Yatırım konusu
01/11/2010
İsmail Bozkurt
Yatırım konusu, yıllardır KKTC’nin temel gündem maddelerinden biri oldu.
Öyle anlaşılıyor ki daha yıllarca da gündemdeki önemini koruyacak!
Konu “kafaya takılacak” nitelikte!
Buna karşın, Devlet yönetiminin bu konuyu çok da önemsediğini; başka bir deyişle konuyu “kafaya takacak” kadar önemli görmediklerini düşünüyorum.
Yıllardır bu konuda çalışmalar yapılmasına karşın adım atılmaması böyle düşünmeme neden oluyor.
ÖNERİLER… ÖNERİLER…
KKTC Yatırım Danışma Konseyi toplantısı sonucunda yayımlanan sonuç bildirgesinde, ülkede yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi için 38 öneri sıralanıyor. Bu 38 öneri şöyle:
1. Kamu personel ve çalışma kuralları ile ilgili reformlar hayata geçirilmeli, insan kaynaklarının niteliği artırılmalı ve bu süreçte verimlilik kriterleri esas alınmalıdır.
2. Kamu yönetiminin idari kapasitesi, AB uyum yasalarının etkin uygulanmasına yönelik olarak yapılacak bir “ihtiyaç analizi” doğrultusunda güçlendirilmelidir.
3. YAGA’nın etkinliği ve karar verme yetkinliği artırılmalıdır. Bu çerçevede, T.C. Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü tarafından gelişmekte olan ülkelerde elverişli yabancı sermaye ortamının ve ilgili kurumsal yapılanmanın oluşturulmasına yönelik hazırlanan teknik eğitim programlarının, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının da katılımıyla KKTC’de YAGA işbirliği ile uygulanmalıdır.
4. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası, Kamu Finansmanı ve Borçlanma Yasası ivedilikle uygulamaya konularak kamu mali yönetimi ve finansmanı şeffaf, saydam ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır.
5. Vergi kayıplarının önlenmesi için vergi idaresi etkinleştirilmelidir.
6. Kamu alımlarında şeffaf ihale sistemi yaygınlaştırılmalıdır.
7. Kamu kurum ve kuruluşları arasındaki koordinasyon eksiklikleri giderilmelidir.
8. Kamu hizmetlerinin kalitesinin ve süratinin artırılmasını teminen tüm alanlarda e-devlet uygulamalarına geçilmelidir.
9. Emek piyasasında ücretlerin oluşmasına yönelik müdahaleler azaltılmalı, ücretler piyasa koşullarına göre oluşmalı, kamu ve özel sektörde ödenen ücretler yakınlaştırılmalı ve asgari ücret, rekabet edebilme gücü artışını engellemeyecek gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
10. Serbest piyasa koşulları iyileştirilerek, piyasa etkinliği ve verimliliği artırılmalıdır. Bu çerçevede, 4 Ekim 2010 tarihinde değişikliği kabul edilen rekabet yasası süratle uygulamaya konulmalı; tahkim, icra-iflas konusu düzenlenmeli, ticari davalarda mahkeme süreçleri kısaltılmalıdır.
11. KKTC - Türkiye Cumhuriyeti firmaları arasında işbirlikleri ve yatırımlar teşvik edilmelidir. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında karşılıklı yatırımların korunmasına ilişkin anlaşma bir an önce hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır.
12. Bütçe imkanları dahilinde, yatırımlarla ilgili vergi, resim, harç vb. oranlarında indirimler yapılmalıdır.
13. KKTC için hazırlanan “İş Yapılabilirlik Raporu” esas alınarak, yatırımcının önündeki bürokratik engeller kaldırılmalı, bürokrasinin etkin ve verimli işleyişi sağlanmalı, bürokrasinin zaman kavramını dünya standartlarında algılaması temin edilmeli, çalışma izinleri, inşaat izinleri, yatırım ve iş kurma işlemleri için gerekli izinlerin alınması ile ilgili idari prosedürler basitleştirilmelidir.
14. Yabancı yatırımcıların iştigal konusu olabilecek sektörlerde, pazara girişi zorlaştıran korumacı düzenleme ve uygulamalar yeniden değerlendirilmeli ve sonlandırılmalıdır.
15. Yabancı yatırımcıların oda, dernek, birlik gibi kurumlara üye olmaları ve görev almaları için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
16. Yabancılar için konut alımı ve tapu devri işlemleri kolaylaştırılmalıdır.
17. AİHM tarafından yasal bir kuruluş olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu’nun fiziki ve personel kapasitesi artırılarak, Avrupa Konseyi tarafından yönlendirilen davaları hızla sonuçlandırabilecek hale gelmelidir.
18. KKTC’de başlayan ülkesel fiziki plan çalışmaları hızlandırılmalıdır.
19. Telekomünikasyon hizmetleri, enerji üretimi ve dağıtımı, havaalanı işletmesi, havayolu ve deniz yolu ulaştırması vb. alanlarda özelleştirme süratli bir şekilde hayata geçirilmeli ve bu yönde yasal altyapı tamamlanmalıdır.
20. KKTC’de banka kredi maliyetleri düşürülmelidir.
21. Dönmeyen banka kredileri konusunda yeni tedbirler alınmalı, bu konudaki hukuki alt yapı çalışmaları gözden geçirilmeli, gerekli tespitler yapılarak uygulamaya başlanılmalıdır.
22. Bankalar, KKTC’deki mal varlıklarını da kredi karşılığı olarak kabul etmelidir.
23. KKTC ürünlerinin rekabet gücünün artırılması için AB Müktesabatına uyum çalışmaları hızlandırılmalıdır.
24. KKTC’nin Türkiye’ye ihracatının önündeki engeller tespit edilerek, ihracat desteklenmelidir.
25. Turizm master planı, ivedilikle onaylanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
26. Kapsamlı bir yargı reformu yapılmalıdır.
27. Serbest bölgelerin cazibesini artırmak için, serbest bölgelerin yasal ve fiziki altyapısı geliştirilmelidir.
28. Türkiye’den kabloyla elektrik enerjisi getirme projesi ivedilikle hayata geçirilmelidir.
29. Alternatif enerji kaynaklarına ilişkin yasal düzenleme yapılmalı, enerji kaynakları geliştirilmeli ve desteklenmelidir.
30. Türkiye’den boru ile su getirme projesi ivedilikle sonuçlandırılmalıdır.
31. Yeşil hat tüzüğü ile ticareti artan ürünlere yönelik üretimlerin artırılması amacı ile meslek örgütleri tarafından ilgili sanayicilere gerekli teşvikler sağlanmalıdır.
32. Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçirilmesi yönünde T.C.’nin de desteği ile AB nezdinde ortak girişimler gerçekleştirilmelidir.
33. Türkiye ile KKTC arasındaki iletişim altyapısı özel sektör öncülüğünde, güçlendirilmelidir.
34. Yüksek Öğrenim Sistemi gözden geçirilerek etkinliği ve sürdürülebilirliğine ilişkin bir master plan hazırlanmalıdır.
35. Ulaştırma arzının artırılması için KTHY yerine, çoğunluk hissesi özel sektöre ait yeni bir havayolu şirketinin kurulması teşvik edilmelidir.
36. Yatırımda kullanılan enerji fiyatları rekabet edebilir düzeye indirilmelidir.
37. Liman hizmetleri rekabete açılmalıdır.
38. Turizm çeşitlendirme çalışması yapılmalıdır.
Sonuç bildirgesinde, “özelleştirme” çare olarak gösterilirken işaret edilen önlemlerin tümü de Devlet yönetimini ilgilendirmektedir. İsterseniz medyaya yansıdığı biçimiyle bunları da sayalım:
• Kamu reformu,
• YAGA’nın etkinliğinin artırılması,
• Şeffaf ihale sistemi,
• Kamuda koordinasyon eksikliğinin giderilmesi,
• Rekabet koşullarının sağlanması,
• TC-KKTC firmalarının işbirliğinin artırılması,
• Bürokrasinin azaltılması,
• Taşınmaz Mal Komisyonu’nun fiziki ve personel kapasitesinin artırılması,
• Telekomünikasyon hizmetlerinin iyileştirilmesi,
• Enerji üretimi ve dağıtımının iyileştirilmesi,
• Havaalanı işletmesinin iyileştirilmesi,
• Havayolu ve denizyolu ulaştırması gibi alanlarda süratle özelleştirmeye gidilmesi;
• Kapsamlı yargı reformu.
Dikkatle incelendiği zaman, yapılan saptama ve önerilerin çok büyük çoğunluğunun, doğrudan veya dolaylı olarak Devlet yönetimi ile ilgili olduğu görülebilir.
BİR ANKETTEN ÇIKAN SONUÇ
Bir süre önce de, YAGA tarafından, 78 yatırımcı firmanın temsilcileriyle yüz yüze görüşme yöntemiyle, “yerli ve yabancı yatırımcıların karşılaştığı sorunlar,” “geleceğe yönelik yatırım planları ve ekonomik beklentileri,” “yatırım kararlarında etkili olan faktörler,” “sektörel sıkıntılar” ve bunların aşılmasına ilişkin görüşlerini almak amacıyla bir “KKTC Yatırım İklimi ve Beklentiler Anketi” yapılmış ve sonuçları açıklanmıştı.
Ankette, dışsal etken olarak yatırım ikliminin zorluklarının Kıbrıs sorunu ve ambargolardan kaynaklandığı sonucu çıkmış ama içsel etkenler itibarıyla yaşanan zorlukların, hükümetlerin (reform nitelikli düzenlemeler dahil) alacağı kararlarla aşılabileceği; başka bir anlatımla hükümetlerin uzun vadeli ekonomik ve sektörel plan ve programlar ortaya koyarak, KKTC’nin sürdürülebilir kalkınmasını sağlayabileceği sonucu çıktı ve şu öneriler yapıldı:
• Teşvik yasasının güncellenmesi,
• Farklı uygulamalara yol açan yoruma açık yasaların süratle revize edilmesi,
• Bürokratik engeller çıkaran kamu yönetiminin düzenlenmesi.
Bu saptama ve öneriler, büyük oranda KKTC Yatırım Danışma Konseyi toplantısı sonucunda yayımlanan sonuç bildirgesindeki saptama ve önerilerle çakışıyor. Asıl önemlisi, hem KKTC Yatırım Danışma Konseyi, hem ankette çıkan sonuçlar, (tümü değilse de önemli kısmı) orunun doğrudan siyaset kurumundan kaynaklandığı saptaması yapmaktadır.
BİR KONFERANSIN ANIMSATTIKLARI
Konusu yatırım olan bir konferansın sonuçlarına da bakalım:
YAGA’nı organize ettiği konferans, “Kuzey Kıbrıs Yatırım Stratejisi Arama” adıyla 28-29 Mart 2008 tarihlerinde Girne Merit Otel’de gerçekleştirilmişti.
O konferansta, “Sürdürülebilir Kalkınma Aracı Olarak Yatırımlar,” “Kuzey Kıbrıs’ı Pazarlamak,” “Odak Noktaların Yaratılması (Sektörler)” ve “Yatırımların Artırılması” konu dört atölye çalışması yapılmıştı.
Özellikle (Sürdürülebilir Kalkınma Aracı Olarak Yatırımlar) başlıklı birinci atölye çalışması az önce sözünü ettiğimiz anket önemli oranda benzerlik göstermektedir.
O atölye çalışması sonucunda, kalkınmanın önünde saptanan engeller şöyleydi:
• Vizyonsuzluk ve ekonomik hedeflerin belirli olmaması,
• Yardım bağımlılığı ve yardımların etkin kullanılamaması,
• Alt yapı eksikliği,
• Planlama ve mevzuat ile ilgili problemler.
Dikkat edilirse, bu saptamalar da doğrudan siyaset kurumunu hedef gösteriyor. Tıpkı yukarıda sözü edilen anket ve sonuç bildirgesinde olduğu gibi!
BÜTÜN YOLLAR ROMA’YA ÇIKAR
Ne acıdır ki üç değişik zaman ve formatta yapılan üç değişik çalışma, sorunların kaynağı olarak Devlet yönetimini göstermektedir.
“KKTC Başbakanı, T.C. Devlet Bakanlığı (KKTC’den sorumlu), KKTC deki İlgili Bakanlar, Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi Temsilcisi, Kıbrıs Türk Yatırım Geliştirme Ajansı (YAGA) Temsilcisi, T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği, KKTC DPÖ Müsteşarı, TC-KKTC Teknik Heyet Eşbaşkanları, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı, Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı, TOBB & DEİK Temsilcisi, Türk-KKTC İş Konseyi Eş-Başkanları”ndan yani tümüyle resmi kanattan oluşan KKTC Yatırım Danışma Konseyi’nin de sorunların kaynağı olarak Devlet yönetimini göstermesinin aslında yadırganacak yönü yoktur.
Yoktur, çünkü yıllardır süren, sorunların “izolasyonlardan” kaynaklandığı yönündeki söyleme karşın, sorunun Devlet yönetimi olduğu, gerçeğin ta kendisidir.
Yani “bütün yollar Roma’ya çıkmakta;” her taşın altından devlet yönetimi çıkmaktadır. Yapılan tüm anketlerde, siyasete güvenin olmaması da bunda başka şey değildir.
SON OLARAK
Elbette ki çare olarak “özelleştirme”nin gösterilmekte olmasının, akıllara “acaba özelleştirmeye çanak tutmak için mi bunlar söyleniyor” düşüncesini getirebileceği açıktır.
Hatta, sık sık söylenip yazıldığı gibi, işin arkasında “bilerek ve planlayarak batırma” mı söz konusudur diye düşünülmesini de doğal karşılamak gerekir.
Şöyle ya da böyle, ekonomideki sorunların ambargo, yalıtılmışlık ve Kıbrıs Sorunu bir yana, önemli oranda siyaset kurumundan kaynaklandığının kabullenmesi, önemli bir aşamadır.
YAGA’nın konferansı üzerinden iki buçuk yıl, anketinin üzerinden aylar geçmiş olmasına karşın çıkan sonuçların siyaset kurumu tarafından “es” geçildiği gerçeği de düşündürücüdür.
Elbette ki tüm sorumluluğu, yalnız bu günkü hükümete yüklemek haksızlık olur. Sorumluluk kurum olarak “siyaset”indir.
Ha, özelleştirme çare olacak mı?
Bu güne kadar siyaset kurumu çare üretmediği gibi, kendisi de sorun oldu.
Başarısız bir siyaset kurumu söz konusu olduğuna göre, ne yazık ki buna evet demek mümkün değildir.
Hele hele, özelleştirme “araç olarak değil de amaç olarak görülüyorsa!”
- Edebiyat kimi kurtarır?
- Kıbrıs’taki yuvamız
- Petrol ile doğal gazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
- Uluslararası hukuk denen şey
- Üzüm diyarının kitabı ve düşündürdükleri
- “Osmanlı Reform Sürecinde Kıbrıs”
- İşin özü egemenlik
- Siyaset ve ekonomi
- “Keşke”li bir bayram yazısı
- “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































