Advertisement

Advertisement

Bayramlar ve anılar

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
16/11/2010


İsmail Bozkurt İsmail Bozkurt


Sizin 16 Kasım 2010 günü okuyacağınız bu yazıyı kaleme alırken tarih 15 Kasım 2010’u gösteriyor.

Yani genelde Türk ve Kıbrıs Türk Tarihi için önemli iki yıldönümü:

• 15 Kasım 1967 Geçitkale – Boğaziçi Direnişi

• 15 Kasım 1983 KKTC’nin İlan Edilmesi

Tarihin seyrini değiştiren iki önemli olay!

Hasbelkader, iki olayın odak noktasında bulunan tek kişiyim.

SİLÂH SESLERİ ARASINDA BAYRAM (MI?)

Sonuçta bu yazıyı okuduğunuz bu gün, (16 Kasım 2010) Kurban Bayramı’dır.

15 Kasım KKTC Cumhuriyet Bayramı gibi, Kurban Bayramı da, bana Direniş Tarihi’mizden bir şeyler anımsatıyor.

46 yıl önce, 23 Nisan 1964 günü, çifte bayramdı: Hem “Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı,” hem “Kurban Bayramı!”

Geçitkale (Güneydeki Köfünye)’de mücahit komutanıydım. Sabah erkenden, aklanıp paklanmak ve annemle babamın ve diğer yakınlarımın bayramını kutlamak için köyüm Boğaziçi (Güney’deki Aytotro)’ne gittim.

Ansızın karargâhtan haber geldi: Köy çevresinde silahlı Rumlar görülmüştü.

Birkaç mücahitle, durumu yerinde saptamak için hakim bir noktada olan Türk İlkokulu’na doğru hareket ettim.

Tam ilkokulun önünde bizi makineli tüfekle taradılar. Canımızı kıl payı kurtardık.

Ve beş gün beş gece süren Rum saldırısı başladı.

Köyüm yeme içmeyi çok severdi. O gün de savaş olmasına karşın fırınlar ve mangallar yakılmıştı. Saldırganlar bunu iyi bildiklerinden, köyü gafil avlamayı planlamışlardı. Başaramadılar.

İlginçtir, Rumlar köyüme yine bir Ramazan Bayramı’nın ikinci günü, 15 Şubat 1964’te de saldırmışlardı.

ANILAR UNUTULUR MU?

Şimdi siz bana söyleyin! Ben, KKTC’nin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken, 15 Kasım 1967 saldırısını ve o saldırıda birkaç saat içinde, çoğu mücahidim bir kısmı sivil, 24 şehidimizi anımsayıp içimde bir burukluk duymamam mümkün mü?

Ya da 15 Kasım 1967 saldırısına subay olarak katılan Spiros PAPAGEORGİOU’nun, saldırıyı anlattığı “Ebihirisi Kophinou Bos Diohtide Abo Tin Kipro İ Elliniki Merarhia (Geçitkale Harekatı - Yunan Tümeni Kıbrıs’tan Nasıl Kovuldu)” adlı kitabında tek kollu komando komutanı Andreas Dimitropulos’un ağzından, bir insanın sırf Türk olduğu için vurulmasını anlatan şu somut olayı: “Ansızın bir delikanlı atıldı. Kurşunlardan korunmak için kendini duvara yapıştırmış, elleri havada! Onu hiç dikkate almadım ve ilerledim. Birkaç adım gerimden silah sesleri geliyordu. Geri dönüşümde bir de ne göreyim? Başında demir miğferli bir asker! Bu asker köyün temizlik harekatına katılan askerlerden biri! Bu asker delikanlıya ateş etmiş, delikanlı can çekişiyordu. Ben hemen ona, ‘Bre kerata bunu niye yaptın?’ diye sordum ve aynı zamanda onu demir miğferle dövmek istedim. Bana cevabı, ‘Türktür’ oldu.”

Keza, Ramazan ya da Kurban Bayramı’nı kutlarken, ölümden kıl payı dönüşümü ve bayramımızı zehir etmek isteyenlerin kalleşçe saldırısını unutabilir miyim?

Elbette unutamam. Ama onca badireye ve tanıklığıma karşın, düşmanlık gütmüyorum. Öç alma gibi bir saplantım hiç yoktur.

Amma ve lâkin, ve kim ne derse desin/ne düşünürse düşünsün, yaşanmışlıkları dilim döndüğünce gelecek kuşaklarla paylaşmayı kendime görev biliyorum.

SON OLARAK
Aslında bu yazıya başlarken güzel bir bayram yazısı yazma, hep güzelliklerden söz etme niyetim vardı.

Kalemim beni yine eskilere götürdü.

Elbette pişman değilim.

Başta Geçitkale - Boğaziçi direnişindekiler olmak üzere bütün şehitlerimizi, rahmetle anarken, sizlerin çifte bayramınızı da sağlık, esenlik, başarı ve mutluluk dileklerimle kutluyorum.

Savaşsız nice bayramlara….

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK İsmail Bozkurt

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.