Advertisement

Advertisement

Faciadan kurtuldu: Girne'deki dehşet anlarını anlattı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
31/08/2026

Faciadan kurtuldu: Girne'deki dehşet anlarını anlattı

Girne'den Taşucu'na giden yolcu gemisinin alabora olduğu kazadan kurtulan Deniz Özpolat, yaşanan dehşet anlarını anlattı. Özpolat, "Camı kırıp insanları kurtardık" diyerek gemide yaşanan paniği aktardı. Girne açıklarında meydana gelen feribot faciasının ardından kayıp 18 kişiyi arama kurtarma çalışmaları 2’nci günde yeniden başladı. Çalışmalara havadan da destek veriliyor.

Girne'den Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere hareket eden katamaran tipi Türk yolcu gemisinin kısa süre sonra alabora olması büyük paniğe neden oldu. Gemide mürettebat dahil 267 kişi bulunurken, kazada 8 kişi hayatını kaybetti, 241 kişi kurtarıldı ve kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.

"GEMİ ÖNCE YAN YATTI, SONRA BATMAYA BAŞLADI"

30 Ağustos 2026'da öğleden sonra Girne'den Taşucu'na hareket eden gemide bulunan Deniz Özpolat, kazanın ilk anlarında yaşananları anlattı. Denizde bir çocuğun kurtarılmasına da yardımcı olan Özpolat, gemide büyük bir panik yaşandığını belirtti.

Özpolat, "Gemi ilk başta dalgaların içinde sekerek gidiyordu. İçeriden sular fışkırdı. Koltuk patlayınca biz sahil güvenliği arayın dedik. Bir kişi çıktı, herhangi bir sorun yok dedi. Çıkış kapısına ilerledik. İnsanlar zaten izdiham yaptı. Can yeleklerini bulamadık. Üzerimize kapıları kapattılar ve çıkamadık. Sonradan açtılar. Suya atladık" dedi.

Geminin kısa süre içinde yan yatmaya başladığını söyleyen Özpolat, "Gemi sonradan batmaya başladı, önce yan yattı. Camı kırıp insanları kurtardık. Açıkta bir aile vardı, çocuklar vardı. Onları kurtardık. Botlara aldık. Yaşı çok küçük bir bebek vardı" ifadelerini kullandı.

"KÜÇÜK YAŞTA ÇOCUKLARIN BOĞULDUĞUNU GÖRDÜK"

Gemiden sağ kurtulan Serkan Kunduracı, yaşanan anları şu sözlerle anlattı:

“Gemi saati 12 zaten. 12'ye yakın gemiye bindik. Gemiye bindiğimizde sıkıntı yoktu. Biz farkında değildik denizin kötü olduğunun. Gemi hareket etmeye başladığında, havuzdan çıkınca Mersin'e doğru döndüğünde başladı sallanmaya. Geminin altından yüksek bir ses duyduk biz. Deniz gemiye vuruyordu. İnsanlar panik oldu, bağırdılar, 'Durdurun gemiyi, geri dönmek istiyoruz' diye. Sarsıntı oldu ama çok kuvvetli bir sarsıntı tabii. Sonra bu sarsıntı artmaya başladı, daha kuvvetli olmaya başladı. İkinci sarsıntıda yerden su çıkmaya başladı. O zaman insanlar da panik yaptı. Ablanın biri ‘Ben geri dönmek istiyorum’ diye, ‘Durdurun gemiyi’ diye ısrarla bağırdı. Sonra bir abi çıktı oradan bağırdı, genç çocuk vardı biraz rahatsızdı o gitmek istemediğini söyledi. Üçüncü çarpmada zaten su fışkırdı. Su fışkırınca da bu sefer personeli çağırdık. Personel geldi baktı, bir sıkıntı olmadığını, contanın gevşediğini, sızıntı olduğunu söyledi bize. Ama bu tabii sarsıntı artınca, televizyon vardı sallanmaya başladı. Su daha çok çıkmaya başladı. Bu sefer panik oldular tabii personel de. Personel kaptana koştu hemen. Kaptan geldi hemen ‘Burayı boşaltın’ diye bağırdılar. Zaten boşaltmaya kalkınca insanlar panik olmuştu. Zaman yoktu yani.”

Kunduracı, “Ben tabii o sırada dışarıya bakıyorum ki U dönüşü yapacak büyük ihtimalle çünkü ben Girne'yi görmeye başladım. Manevra sırasında zaten gemi yan yatmaya başladı. Yani insanlara zaten geç kalmış artık. Manevra yapınca bir koridor kısmı var, o koridorda zaten manevraya, yan yatmaya yakalananlar şanssızdı. Çünkü orası aşağıya insanlara, devrildi. Altta kalanlar suya girince içeri boğuldu. Ben de en üstündeydim o koridor kısmının. Zor çıktım, 10 dakika sürdü uğraştım, çabaladım biraz. Çünkü suyun içindeyiz. Islandığımız için de tabii ağırlaştık. Yanımda kız çocuk vardı, yardım istedi ‘Yardım edin’ diye bağırıyordu, annesi vardı. Çünkü çok güç gerekiyor. Benim bile gücüm yetmedi. Çıkamıyorsun, elin kayıyor bir de ve sonrasında çok fazla çığlık var, arkada çok fazla insan var zaten ama hep arkada kalmışlar. Arkada kalmışlar çıkamaz ki, insan var, et var üzerinde. Nasıl çıkacak ki? Kuvvet lazım. Altta kalanlar şanssızdı. Onlar altta kaldılar, ben gördüm” dedi.

Kunduracı son olarak, “Vatandaşın birisi camı kırmıştı, pencereyi. Zaten çoğu o şekilde çıktı zaten sağ olsun. Ben de oradan çıktım. Çıktıktan sonra zaten bir anne babayı gördüm, çocuklarını bırakmışlar aşağıda boğulduğunu söylediler. Bir tane hamile bir abla vardı kanlar akmaya başladı, düşük yaptı stresten, panikten tabii. Çok vahşetti. Bir tekne geldi, turistik tekne geldi. O bize hepimizi aldı çoğumuzu zaten. Yani Sahil Güvenlik yanaşamadı herhalde bilmiyorum, açıkta bekledi, yanaşmadılar. Ama bir uzun süre bekledik. Hatta herkes panik ‘Niye gelmiyor?’ İnsanlar artık bağırmaya başladı. Ağır konuşmaya başladılar, ‘Gelin artık’ el yapıyor insanlar. Kimse gelmiyor, yanaşmıyor gemiler de. Büyük ihtimalle dalga vardı herhalde, ben de bilmiyorum. Ama en sonunda bir tekne geldi. Turistik bir tekne geldi, hepimizi aldı. Bazı gençler vardı halat çekmeye başladılar, halatla aşağı sarkıttılar. Bazıları yüzmeyi bilmeyenler denizde öldüğünü gördüm. Panikle can yeleği almayanlar vardı. O korkuyla hemen atlayanlar oldu. Bir amca vardı işte, onu alamadık. Çekmeye çalıştık, olmadı, o da boğuldu. Bir ailenin çocukları kız erkek küçük yaşta çocukların boğulduğunu gördük, şahit olduk” diye konuştu.

"ÇOCUKLARA ÖNCELİK VERDİK"

Gemiyi görüp giden ilk sivil yardımlardan biri olduğunu söyleyen Muhammed Özçelik, “Burada işletmelerimiz var bizim su sporları. Normalde bugün kapalıydık, deniz bayağı bir kötü olduğu için aktiviteler yapılmıyordu. Bir abimiz gördü olayı ilk başta, Sahil Güvenlik'e bildirdi. Onlar çıktı. Arkasından bize haber geldi, biz çıktık, ilk gidenlerden biri biziz. Oraya gittiğimizde zaten herkes can havlindeydi. ‘Beni alın, beni alın’ gibi şeyler söylüyorlardı. İlk başta biz çocuklara, hamilelere, kadınlara, yaşlılara atladık, suya atladık bizim elemanlarla beraber. Onları aldık sudan, bindirdik tekneye. Ondan sonra hamileleri bindirdik, çocuklara öncelik verdik tabii ki de. Ondan sonra herkesi bindirdik, ilk bir tur attık. Biz çıktık, arkamızdan zaten gelen diğer botlar, zodyaklar filan görenler, gelebilenler tabii ki de, çünkü bayağı bir dalga yüksekti” ifadelerini kullandı.

"İNSANLAR CANININ PEŞİNDEYDİ"

Özçelik, “Elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalıştık. İnsanlar ‘Beni de alın, beni de alın’ diyordu ama kapasite dolduydu, bayağı bir fazlasıyla aldık hatta. Benim yanımda bile kaptan koltuğunda 2-3 kişi oturuyordu öyle. Onları bindirdik, getirdik bir tur attık. Ondan sonra ikinci tura gittik. İkinci tura gittiğimizde zaten çok insan kalmadıydı. Bir 60-80 kişiyi aldık. Birbirlerini arıyorlardı, hepsi birbirini yani akrabalarını arıyorlardı, kardeşlerini arıyorlardı. Bazıları kocasını, eşini arıyordu, annesini arıyordu, evladını arıyordu. Herkes birbirini arıyordu yani orada. ‘Beni alın’ diyerek atlayan vardı tekneye. Biz bindirmedik yani bindiremedik, alamadık ama kendi çıktı atladı can havliyle. İnsanlar canının peşindeydi” dedi.

Halil Durmuş ise, “Tekneden can evi atılıyor, turuncu evler var ya içine insanlar girsin diye. Fırat abi onları görüp tekneye çıkıp gidiyor. Bizi de arıyor ki böyle bir durum var gelin" diye. Biz yetiştik. Sahil Güvenlik veya askeriye olarak sen görmüyorsan burada bir sorun var demektir” dedi.

"3 AY ÖNCE ÇALIŞMAYA GİTMİŞLERDİ"

Kazanın ardından başlatılan arama-kurtarma çalışmalarında ulaşılamayan 19 kişi arasında, Hatay’ın Reyhanlı ilçesine bağlı Harran Mahallesi’nde yaşayan Mahmut Demir ile kardeşi Mustafa Demir’in de olduğu öğrenildi. Çalışmak için gittikleri Kıbrıs'tan memleketlerine izinli olarak dönmek üzere gemiye bindikleri belirtilen 2 kardeşten henüz bir haber alınamadı. Demir ailesi, Reyhanlı'daki evlerinde umutlu ve endişeli bekleyişini sürdürüyor.

 

Faciadan kurtuldu: Girnedeki dehşet anlarını anlattı... Camı kırıp insanları çıkardık


Mustafa Demir (solda) / Mahmut Demir (sağda)

 

Kayıp kardeşlerin amcasının oğlu Ahmet Demir, olayın ardından büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek şunları söyledi:

"Olayı saat 14.00 sıralarında duyduk. Sadece geminin battığını öğrendik, daha sonra kendilerine hiçbir şekilde ulaşamadık. Yetkililerden ricamız bize net bir bilgi vermeleri. Annesi ve babası perişan halde, çok üzgünler. İkisi de 3 ay önce çalışmak için Kıbrıs'a gitmişlerdi. Memlekete izine gelirken bu talihsiz olay meydana geldi."

Demir kardeşlerin bir yakını, “Orada iki tane kaybımız var, Mahmut Demir ile Mustafa Demir. Yani sabahtan beri bunca insan perişan halde. Oradaki baba acı içinde, buradaki kardeşlerimiz, yine kardeşlerini bekler acı içindeler. Yani çıksa bir tane yetkili dese ki, ‘Cansız bedenleri bulundu kardeşimin, alın.’ Barı onu bilelim. Ya sadece bir arkadaşımız çıktı, o da dedi ki, ‘Perişan haldeyiz ya, kimse hiçbir şekilde yardım etmedi.’ Zaten yüzebilen arkadaş yüzdü geldi, yüzemeyen arkadaşlar orada mahsur kaldı” diye konuştu.

ARAMA ÇALIŞMALARINDA 2'İNCİ GÜN

Girne açıklarında meydana gelen facianın ardından bölgede geniş çaplı arama kurtarma çalışması başlatıldı. İlk gün yapılan çalışmalarda 8 kişinin hayatını kaybettiği belirlenirken, kayıp olduğu bildirilen 18 kişiye ulaşılması için ekipler çalışmalarını sürdürüyor.

Deniz yüzeyi ve çevresindeki arama çalışmalarına hava unsurları da destek veriyor. Ekipler, belirlenen bölgelerde tarama yaparak kayıp kişilere ulaşmaya çalışıyor.

Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının hava ve deniz şartları elverdiği sürece devam edeceğini bildirdi.

YOLCU YAKINLARI LİMANA AKIN ETTİ

Kaza haberinin duyulmasının ardından çok sayıda yolcu yakını limana geldi. Yakınlarından bilgi almak için limana girmeye çalışan vatandaşlarla görevliler arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı.

Ekiplerin deniz ve havadaki çalışmaları sürerken, kazanın nedenine ilişkin incelemelerin de devam ettiği bildirildi.

 

"KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK, BU YOLU GİTMEMİZ LAZIM"

Kazanın ardından gözlerin çevrildiği Taşucu Limanı'nda ise Kıbrıs'a geçmek isteyen vatandaşların bekleyişi sürüyor. Özellikle tatil dönüşü nedeniyle limanda bulunan aileler, yaşanan facianın ardından seferlerin ne zaman başlayacağını öğrenmeye çalışıyor.

Öte yandan mevcut biletleme sistemlerinde 31 Ağustos ve 1 Eylül tarihleri için Taşucu-Girne ve Girne-Taşucu yönünde bazı seferlerin listelenmeye devam ettiği görülüyor. Ancak yaşanan facianın ardından seferler fiilen gerçekleştirilmiyor ve yolcular resmi açıklama bekliyor.

Yük gemisiyle Kıbrıs'a gitmek için bekleyen vatandaşlardan Hüseyin Şahverdi, "35 yıldır bu yolu gidip geliyorum. Dün akşam 18.00'dan bu yana burada bekliyoruz. Yetkililerden istediğimiz bize haber versinler. Kalacaksak ne zaman gemi kalkacak onu öğrenmek istiyoruz. Biletleri 40 gün önce aldık. Burada çok fazla insan bekliyor. Dün böyle bir kaza meydana geldi ama korkunun ecele faydası yok. Arabamızı burada bırakamayacağımıza göre yük gemisiyle gideceğiz. Feribota da daha önce bindim ama böyle tehlikeli bir durum yaşamadık. Bu yolu mecburen gidiyoruz, bize yetkililer bilgi versin" ifadelerini kullandı.

"SÜREKLİ GİDİP GELİYORUZ AMA HİÇ BÖYLE BİR ŞEY YAŞAMADIK"

Vatandaşlardan Nurettin Güney ise "Dün geceydi seferimiz ama iptal oldu. Halen bekliyoruz. Şuanda hava muhalefeti yok, o nedenle korkmuyoruz. Sürekli gidip geliyoruz ama hiç böyle bir şey yaşamadık. Deniz muhalefeti olsaydı gemi kalkmaz. Bence dün batan feribot deniz muhalefetinden dolayı batmadı, başka nedenlerle battı" dedi.

"BİR KERE UFAK FERİBOTA BİNDİM VE KORKTUM"

Feribot seferi bekleyen Veysel Karaca da "Ben yük gemisiyle gideceğim o nedenle korkmuyorum. Feribot dalgaları çok hissettiriyor. Dalga oluyordu ama hiç alabora olayı olmadı. Hiç görmedik. Ben yük gemisiyle gidip geliyorum hep. Bir kere ufak feribota bindim ve korktum o zamandan bu yana binmiyorum. 12 yıl önce bindiğim feribot küçüktü ve insanları mahvetti. O zamandan beri hep yük gemisiyle gidip geliyorum" diye konuştu.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.