Erhürman: Sorunlara siyasetten başka bir aracın çare üretmesi mümkün değil
10/09/2026
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, yaşanan büyük acının ardından dile getirilen “siyaset yapmayın” söylemini değerlendirerek, siyasetin kişisel veya çevresel çıkar sağlama aracı olarak kullanılmaması gerektiğini ancak demokrasilerde sorunlara çözüm üretmenin temel araçlarından birinin siyaset olduğunu vurguladı. Erhürman, bilime, standarda, liyakate ve denetime dayalı bir siyaset ve kültür inşa edilmesi gerektiğini belirtti.
Erhürman'ın açıklaması şöyle:
Yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz, edeceğimiz büyük acıyla ilgili olarak en çok kullanılan cümlelerden biri de "siyaset yapmayın" cümlesi... Belli ki, uygulamada "siyaset" adı altında yapılan, her durumu kendisinin ve çevresinin lehine "kredi" elde etme aracına çevirme ve medyayı bu amaçla kullanma çabalarıdır vurgulananlardan biri! Bu, elbette yapılmaması gereken bir şey. Siyaset buysa, kimse siyaset yapmasın elbette. Hatta yalnızca böyle büyük acılar söz konusu olduğunda değil. Hiçbir zaman yapmasın! Ama siyaset, demokrasinin olmazsa olmazı olan bir sorunlara çözüm üretme enstürmanı. Ortada büyük sorunlar var ve polis ile yargı siyasetten ari biçimde işini yaparken, siyasetten (yalnızca siyasi makamlarda oturan kişilerin değil, toplumun her gün yeniden ürettiği siyasetten) başka hiçbir aracın bu sorunlara çare üretmesi mümkün değil. Bu şartlarda mesele, "nasıl bir siyaset" sorusuna düğümleniyor elbette. Cevap da sözcükler bazında açık! Bilime, standarda, liyakate ve denetime dayanacak bir siyaset. Bir de medeniyete ve insaniyete... İş, bu sözcüklerin altını doğru bir biçimde doldurup, onları gerçekten hakim kılmakta. Bilim, bilgi ama bunlar yetmez... Aynı zamanda kültür... En uç noktada değerlendirme yaparak "0" diyebiliriz. Başka numaralar da söz konusu olabilir. Ama bütün mesele her zamanki gibi bundan sonrası. Olmayana "yoktur" demek saptamadır ama çözüm değildir. Buralarda en sevilen tavrı geliştirerek "yoktur" ve "asla olmayacaktır" diyen o meşhur konformist tavırla yetinmeyi de seçebiliriz. O, hiç çözüm değildir. Görev bellidir: Hangi koşullar altında olursa olsun, "olan"ı, "olmayan"ı tespit etmek, bilime ve uygarlığa saygı göstermekle yetinmeyip onu içselleştiren bir kültürü inşa etmek ve sorunlara çözüm üretmek zorundayız. Kolay mı? Hiç değil! Ama çocuklarımıza yaşanası bir ülke bırakmanın başka çaresi de yok!






























































































































































































