Holguin açıkladı: Erhürman, Hristodulidis yeni öneri sunmayınca üçlü görüşmeye katılmadı
28/09/2026
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi, özel söyleşisinde Erhürman’ın New York’ta önerilen üçlü görüşmeye, Hristodulides yeni bir öneri sunmadığı için katılmadığını söyledi. Holguín, güven artırıcı adımlar konusunda siyasi irade eksikliğine dikkat çekti; düşmanca tutumların süreci zorlaştırdığı uyarısında bulunarak ekim ayında yapılacak temasların müzakere zemini ve yöntemi üzerinde yoğunlaşacağını belirtti.
Yusuf Kanlı
BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar, Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman’ın New York’ta önerilen üçlü görüşmeye katılmama kararını, ilerleme sağlayacak yeni bir öneri bulunmamasına bağladı. Holguín, böyle bir toplantının önceden planlanmadığını, Guterres’in programında iki liderle ayrı ayrı görüşmelerin yer aldığını söyledi.

Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulides, BM Genel Kurulu’nun üst düzey toplantıları sırasında üçlü bir görüşme yapılmasını önerdi. Holguín, ANKA Haber Ajansı’na verdiği özel mülakatta, Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman’a danıştığını ve Erhürman’ın kendisine “Böyle bir görüşmeyi anlamlı kılacak yeni bir öneri var mı?” diye sorduğunu söyledi. Holguín, Hristodulides’in Kıbrıs’ta liderler arasında yapılan son ikili görüşmede sunduğu önerileri yinelediğini Erhürman’a aktardığını belirtti.
Holguín’ün aktardığına göre Erhürman, “İlerleme için gerekli koşullar oluşmadığı sürece görüşmenin olumlu bir sonuç vermeyeceği” değerlendirmesini yaptı. Bu anlatım, Kıbrıs Türk liderinin kararının diyalogdan kaçınmaya değil, yeni bir önerinin ve ilerleme için gerekli zeminin bulunmamasına dayandığını gösteriyor.
Holguín, kolaylaştırıcılar olarak iki tarafın da süreci mümkün olduğunca ilerletmesini istediklerini, ancak liderlerin siyasi kararlarına müdahale edemeyeceklerini vurguladı. Liderlerin tavsiyeleri dinleyebileceğini belirten Holguín, “Fakat nihayetinde karar liderlere aittir,” dedi.
Güven artırıcı adımlar siyasi irade bekliyor
Holguín’e göre güven artırıcı önlemlerden biri hemen hayata geçirilebilir: doğal afetlerle ilgili yeni bir teknik komite kurulması. İki taraf bu komitenin oluşturulması konusunda bir süre önce anlaşmış olsa da adanın herhangi bir yerinde meydana gelebilecek afetlere nasıl ortak yanıt verileceği konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı.
Holguín, düzensiz göç, mayın temizliği ve spor alanlarındaki diğer önlemlerin de uygulanabileceğini, ancak bunun için siyasi irade gerektiğini söyledi. Değerlendirmesi, engelin yalnızca teknik ayrıntılardan ibaret olmadığını; tarafların geçmişte vardıkları mutabakatları somut işbirliğine dönüştürmeye hazır olup olmadıklarının da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Holguín, yeni geçiş noktalarının iki toplum arasındaki iletişimi ve bağlantıyı güçlendirebileceğini belirterek Kiracıköy–Eğlence (Athienou–Aglantzia), Haspolat (Mia Milia) ve Akıncılar–Limya (Louroujina–Lymbia güzergâhlarını saydı. Haspolat kapısının açılmasının ticarete önemli katkı sağlayabileceğini, bu yararın her iki toplumun ticaret odalarınca da dile getirildiğini kaydetti.
“Ancak şu ana kadar ilerlemek için siyasi irade ortaya konmadı,” diyen Holguín, tarafların pratik yararları kabul etmesiyle bunların hayata geçirilmesi için anlaşmaya varması arasındaki mesafeye işaret etti.
Ekim ziyaretinde içerik ve yöntem ele alınacak
Holguín, yapıcı ve somut bir gündeme sahip 5+1 toplantısının koşullarını oluşturmaya çalışmayı sürdüreceğini söyledi. Bu hazırlık kapsamında, müzakereler başladığında tarafların yararlanabileceği yakınlaşma noktalarına ilişkin bir belge üzerinde çalışıldığını belirtti. Geçmişte üzerinde uzlaşılan güven artırıcı önlemlerin uygulanması ve son aylarda ortaya konan farklı girişimlerin değerlendirilmesi de gündeminde olacak.
Holguín’ün ekim ayında yapacağı ziyaretin önemli başlıklarından biri, müzakere yönteminin belirlenmesi olacak. Amaç, Kıbrıs meselesinin karmaşıklığını hesaba katarken sürecin daha başında tıkanıklık yaratmayacak bir yapı oluşturmak.
Taraflardan, “başlangıçta engeller yaratmayan, aksine yollar açan” yaklaşımlar önermelerinin isteneceğini söyleyen Holguín, yöntemin kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere ulaşmak için gerekli “alanı, kuralları ve ilkeleri” belirlemesi gerektiğini kaydetti.
Holguín, “Her müzakerede taraflar, görüşmelerin nasıl yürütüleceğini belirleyecek bir yöntem üzerinde anlaşır,” dedi. BM’nin de tarafları, kendi kararlarıyla müzakerelere başlayabilecekleri bir yöntemi birlikte oluşturmaya çağırdığını söyledi.
BM’nin sonuca ya da tarafların atması gereken adımlara hükmetmeyeceğini özellikle vurgulayan Holguín, “BM Kıbrıs’ta kolaylaştırıcılık yapmak için bulunuyor; dayatmak ya da ne yapılacağını dikte etmek için değil,” dedi. Müzakerelerin taviz verme iradesi, uzlaşı arayışı ve karşılıklı yarar temelinde yürütülmesi gerektiğini belirten Holguín, bu koşulların şu anda “mevcut görünmediğini” ifade etti.
Yakınlaşma belgesi müzakereler başladığında sunulacak
Holguín, geçmişteki yakınlaşmaların BM tarafından incelenmesinde, tarafların 2015–2017 yılları arasında örgüte sundukları ortak belgelerin yanı sıra BM arşivindeki diğer kayıtların da dikkate alındığını söyledi. Yakınlaşmaların kaydına en yakın belgenin “tam da 2015–2017 döneminde sunulan Ortak Belgeler” olduğunu belirtti.
Belge, müzakereler başlamadan önce taraflara sunulmayacak. Holguín, belgenin erken paylaşılmasının geçmiş müzakere kayıtlarının nasıl yorumlanacağı konusunda yeni bir tartışma yaratabileceğini söyledi.
“Belgeyi daha önce sunmak, yeni bir anlaşmazlık başlığı açar,” diyen Holguín, “Belge, müzakereler başladığında ve kullanışlı hâle geldiğinde verilecek,” ifadesini kullandı.
Bu yaklaşım, BM’nin ortak bir kayıt oluşturma çabasını, geçmiş mutabakatların nasıl okunacağı konusunda yeni bir tartışmayı önleme arayışıyla birleştiriyor. Holguín, Kıbrıs’ta yeni anlaşmazlıkların önüne geçmenin zor olduğunu kabul ederek “Ne yazık ki, bir anlaşmazlığı açık tutmak için her zaman bir neden bulunuyor,” dedi.
Holguín, sırf geçmişte böyle yapıldığı için aynı yöntemi sürdürme alışkanlığını da sorguladı: “Her şey hep böyle yapıldıysa, belki de bugüne kadar çok fazla ilerleme kaydedilememesinin nedeni tam olarak budur.”
Düşmanca ortam müzakerelerin önündeki engelleri artırıyor
Kıbrıs Türk temsilcilerinin uluslararası temaslarının kısıtlanmaya çalışıldığı ve güveni zedeleyen başka adımların atıldığı bir ortamda elverişli koşulların yaratılıp yaratılamayacağı sorusuna Holguín, “Kesinlikle hayır; çünkü bunlar zaten karmaşık olan meseleyi daha da karmaşık hâle getiriyor,” yanıtını verdi.
“Müzakereler kendiliğinden ortaya çıkmaz; düşmanca bir ortamdan da doğmaz,” diyen Holguín, sürecin karşı tarafı ve onun varlığını anlamayı ve kabul etmeyi gerektirdiğini belirtti. Bu konuyu özellikle son bir ayda müzakerecilerle birkaç kez görüştüğünü de sözlerine ekledi.
Holguín’ün yanıtı, görüşmelerin çevresindeki atmosferin sürecin dışında tutulamayacağına işaret ediyor: İşbirliği ve karşılıklı kabul, resmî müzakereler başlayana kadar ertelenebilecek başlıklar değil. Holguín’e göre bunlar, anlamlı müzakerelerin mümkün olmasını sağlayan koşullar arasında.
Bölgesel gelişmelerin de diplomatik ortamı olumsuz etkilediğini belirten Holguín, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki durumun “giderek daha karmaşık hâle geldiğini” ve bunun Kıbrıs üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Kıbrıs diplomasisi için daralan fırsat penceresi
Holguín, “Geçen yıl boyunca ve bu yılın başlarında sahip olduğumuz elverişli fırsatın giderek kaybolduğu açık,” dedi. Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de artan gerilimin Kıbrıs için de olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Holguín, ekim ayında yapılması planlanan ziyarete ayrıca bir aciliyet kazandırdı: Diyaloğu yeniden canlandırmaya imkân veren diplomatik alan sonsuza kadar açık kalmayabilir.
Şimdi asıl mesele, hazırlık çalışmalarını gözle görülür adımlara dönüştürmek. Liderlerin önünde öneriler, uygulanabilecek güven artırıcı önlemler ve BM’nin geçmiş yakınlaşmalar ile müzakere yöntemi üzerine yürüttüğü çalışmalar bulunuyor. Ancak Holguín’ün değerlendirmesi, bunları hayata geçirmek için gerekli siyasi iradeyle mevcut hazırlıklar arasında kalıcı bir mesafe bulunduğunu gösteriyor. Bu mesafe kapanmazsa ekim ayı, somut ilerleme sağlamayan yeni bir istişare turuna dönüşebilir.
Ziyaret, iki liderin güveni güçlendirecek ve gelecekteki bir müzakere toplantısını anlamlı kılacak pratik adımlara hazır olup olmadığını ortaya koyacak. Üzerinde daha önce uzlaşılan önlemlerin en azından bir bölümünde ilerleme sağlanması ve müzakere yöntemine ilişkin ortak bir yaklaşım geliştirilmesi, geriye kalan diplomatik fırsatın korunmasına yardımcı olabilir. Aksi yöndeki gecikmeler ise bölgesel ortam daha da zorlaşırken güvensizliği derinleştirebilir.
Söyleşinin tam metni
1. Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman’ın New York’ta önerilen üçlü görüşmeye katılmama kararını neye bağlıyorsunuz? Hazırlık görüşmelerine ilişkin kendi değerlendirmeniz kararını etkiledi mi? İlerleme imkânı var mıydı?
Holguín: New York’ta üçlü bir görüşme gündemde değildi. Genel Sekreterin programında iki liderle ayrı ayrı görüşmesi vardı ve planlandığı gibi bu görüşmeler yapıldı. Kıbrıs Rum lideri üçlü bir toplantı yapılmasını önerdi. Ben de Kıbrıs Türk liderine danıştım. Bana, böyle bir toplantıyı anlamlı kılacak yeni bir öneri olup olmadığını sordu. Hristodulides’in Kıbrıs’taki son ikili görüşmede sunduğu önerileri yinelediğini söyledim. Bu çerçevede Erhürman, ilerleme için gerekli koşullar oluşmadığı sürece görüşmenin olumlu bir sonuç vermeyeceği değerlendirmesini yaptı.
Kıbrıs konusunda kolaylaştırıcılar olarak elbette iki tarafın da süreci mümkün olduğunca ilerletmesini istiyoruz. Ancak nihayetinde liderlerin vereceği siyasi kararlara müdahale edemeyiz. Tavsiyeleri dinleyebilir ve dikkate alabilirler; fakat karar yine liderlere aittir.
2. Yedi güven artırıcı önlemden hangileri hemen uygulanmaya hazır, hangileri müzakere aşamasında? Yeni geçiş noktaları konusunda anlaşmayı engelleyen başlıca unsur nedir?
Holguín: Hemen uygulanabilecek önlemlerden biri, doğal afetlerle ilgili yeni bir teknik komite kurulması konusunda varılan anlaşmadır. Bu güven artırıcı önlem üzerinde bir süre önce uzlaşılmıştı; ancak tarafların adanın herhangi bir yerinde meydana gelebilecek doğal afetlere nasıl ortak yanıt verecekleri konusunda hâlâ anlaşma yok. Düzensiz göç, mayın temizliği ve spor gibi diğer güven artırıcı önlemler ise siyasi irade gerektiriyor.
Geçiş noktalarına gelince, Athienou–Aglantzia, Mia Milia ve Louroujina–Lymbia iki toplum arasındaki bağlantıyı ve iletişimi kuşkusuz geliştirebilir. Her iki toplumun ticaret odalarının da vurguladığı gibi, Mia Milia’nın açılması ticarete önemli katkı sağlayabilir. Ancak şu ana kadar ilerlemek için siyasi irade ortaya konmadı.
3. Ekim ayında Kıbrıs’a döndüğünüzde, üçlü ya da 5+1 toplantısı öncesinde iki liderden hangi somut taahhütleri, takvimi ve uygulama mekanizmalarını talep edeceksiniz?
Holguín: Yapıcı ve somut bir gündemle 5+1 toplantısı yapılmasının koşullarını oluşturmanın gerekliliğini vurgulamayı sürdüreceğiz. Bu amaçla, tarafların müzakerelere başladıklarında yararlanabilecekleri yakınlaşma belgesi de dâhil olmak üzere, sürecin içeriği üzerinde çalıştık. Tarafların geçmişte üzerinde uzlaştıkları bazı güven artırıcı önlemleri de hayata geçirmeleri gerekiyor. Son aylarda sunulan farklı girişimleri taraflarla yeniden değerlendirmek de istiyorum.
BM, Kıbrıs’ta kolaylaştırıcılık yapmak için bulunuyor; ne yapılacağını dayatmak ya da dikte etmek için değil. Her müzakere, tarafların taviz verme iradesini gerektirir. Uzlaşı oluşturmak ve karşılıklı yarar aramak esastır; ancak şu anda bunlar mevcut görünmüyor.
Kıbrıs ziyaretimden müzakere yöntemi üzerinde çalışmak için yararlanmak istiyorum. Taraflardan, sürecin başında engeller yaratmayan; bunun yerine meselenin karmaşıklığını dikkate alan ve kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere ulaşmak için gerekli alanı, kuralları ve ilkeleri oluşturan yaklaşımlar önermeleri istenecek. Her müzakerede taraflar, görüşmelerin nasıl yürütüleceğine ilişkin bir yöntem üzerinde anlaşır. Bu nedenle BM, tarafları, kendi kararlarıyla müzakerelere başlayabilecekleri bir yöntemi birlikte oluşturmaya çağırıyor.
4. BM, geçmişteki yakınlaşmalara ilişkin incelemesini tamamladı. Her iki tarafa da aynı birleştirilmiş belge mi verilecek? Müzakere kayıtlarının seçici biçimde yorumlanmasının yeni bir anlaşmazlığa yol açmasını nasıl önleyeceksiniz?
Holguín: Yakınlaşmalar, her iki tarafın 2015–2017 arasında BM’ye sunduğu ortak belgelere dayanan tek bir çalışma bütünüdür. BM ayrıca arşivlerinde bulunan ve geçmiş çabaları yansıtan başka belgeleri de inceledi. Yakınlaşmaların kaydına en yakın belge, tam da 2015–2017 dönemindeki Ortak Belgelerdir.
Kıbrıs’ta yeni bir anlaşmazlığın ortaya çıkmasını önlemek zor; ne yazık ki, bir anlaşmazlığı açık tutmak için her zaman bir neden bulunuyor. Anlıyorum; insanlar bana sık sık işlerin hep böyle yapıldığını söylüyor. Ancak belki de şunu düşünmemiz gerekir: Her şey hep böyle yapıldıysa, bugüne kadar çok fazla ilerleme kaydedilememesinin nedeni tam olarak bu olabilir. Bu nedenle belge, müzakereler başladığında ve kullanışlı hâle geldiğinde verilecek. Daha önce sunulması yeni bir anlaşmazlık başlığı açar.
5. Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs Türk temsilcilerinin uluslararası temaslarını kısıtlamaya çalışırken ve Kıbrıs Türk tarafı güveni zedeleyen başka adımlar bulunduğunu bildirirken elverişli bir ortam yaratılabilir mi?
Holguín: Kesinlikle hayır; çünkü bunlar zaten karmaşık olan meseleyi daha da karmaşık hâle getiriyor. Müzakereler kendiliğinden ortaya çıkmaz; düşmanca bir ortamdan da doğmaz. Aksine, karşı tarafı ve onun varlığını anlamayı ve kabul etmeyi gerektirir. Bu konuyu özellikle son bir ayda müzakerecilerle birkaç kez görüştüm.
Bölgesel durum da yardımcı olmuyor. Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler giderek daha karmaşık hâle geliyor ve Kıbrıs için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Geçen yıl boyunca ve bu yılın başlarında sahip olduğumuz elverişli fırsatın giderek kaybolduğu açık.



























































































































































































