Tarihe tanıklıkları gün ışığına çıkarmak
23/01/2011
İsmail Bozkurt
Son yıllarda ülkemizin kitap yayımlarında giderek artan bir çoğalma olduğunu mutlulukla izliyorum. Daha doğrusu sayı çoğaldıkça izlemekte zorlanıyorum.
Aslında bu köşede kitap tanıtımları yapmak en çok istediğim şeylerden biri! Gelin görün ki olaylar o kadar hızlı akıyor, sorunlar öyle kabarıyor ki, ister istemez onlara daldığımdan kitap dünyasına uzanmak olanağı kalmıyor.
Bir kitabı tanıtmanın, herhangi bir olay ya da sorunu ele almaktan daha az önemli olduğuma inandığımdan değil bu!
Her neyse! Bu gün o konuya gireceğim.
Toplumsal Belleği Beslemek
Kıbrıs Türk Halkı’nın en büyük gücü toplumsal bilincidir ve tarih, toplumsal bellekle beslenmeyen toplumsal bilincin olmayacağını göstermektedir.
Diğer yandan, bir toplumun, halkın, ulusun toplumsal/ulusal belleğini oluşturmada edebiyatın, sanatın ve kitabın belirleyici etkenlerden biri olduğunu da biliyoruz.
Elbette ki toplumsal bellek söz konusu olduğu zaman, tarihi de gözardı edemeyiz. Bu bağlamda, sözlü tarih çalışmalarının önemini vurgulamak isterim.
Bu bakımdandır ki son zamanlarda artan kitap yayımları arasında “sözlü tarih” nitelikli ya da ağırlıklı kitapların da çoğalmasını, toplumsal belleğin beslenmesi ve güçlenmesi açısından önemsediğimi belirtmek isterim.
“Tanıklarıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi”
Neriman Cahit ve Nezire Gürkan’ın söyleşilere dayalı kitaplarını, sosyal tarih ve sosyolojik yönleri yanında sözlü tarih açısından da değerlendirmek gerekir.
Benim bugün üzerinde durmak istediğim kitap, değerli bir akademisyen olan İhsan Tayhani’nin “Tanıklarıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi”* adlı kitabıdır.
“Tanıklarıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi” adlı kitap, adanın İngiliz Egemenliği altına girmesi ile birlikte başlayan ve Kıbrıslı Türklerin 1950’li, 1960’lı yıllarda boyutlanıp 1974 Mutlu Barış Harekatı’na kadar devam eden varoluş mücadelesinin içinde bizzat yer alan kişilerle yapılmış röportajlardan oluşmaktadır. Anılan kişiler, kâh bir yer altı örgütü olan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) üyesi, kâh bir mücahit olarak sürdürdükleri mücadelede eylemli bir biçimde yer alarak son derece önemli görevler üstlenmişlerdir.”
Kitapta yer alan kişilerin bir kısmı iyi biliniyor, ancak çoğunluğu adı sanı pek duyulmayan insanlardır. Bu durum kitabın değerini daha da artırmakta, sözlü tarih niteliğiyle kaynak kitap olarak ortaya çıkarmaktadır.
Anlatılanlar arasında ayrıntı gibi görünen öyle olaylar vardır ki tarih yazarları için altın değeri taşıyacaktır.
SON OLARAK
Kitabın arka kapağındaki şu ifade anlamlıdır: “Bu kitapta 70’li 80’li yaşlarını sürmekte olan insanların sözü edilen mücadelelerinin onlar hayatta iken gün ışığına çıkarılıp genç kuşaklara ulaştırılması amaçlanmıştır.”
Bu, bir anımsatmadır. Bir mücadeleyi yürüten insanların yaşamlarının sonlarında olduğunun anımsatmasıdır.
Geçekten ben de kendi yaşamımda, mücadeleyi birlikte yürüttüğüm arkadaşlarımın bir bir bu dünyadan göçüp gitmekte olduğunu acı ile görmekteyim. Ne yazık ki bu insanlar, bir çok şeyi de beraberlerinde götürmektedirler.
Adı konmadan bu ülkede “sözlü tarih” çalışmaları yapıldığını gördükçe mutlu oluyorum. Ancak ne yazık ki ne Devlet, ne üniversitelerimiz, ne belediyelerimiz, ne de başka kurumlarımız bu işi projelendirerek kapsamlı bir biçimde yapmadılar, yapmaya gerek görmediler.
Ne yazık ki bunu yapmak için zaman daraldıkça daralıyor.
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































