Hüseyin Ekmekçi: Çalınan sadece devletin arazisi, makamı, onuru değil...
08/10/2026
BU DÜZENİ YALNIZCA KOLTUĞUNU KORUMAK İÇİN TAVİZ VEREN SİYASETÇİLER KURMUYOR. HAK ETMEDİĞİ MAKAMI İSTEYEN, OYUYLA BASKI YAPAN VE TALEBİ KARŞILANINCA SUSAN HERKES DE BU ÇÜRÜMENİN ORTAĞI
ÇALINAN SADECE DEVLETİN ARAZİSİ, MAKAMI, ONURU, GURURU DEĞİL… GENÇLERİN UMUDU DA ÖLÜYOR, GELECEK HAYALLERİ BU ADADA DEĞİL, İŞTE BEN EN ÇOK BUNA YANARIM, BURDA KAHREDERİM… SEVİN BE BU MEMLEKETİ
Seçim yasakları başlamadan hemen önce kamu kaynaklarının ve makamlarının dağıtılması, bu ülkenin kaderi olamaz. Hak etmeyen insanların hak etmedikleri görevlere getirilmesi, hak etmedikleri mülklerin sahibi yapılması kabul edilemez.
Üstelik bu düzeni yalnızca siyasetçiler kurmuyor. Siyasetçiyi dövüyoruz ama… Talep eden, baskı yapan, oyuyla tehdit eden bir kitle de var. İşin en utanç verici yanı bu. Siyasetçi iktidarını, koltuğunu korumak için her türlü riski göze alabilir. Mahkemeye çıkmayı, yargılanmayı bile…
Ama toplumun geldiği bu yozlaşmış nokta hepimizin ortak sorunu. Normal bir demokraside seçime sayılı günler kala yaşanan bu tür uygulamalar büyük bir utanç kaynağı olur. Hukuki sonuçları vardır. Veren de alan da aynı utancın ortağıdır. Maalesef bu gelenek yıllardır sürüyor.
Bir iktidar gidiyor, diğeri geliyor; yöntem değişmiyor. Oysa ihtiyacımız olan, değişen iktidarların benzer uygulamaların önünü kapatacak yasal düzenlemeler yapması. Kamu makamları kişisel pazarlıkların, parti hesaplarının ve seçim yatırımlarının aracı olmaktan çıkarılmalı.
Yüzde 5 seçim barajı bu ülkenin önündeki en büyük engellerden biri. Altı bin, yedi bin mühür alan partiler Meclis’te kilit konuma geliyor. İktidar hesapları, toplumun ihtiyacı olan yasaların önüne geçiyor. Barajı aşma uğruna yapılmayan düzenlemeler, ertelenen reformlar, sürdürülen pazarlıklar…
Sonunda ortaya büyük bir yalan dünya ve kamu kaynaklarının talanı çıkıyor. Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda seçim yasaklarına bir dakika kala alınan terfi kararları da bu çerçevede değerlendirilmeli. Bir kamu kurumunda terfiler, seçim takvimine göre değil; liyakate, ihtiyaca ve açık kurallara göre yapılmalı.
Zamanlamaya ilişkin soru işaretleri varsa, kurum yönetimi bunları kamuoyuna açıkça yanıtlamalı. Hak etmediğini isteyen, bunu isterken utanmayan, siyaseti oyla tehdit eden bir anlayış var. Bu anlayışa boyun eğen siyasetçi yalnızca kendi partisine değil, toplumun tamamına kötülük ediyor.
Bu ülke, yapanın yanına kâr kaldığı; makamı kapanın elinde tuttuğu bir düzeni hak etmiyor. Yeni iktidar kim olursa olsun, UBP de CTP de… İlk işlerden biri bu düzenin tekrarını önleyecek yasal adımları atmak olmalı. Bu ülke artık partizanlıktan daha fazla çekmemeli. Hangi çağdayız?
Birçok genç, bu düzen yüzünden ülkesinden göç ediyor ve geri dönmüyor. Çok iyi eğitim alan, bilgi ve birikimiyle ülkeye katkı sunabilecek gençler burada fırsat bulamıyor; emeklerinin karşılığını ve liyakatlerinin değerini göremiyor.
Gençlere umut vermek, onları yalnızca ülkede kalmaya çağırmakla olmaz. Önlerini açacak, hak ettikleri imkânları sunacak adil bir düzen kurmak gerekir. Siyaset bugün gençlere en ufak bir umut vermiyor. Bu yüzden birçok genç göç ediyor ve geri dönmüyor
Çok iyi eğitim alan, bilgi ve birikimiyle ülkeye katkı sunabilecek gençler burada fırsat bulamıyor; emeklerinin karşılığını alamıyor. Gençleri ülkede tutmanın yolu nasihat vermek değil, liyakatin karşılık bulduğu ve önlerinin açıldığı adil bir düzen kurmaktır. Bu tabloda nasıl?






























































































































































































