''Euroyla ilgili öneriler bilimsellikten uzak''
09/06/2023
Bir dönem İngiltere Merkez Bankasında da görev almış olan Prof. Dr. Mete Feridun ve Belçika Merkez Bankasında görev yapmış olan Prof. Dr. Engin Kara muhasebe birimi olarak Euro kullanımına geçilmesi yönündeki önerileri değerlendirerek bu konunun akademik çevrelerde objektif bir şekilde değerlendirilmemiş olmasını eleştirdi.
Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmeye devam ettiği bu günlerde muhalefet cephesinde yeniden seslendirilen muhasebe birimi olarak Euro kullanımına geçilmesi yönündeki çağırılara ilişkin olarak açıklama yapan Doğu Akdeniz Üniversitesi Finansal Düzenleme ve Risk Yönetimi Merkezi Başkanı ve Bankacılık ve Finans Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mete Feridun ve Cardiff Üniversitesi öğretim üyesi, ekonomist Prof. Dr. Engin Kara sözkonusu önerinin bilimsel bir temele dayanmadığını söyleyerek bu yöndeki açıklamaları popülist bir yaklaşım olarak değerlendirdiklerini açıkladı.
Bir dönem İngiltere Merkez Bankasında da görev almış olan Prof. Dr. Mete Feridun Euro kullanımına geçilmesi yönündeki değerlendirmelerin bilimsel bir temelde değerlendirilmemiş olduğunu ve bunun faydadan çok zarara yol açma ihtimali olduğu konusunda uyarıda bulunurken, bir dönem Belçika Merkez Bankasında görev yapmış olan Prof. Dr. Engin Kara ise Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bu açıklamaları bilimsel ve kapsamlı bir çalışma yapmadan yapmış olmasını eleştirdi.
Uzun yıllar İngiltere’de üniversitelerde para politikası dersi vermiş olmasına rağmen Euro’ya geçiş konusunda kendisinin bile tatmin olmamışken bu konuda bu kadar rahat açıklama yapılabilmesine şaşırdığını söyleyen Prof. Dr. Mete Feridun, bu konu hakkında ülkemizdeki ekonomistler arasında ve akademik çevrelerde kaydadeğer herhangi bir bilimsel değerlendirme yapılmamış olmasını eleştirdi. Feridun yaptığı açıklamada söyle konuştu:
“Kendi çapımda bu konuya bilimsel bir yaklaşım getirecek yazılar yazmaya çalıştım ama benim ortaya koyduğum değerlendirmelerin de politika üretme düzeyinde olduğunu kesinlikle iddia edemem, zaten bu konuda da yeterli tecrübeye sahip olduğumu da düşünmüyorum. Kısacası, ortada kamuoyuyla paylaşılan, konusunda uzman akademisyenlerin üzerinde mutabık kaldığı bilimsel bir değerlendirme yokken, nasıl olur da bu konuda bu kadar rahat fikir beyan edilebiliyor anlamış değilim.”
Feridun Euro konusundaki açıklamaları samimi bulmadığını dile getirerek şöyle dedi:
“ben şahsen Euroya geçiş veya muhasebe sistemi olarak kullanılması vesaire gibi tartışmaların böyle zamanlarda gündeme gelmesini hiç samimi ve gerçekçi bulmuyorum, bunun popülizm olduğu konusunda ciddi endişelere sahibim ve böylesine önemli bir konunun vatandaşlar arasında dalga konusu haline gelecek şekilde, sanki sihirli bir formülmüş gibi kurlardaki her olumsuz hareketin ardından siyasi bir slogan haline getirilmesini doğru bulmuyorum”
Feridun sözlerine şöyle devam etti:
“Sonuç olarak iktisat da bir bilim dalıdır, bilimsel olarak bir takım saptamalar yapmadan, konuyu akademik çevrelerde enine boyuna tartışmadan politika önerilerinde bulunamayız. İktisat bu kadar da hafife alınacak bir bilim dalı olmamalı. Benim buna şahsen itirazım var. Elbette ki insanların alım gücü korunmalı, ama konu çeşitli perspektiflerden bilimsel olarak ele alınmadan böyle bir politika önerisi ortaya atmak bana doğru gelmiyor.
Ben şahsen bu konuya ilgi duyan biri olarak ne basında, ne akademik çevrelerde, ne de herhangi başka bir platformda bu konu ile ilgili tatmin edici, objektif ve bilimsel bir tartışmaya şahit olmadım. Ülkedeki bu konuya yakın bütün akademisyenleri de tanıyorum, şahsi sohbetlerimizde de herhangi bir bilimsel değerlendirmeye rastlamadım. Gazetelerde muhalefete yakın arkadaşların kısa ve yüzeysel röportajları dışında herhangi bir bilgilendirici analize de şahit olmadım.”
Öte yandan yapmış olduğu paylaşımda bir de rakamsal analize yer veren Prof. Dr. Engin Kara ise bu öneriyi ortaya atan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bu konu hakkında tatmin edici herhangi bir bilgi veya değerlendirme paylaşmaktan kaçındığını belirterek şöyle konuştu:
“CTP, uzun zamandir bu sistemi, ozellikle secim donemlerinde, yasanmakta olan ekonomi sorunlara care olarak sunuyor. Bu tabi, mevcut kosullar dusunuldugunden, cok radikal bir politika onerisi.
Bu politikayi bu denli savunduklarina gore, konuyla ilgili detayli arastirma yaptiklarini dusunup, ilgili calismalarin kopyasini istemistim. Aradan neredeyse 2 sene gecti ama bir cevap alamadim. Ortada bir slogan ve “teknik olarak mumkun”den baska birsey yok.”
Feridun’un paylaşımın tamamı şöyle:
Euro konusuna tekrar girmenin pek bir manası yok ama son günlerde tekrar gündeme gelmesi nedeniyle kısa bir görüş belirtmekte fayda var. Bu konudaki fikirlerimi daha önce yazdım, hatırlayabildiğim linkleri aşağıda veriyorum, merak eden oradan bakabilir.
Özet olarak görüşüm şu:
Evet her fikir bilimsel şekilde tartışılabilmelidir, evet AB bizim için bir hedef olmaya devam etmelidir, evet her alanda AB normlarına ve Euro’ya geçiş için gerekli koşullara bağlı kalmaya gayret etmemiz önemlidir, ama ben şahsen Euro’ya geçiş veya muhasebe sistemi olarak kullanılması vesaire gibi tartışmaların böyle zamanlarda gündeme gelmesini hiç samimi ve gerçekçi bulmuyorum, bunun popülizm olduğu konusunda ciddi endişelere sahibim ve böylesine önemli bir konunun vatandaşlar arasında dalga konusu haline gelecek şekilde, sanki sihirli bir formülmüş gibi kurlardaki her olumsuz hareketin ardından siyasi bir slogan haline getirilmesini doğru bulmuyorum.
Ben bile 5 sene boyunca İngiltere’de üniversitede para politikası dersi vermiş bir akademisyen ve daha sonra İngiltere Merkez Bankasında görev almış olan bir kişi olarak ortaya atılan bu fikirlerin gerçekten fayda sağlayıp sağlamayacağı konusunda ikna olmamışken, nasıl olur da bu kadar önemli bir konu, üstelik de insanların böylesine hassas olduğu bir dönemde, sıradan bir popülizm aracı olarak kullanılabilir doğrusu şaşırıyorum.
Savunulduğu gibi gelirlerin böyle bir dönemde Euro’ya endekslenmesi ekonomiye faydadan çok ciddi zarar da verebilir, bunun ekonomiye nasıl bir etkisi olacağını kestirmek o kadar hafife alınacak bir konu mu? Bunun tartışma görürmeyecek şekilde bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekmez mi? Tıp doktoru olmayan bir kişi “madem ki insanlarımızın başı ağrıyor artık herkes her yemekte bir adet Panadol alsın” diye bir görüş ortaya koyabilir mi? Bunu geçtim, tıp eğitimi almış olan bir kişi bile bilimsel çalışmalarla kesin bir sonuca varmadan böyle bir açıklama yapabilir mi?
Sonuç olarak iktisat da bir bilim dalıdır, bilimsel olarak bir takım saptamalar yapmadan, konuyu akademik çevrelerde enine boyuna tartışmadan politika önerilerinde bulunamayız. İktisat bu kadar da hafife alınacak bir bilim dalı olmamalı. Benim buna şahsen itirazım var.
Elbette ki insanların alım gücü korunmalı, ama konu çeşitli perspektiflerden bilimsel olarak ele alınmadan böyle bir politika önerisi ortaya atmak bana doğru gelmiyor.
Ben şahsen bu konuya ilgi duyan biri olarak ne basında, ne akademik çevrelerde, ne de herhangi başka bir platformda bu konu ile ilgili tatmin edici, objektif ve bilimsel bir tartışmaya şahit olmadım.
Ülkedeki bu konuya yakın bütün akademisyenleri de tanıyorum, şahsi sohbetlerimizde de herhangi bir bilimsel değerlendirmeye rastlamadım. Gazetelerde muhalefete yakın arkadaşların kısa ve yüzeysel röportajları dışında herhangi bir bilgilendirici analize de şahit olmadım.
Kendi çapımda bu konuya bilimsel bir yaklaşım getirecek yazılar yazmaya çalıştım ama benim ortaya koyduğum değerlendirmelerin de politika üretme düzeyinde olduğunu kesinlikle iddia edemem, zaten bu konuda da yeterli tecrübeye sahip olduğumu da düşünmüyorum.
Kısacası, ortada kamuoyuyla paylaşılan, konusunda uzman akademisyenlerin üzerinde mutabık kaldığı bilimsel bir değerlendirme yokken, nasıl olur da bu konuda bu kadar rahat fikir beyan edilebiliyor anlamış değilim.
Konu zaten başlangıçta “Euro’ya geçiş” olarak ortaya atıldı, basında bu konuda bir takım itirazlar koymamın ardından olacak, kısa süre sonra “muhasebe birimi olarak Euro kullanılsın” noktasına evrildi. Böyle olunca, kamuoyunda üzerinde öyle çok fazla bilimsel bir değerlendirme yapılmadan ortaya atılmış olan sıradan bir slogan olduğu intibası oluştu ve konu ciddiye alınacak bir fikir olmaktan hızla uzaklaştı.
Benim bu konuda ilk kez yazmış olduğum yazı 2005 veya 2006 yılındaydı. Yani ben Euro’ya geçilmesinin ekonomik ve siyasi koşulların uygun olduğu bir dönemde gündeme gelmesi taraftarıydım ve halen daha aynı görüşteyim. Türk Lirası nispeten stabil durumda ve siyasi iklim de buna daha müsait olan dönemlerde iktidarda olmuş olan muhalefet partisi bu konuda o dönemde pek ala bir takım girişimler yapabilirdi diye düşünüyorum.
Tekrar vurgulamakta fayda var, Euro’nun muhasebe birimi olarak kullanılması, hatta tamamen Euro’ya geçiş ekonomimiz açısından mutlaka olumlu sonuçlar doğuracak diye bir varsayımda bulunmak objektif değil. Örneğin Amerikan doları kullanımına geçmiş olan El Salvador ve Ekvator gibi ülkelerde ekonomik sıkıntıların düzelmek yerine daha da kötüleştiği biliniyor. En azından bu tip örneklerin incelenmesi gerekmiyor mu?
Fazla uzatmayalım, kısacası bu konuda kamuoyuna açıklanmamış olan somut ve bilimsel bir değerlendirme varsa bunun kamuoyuyla paylaşılması ve enine boyuna tartışılması gerekir. Yok eğer ortada böyle bir çalışma yoksa bu konunun bu şekilde gündeme getirilmesi faydadan çok zarar getirir.
https://moderndiplomacy.eu/2022/01/06/unilateral-vs-bilateral-euroisation-political-technical-and-practical-issues-in-the-curious-case-of-north-cyprus/
https://euobserver.com/opinion/153749
https://www.indyturk.com/node/454141/haber/kuzey-k%C4%B1br%C4%B1sta-euroya-ge%C3%A7i%C5%9F-tart%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1-s%C3%BCr%C3%BCyor%E2%80%A6-ekonomik-%C5%9Foklara-kar%C5%9F%C4%B1-kktc-ile
https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/euro-hedefi-devam-etmeli-h122693.html?fbclid=IwAR30syr0w5ar6ymunigS6ibR5-7HmfQGpVSnued2ONbL0e0fiy2Eq0jL2Tk
https://www.linkedin.com/pulse/kktc-i%C3%A7in-euroya-ge%C3%A7i%C5%9F-hedefi-ne-kadar-ger%C3%A7ek%C3%A7i-feridun-prof-dr-/?fbclid=IwAR3Gn5A1f8OOpUO_cDYgg7rHUwoTJdJZ-YjgK1YZEH24wo9zLrk-16nfehw
https://haberkibris.com/mete-feridun-yazdi-euroya-gecis-hedefi-onemli...-2232-2021-12-14.html?fbclid=IwAR3Gn5A1f8OOpUO_cDYgg7rHUwoTJdJZ-YjgK1YZEH24wo9zLrk-16nfehw
https://haberkibris.com/x-2121-2021-12-20.html?fbclid=IwAR03f139_C7UyXANlb6moMGg0R4aAwgurT25QGRHWqrwosAKRnX6s3DkHzo
Kara’nın paylaşımın tamamı şöyle:
Bugun Yeniduzen’de yayimlanan “Muhasebe Briminde Euro’ya Gecilsin!” baslikli ozel haberi okudum. Ilgilenenler habere asagidaki linkten ulasabilirler:
https://www.yeniduzen.com/muhasebe-birimindeeuroya...
CTP, uzun zamandir bu sistemi, ozellikle secim donemlerinde, yasanmakta olan ekonomi sorunlara care olarak sunuyor. Bu tabi, mevcut kosullar dusunuldugunden, cok radikal bir politika onerisi.
Bu politikayi bu denli savunduklarina gore, konuyla ilgili detayli arastirma yaptiklarini dusunup, ilgili calismalarin kopyasini istemistim. Aradan neredeyse 2 sene gecti ama bir cevap alamadim. Ortada bir slogan ve “teknik olarak mumkun”den baska birsey yok…
O donemde konuyula ilgili bir blog yazisi yazip, dusuncelerimi paylasmistim. Bunun iyi bir fikir olmadigini yazip, nedenleriyle beraber anlatmistim.
Aralik 2021’den itibaren epey zaman gecti. O donemde, KKTC meclisi, olaganustu toplanip, ‘CTP yetkilerinin hissayatina katiliyoruz’ deyip “stabil para birimine” gecis karari alsaydi, bu donem icinde alim gucunde durum ne olurdu diye bir hesap yaptim. Bu hesap icin asgari ucreti ve “stabil para birimi” olarak da Sterlini kullandim. Euro veya Dolar da kullansaniz da sonuc degismez. Bu hesabin sonuclarini asagidaki grafikte gorebilirsiniz.
CTP’nin onersinden hemen sonra, Ocak 2022’de net asgari ucret 6090 TL olarak yeniden belirlenmis. Bu miktari, aylik enflasyon oranlarini kullanarak her ay artirdim. Ortaya cikan rakamlari, mavi cizgi ile gosterdim. Mavi cizgi, asgari ucretin reel olarak sabit kaldigi durumu gosteriyor. Bu hesaba gore, Mayis 2023 sonu, asgari ucret 14,173 TL olsaydi, herhangi bir reel gelir kaybi yasanmayacakti. Yani, bir asgari ucretli, Ocak 2022’de ne alabilirsa, bugun de aynisini alabilecekti.
Ancak, asgari ucret, bu duzeyde artmadi. Siyah cizgi, Ocak 2022’den itibaren, net asgari ucreti gosteriyor. Siyah ve mavi cizgiler arasindaki fark, Ocak 2022’den bu yana yasanan gelir kaybini gosteriyor. Bu donemde asgari ucret uc defa degismis. En son tutar 11,800TL.
Gelelim, CTP’nin onerisine. Bunun icin ‘yesil’ rengini kullandim. Bir ara, yesil rengini kullaniyorlardi. Arada degistirmis olabilirler…Neyse, cok da onemli degil.
Yesil renk, asgari ucretin “stabil para birimine” endesklenmis hali. Grafikte de acikca gorduldugu gibi, CTP’nin onerdigi sistem, mevcut sistemden cok daha kotu.
Bugun resmi asgari ucret 11,800 TL. Mayis sonu itibariyle, CTP’nin onerdigi sisteme gore olmasi gereken asgari ucret miktari 8,321 TL. Bugunku kurla bile, CTP’nin onerdigi asgari ucret (9,966TL) olanin altinda…
Toplam gelir kaybini hesaplandigimizda da, CTP’nin onderdigi sistemle olmasi gereken arasindaki toplam gelir kaybinin 56,260 TL oldugunu goruyoruz. Bugunku asgari ucret tutariyla, yaklasik 5 aylik maas!
Sasirdim mi? Hayir. CTP’nin ekonomi takimi, isadamlari dernegi gibi….
CTP ile ilgili fazla yorum yapmak istemiyorum. Sonucta, “ayinesi istir kisinin lafa bakilmaz”. Gecenlerde, Egitim bakani Nazim Cavusoglu sordu: ‘bu kadar zamandir hukumetlerde buldunuz, neden bir okul yaptirmadiniz?’. Benim takip edebildigim kadariyla, o da cevap alamadi...
Ama CTP’nin ekonomi takimina bir taviseye de bulunmak istiyorum: her ne onereceklerse, Tip doktorlarinin yaptigi gibi, once zarar verme prensibi ile hareket etsinler. Bu isler saka degil! 2018 yilindan beri saka olmadigini bizzat yasiyoruz.







































































































































































































