Ayla Kahraman yazdı: Bir şey olmaz mı?
05/09/2026
Gözümüzün önünde batan katamaran ve kaybettiklerimiz, kayıplarımız ve felaketi yaşayan kardeşlerimiz çocuklarımız, yaşlılarımız. Yastayız.
Çaresizliğin yarattığı acının yanında, insan yaşamının iki dudak arasındaki basit sözcüklere kurban olduğunu da gördük: “Bir şey olmaz.”
İhmali gördük, denetimsizliğin acı sonuçlarına tanık olduk. Ama aynı zamanda, ortak duygu birliği de yaşadık. Can evinden vurulanlarla birlikte ağladık. Buna rağmen, yalnız, korumasız hissettik.
Yaşadığımız topraklarda “insan” olmanın, “insanca yaşamanın” çok da kolay olmadığını acı içinde fark ettik.
Bu bir şey olmaz kurşunu, kör kurşun. Nereye saplanacağı belli değil. Bizi nerede yakalayacak? Trafikte mi, denizde, karada, gökte mi? Yoksa, güvenli yuvada uyurken mi?
“Bir şey olmaz” tehlikeli, korkutucu bir rehavet taşır. Koşulların ölçülmesi, anlamlandırılması veya değiştirilmesi için harekete geçmeyi engeller. “Bir şey olmaz” inancından daha tehlikeli olan nedir bilir misininiz? “biz bunu, daha önce yaşadık. Bir şey olmadı.”
Nesnel algı yoksunluğu mu, bilgisizlik mi, dünyayı ve insanı yorumlamak yerine eşyaya teslim olmayı kabullenmek mi?
Her “bir şey olmaz”ın arkasında, bir felaket saklıdır. Ne zaman ortaya çıkacağı, eşyanın ve doğanın tabiatına kalmıştır.
İnsana yönelik görev anlayışının en büyük düşmanı olan bu rehavet, insani özelliklerden, akıl ve muhakemeden yoksundur.
Akdeniz öldürmedi. Kırık katamaran da öldürmedi. Kayıplarımızı “bir şey olmaz” diyenler yok etti.
İçlerinden biri, "ben sebep olanlardan biriyim" diyebilecek mi?
Yasa koyucu ve uygulayıcılar; çıkar yollar bulabilecekler mi?
Yoksa “eski tas, eski hamam” sadece biraz uyutulacak mı?

























































































































































































