Advertisement

Advertisement

Bilge Azgın: “Derinya’nın azmettiricileri neden sadece Türk tarafında aranıyor?”

Siyaset bilimci Bilge Azgın, Derinya'da yaşanan olaylar nedeniyle Interpol'e bildirilen Türk isimler üzerinden Rum Yönetimi'nin hukuki ve siyasi manipülasyon yaptığını savundu. Azgın, dönemin Başpiskoposu 1. Hrisostomos'un da olaylardaki rolünün sorgulanması gerektiğini belirterek, KKTC kamuoyunu Kıbrıslı Türk-Türkiyeli kutuplaşmasına karşı uyardı.

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
17/08/2026

Bilge Azgın: “Derinya’nın azmettiricileri neden sadece Türk tarafında aranıyor?”

Siyaset bilimci Bilge Azgın, 1996 yılında Derinya'da yaşanan olaylar ve bu olaylarla bağlantılı olarak Türk isimlerinin Interpol'e bildirilmesi konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Azgın, Derinya'daki arbedede hayatını kaybeden 24 yaşındaki Tasos İsak'la ilgili soruşturma kapsamında altı Türk vatandaşının isminin Interpol'e bildirildiğini belirtti. Bu isimler arasında dönemin Türk Birliği Başkanı Erhan Arıklı'nın da bulunduğunu ifade eden Azgın, Arıklı'nın “ülkücüleri Kıbrıs'a getirdiği, yönlendirdiği ve azmettirdiği” iddiasıyla suçlandığını kaydetti.

Azgın, Türk bayrağını indirmek amacıyla direğe tırmanırken öldürülen Solomou Spiru Solomou'nun ölümüyle ilgili olarak da 30 Ekim 1996'da beş Türk yetkilinin adının Interpol'e bildirildiğini söyledi.

Bu isimlerin dönemin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, 28. Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Karlı, KKTC Polis Genel Müdürü Atilla Sav, Çevik Kuvvet Müdürü Erdal Emanet ve dönemin Tarım Bakanı Kenan Akın olduğunu belirten Azgın, söz konusu isimlerin yıllarca tartışma konusu olduğunu ifade etti.

“Başpiskoposun rolü de sorgulanmalı”

Derinya olaylarındaki sorumluluk ve azmettiricilik tartışmasının yalnızca Türk tarafındaki isimler üzerinden yürütülmesini eleştiren Azgın, dönemin Başpiskoposu 1. Hrisostomos'un açıklamalarına da dikkat çekti.

Azgın, Girne'ye gitmek üzere yaklaşık 8 bin motosikletliyi organize eden Yorgos Hacikostas'ın dönemin Başpiskoposu ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamalarını hatırlattı. Hacikostas'ın, Başpiskoposun kendisini makamına çağırdığını, gösteriye destek verdiğini ve 15 bin Kıbrıs lirası yardım yaptığını söylediğini aktaran Azgın, Başpiskoposun gösterinin iptal edilmemesi yönünde görüş belirttiğini savundu.

Azgın, bu kapsamda Başpiskoposun “Kıbrıs kan dökülmeden özgürlüğüne kavuşmaz” yönündeki sözlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bu durumda Başpiskopos 1. Hrisostomos bu olayların baş azmettiricilerinden birisi sayılmaz mı?” diye sordu.

“Rum basını gösteriyi savaş karşıtı olarak sunuyor”

Rum siyasetinin ve basınının Derinya olaylarına ilişkin yaklaşımını da eleştiren Azgın, yaklaşık 8 bin motosikletlinin katıldığı gösterinin “savaş karşıtı gösteri” olarak sunulduğunu savundu.

Azgın, hayatını kaybeden Tasos İsak ve Solomou Solomou'nun Rum siyasiler tarafından “kahraman” ilan edilmesini de eleştirerek, gençlerin hangi amaç uğruna hayatlarını kaybettiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Azgın, Rum siyasilerin gençlerin ölümleri üzerinden siyaset yapmak yerine olayların sorumluluğunu bizzat üstlenmesi gerektiğini savundu.

“Interpol sürecinde hukuki manipülasyon yapıldı”

Interpol'ün siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikteki olaylara müdahalesini sınırlayan hükümler bulunduğunu belirten Azgın, Rum Yönetimi'nin Derinya olaylarını “adli vaka” olarak tanımlayarak bu süreci aşmayı hedeflediğini ileri sürdü.

Azgın, Hasan Kundakçı'nın “silahsız bir göstericinin ölümüne ilişkin doğrudan eylem talimatı veren kişi” şeklinde gösterilmesinin, olayın siyasi boyutunun geri plana itilmesine neden olduğunu savundu.

Benzer yaklaşımın Erhan Arıklı ve Interpol'e bildirilen diğer Türk isimleri açısından da geçerli olduğunu iddia eden Azgın, Derinya olaylarının siyasi niteliğinin göz ardı edildiğini söyledi.

Azgın, “Ara bölgedeki BM'yi de zor kullanarak delip Türk tarafına geçmek ve Türk bayrağını indirmek için direğe tırmanmaya çalışmak nasıl sadece adli bir vaka olup siyasi bir vaka olmuyor?” ifadelerini kullandı.

“KKTC'nin Interpol'e başvurma imkanı yok”

KKTC'nin uluslararası alanda tanınmaması nedeniyle Interpol nezdinde aynı şekilde başvuru yapamadığını belirten Azgın, Rum Yönetimi'nin ise uluslararası alanda tanınmış bir devlet olarak avantaj elde ettiğini savundu.

Azgın, Erhan Arıklı'nın iç siyasetteki tutumlarının ve kullandığı söylemlerin eleştirilebileceğini, ancak Derinya olayları nedeniyle yürütülen Interpol sürecinin Arıklı'nın çok ötesinde bir konu olduğunu ifade etti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da olayların “azmettiricisi” olmakla suçlandığını ileri süren Azgın, Denktaş'ın siyasi bir figür olması nedeniyle isminin Interpol sürecine dahil edilmediğini savundu.

Azgın, “Tek taraflı bir yargılama ve cezalandırma sistemi üzerine kurulu olan, Derinya olaylarının azmettiricilerini Rum tarafında değil de sadece Türk tarafında arayan Interpol'e vereceğimiz hiçbir kimse yoktur” dedi.

“Kıbrıslı Türk-Türkiyeli kutuplaşmasına dikkat”

Azgın, Derinya olaylarının yeniden gündeme gelmesinin KKTC'deki toplumsal ve siyasi tartışmaları da etkilediğini belirterek, kamuoyunun “Kıbrıslı Türk-Türkiyeli kutuplaşması” üzerinden birbirine düşürülmemesi gerektiğini söyledi.

Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in İsak ve Solomou dosyalarıyla ilgili girişimlerin artırılacağı yönündeki açıklamalarının ardından KKTC'de tartışmaların yeniden alevlendiğini savunan Azgın, taraflar arasındaki nefret söylemlerinin toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini ifade etti.

Azgın, açıklamasının sonunda Derinya olaylarında hayatını kaybeden iki genç için üzüntüsünü dile getirerek, “25 yaşlarında yaşamlarını bir hiç uğruna kaybeden iki genç Rum insan için çok üzgünüm. Allah rahmet eylesin” ifadelerini kullandı.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.