürlüğü elde eden yeni nesil ilişkiler, bunun ağır sorumluluğunun da farkında olmalıdır. “Yürümezse biter” mottosu, aşk için geçerli değildir. Bu durumda ne akıl ne da kalp doğru dürüst çalışır. İlişkiler toplama, çıkarma işleminin kurbanı olmamalıdır. Aşk için emek vermek, samimi ve dürüst olmak önemlidir.

Can Dündar’ın dediği gibi: bir dalın üzerindeki farklı iki elma olarak var olmak.

Bu aşk için iyi bir hedef. Ne dersiniz?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.