AB heyetleri Türkiye’de değil Avrupa’da teftişe gitmeli!
09/02/2016
Ozan Ceyhun
AB'nin Genişlemeden sorumlu komiseri Johannes Hahn Suriye'de Rus savaş uçakları tarafından bombalandıkları ve diktatör Esad'ın ordusu tarafından katledildikleri için Halep'ten kaçmak zorunda kalan binlerce Suriyeli'ye yönelik olarak “Bu mültecilerin Türkiye'ye alınması gerekir çünkü Cenevre sözleşmesi hâlâ geçerli. Şimdi bu mültecilerin bir an önce Türkiye'ye alınmasını bekliyoruz.” dedi. Johannes Hahn samimiyetine inandığımız ve bu nedenle Türkiye'de gerçekten sempati ile izlenen az sayıdaki Avrupalı politikacılardan biri. Merak etmesin Türkiye üzerine düşeni fazlası ile yapmakta ve sorumluluklarının tümünü yerine getirmekte.
Öncüpınar Sınır Kapısı'na ilk olarak evlerini terk eden 10 bin civarında insan geldikten sonra 48 saat içinde sayı 35.000 sığınmacı oldu. Rus savaş uçaklarının sivillere yönelik hava saldırılarının devam etmesi nedeniyle en az 70 bin insanının daha sınıra doğru kaçmakta olduğu biliniyor.
Türkiye bu insanların kendi ülkelerinde kalabilmeleri için onlara orada çadırlar kurarak ve tüm ihtiyaçlarını karşılayarak elinden geleni yapmakta.
AB Türkiye'ye vaat ettiği 3 milyar avroluk yardımı Dışişleri Bakanları nezdinde onayladı. Şimdi konseyin ve AP'nin onayında sıra.
Avrupalı dostlarımız alınmasınlar ama Türkiye'de yaşamakta olan insanlar son aylarda 3 milyar avro üzerine konuşulanları tebessümle izlemekte. Koskoca AB bir yandan sığınmacıları sınırlarından içeri sokmamak için uğraşırken Türkiye çoktan 2,5 milyonun üzerinde sığınmacıya kucak açtı.
AB içinde 3 milyar avro üzerine AB'ye yakışmayan tartışmalar yapılırken Türkiye 20 milyar dolardan daha fazla parayı sığınmacılar için çoktan harcamış durumda.
AB içinde bazıları “acaba Türkiye sığınmacılara iyi koşullar sunabilecek durumda mı?” tarzı densiz sorular sorarken Türkiye'de hem sığınmacı kamplarında hem de Türkiye'nin neredeyse tüm kentlerinde yüzbinlerce Suriyeli sığınmacı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile neredeyse aynı koşullarda insanca yaşamlarını sürdürmekteler.
Türkiye zengin bir ülke değil. Ancak Türkiye bazı AB üyesi ülkelerin yaptığı gibi sığınmacıların paralarına, takılarına ve özel eşyalarına el koymak gibi aslında tüm AB değerleri adına utanç verici uygulamalar yapmadı.
Bazı AB üyesi ülkeler sığınmacıları kabul ederken “hristiyan” ve “müslüman” ayrımı yaparken Türkiye sığınmacılar arasında hiç bir ayrım yapmanan hepsine sahip çıktı.
Türkiye zengin bir ülke değil. Türkiye'nin vatandaşları bolluk içinde yüzmüyorlar. Ancak AB ülkeleri içinde en zengin olanlarda bile ülkelerin vatandaşları “köyümüzde, kasabamızda ve kentimizde sığınmacı istemiyoruz” diye kıyameti koparırken Türkiye insanı sığınmacılarla çorbasını, ekmeğini, suyunu ve gerektiğinde evini gönüllü paylaştı.
“Demokrasinin beşiği” olmakla böbürlenen bir çok AB ülkesinde sığınmacı yurtları yanarken, sığınmacılar saldırıya uğrarken, sığınmacılar müslüman olduğu için camiler saldırılara hedef olurken Türkiye'de tek bir sığınmacı yurdu saldırıya uğramadı. “Sığınmacı olduğu” gerekçesi ile tek bir Suriyeli sığınmacıya saldırılmadı. Tam tersine bazı AB ülkelerinde sığınmacılar can güvenliği nedeniyle titrerken Türkiye'de güven içinde uyuyabilmekteler.
AB ülkelerinde sığınmacılar ülkelerine kabul edildiği için seçmenler “ırkçı ve kafatasçı” partilere yönelirken ve “ırkçılar” her geçen gün daha fazla güçlenirken, Türkiye'de vatandaşlar sığınmacılara sahip çıkan hükümete ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a tam desteklerini sundular.
Türkiye bir yandan Suriye'de insanların ülkelerini terk etmelerine neden olan koşulların ortadan kalkması için elinden geleni yaparken diğer yandan çaresiz insanlara “onlar bizim kardeşimizdir” diyerek sahip çıktı.
AB ve AB üyesi ülkeler ise hem Suriye'de olan bitene kayıtsız kalıp hem de kayıtsız kaldıkları için azan diktatör Esad'ın zulmünden kaçanlara sınırlarını kapadılar!
İşte bu nedenle Avrupa Parlamentosu heyetlerinin Türkiye'de daha neyi incelediklerini çok merak etmekteyim. Benim de eskiden üyesi olduğum Avrupa Parlamentosu'nun İçişleri ve Bütçe komisyonlarından iki heyet gene Türkiye'deler. Hoş geldiler! Biz misafirperver insanlarız ve her zaman misafirlerimizin başımızın üstünde yeri var. Ancak eğer sevgili milletvekili arkadaşlarım gerçekten sığınmacılar için yola çıktı iseler yanlış ülkedeler!
Sığınmacıların yaşam koşullarını düzeltmek istiyorlarsa bunu Türkiye'de değil Yunanistan'da, Macaristan'da, Bulgaristan'da, Çek Cumhuriyeti'nde ve daha nice AB ülkesinde yapmaları gerekir eğer amaçları gerçekten sığınmacılara iyi koşullar sunmaksa!
Sevgili milletvekilleri Sylvie Guillaume, Peter Niedermüller, Nathalie Griesbeck, József Nagy, Tanja Fajon, Frank Engel, Anna Maria Corazzo-Bildt, Jean Arthuis, José Manuel Fernandes, Paul Rübig, Inese Vaidere, Jens Geier, Jean-Paul Denanot, Anders Vistisen, Anneli Jaattenmaki, Younous Omarjee, Ernest Maragall ve Marco Zanni aslında Türkiye konusunda ilk önce Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile sohbet etmeliydiler. Daha düne kadar Türkiye konusunda en temkinli olanların başında gelen Şansölye Merkel sığınmacılar söz konusu olduğunda Türkiye'yi övmekte olan AB liderlerinin başında gelmekte.
Almanya Şansölyesi Angela Merkel kendi siyasi kaderinin Suriyeli sığınmacılar konusu ile direk bağlantılı olduğunu çoktan fark ettiğinden Türkiye söz konusu olduğunda geçmişe göre çok özen göstermekte.
Bu hafta başında yine Ankara'ya gelen Angela Merkel temaslarında “acaba Türkiye'ye yardım edebilir miyiz” sorusuna cevap aramadı. “Türkiye ile işbirliğini nasıl daha iyi organize ederiz” sorusu onun ilgilendirmekte.
Evet, AB ve özellikle AP Türkiye-Almanya İşbirliği'nden ders almalı.
Türkiye'ye heyetler yollayıp “3 milyar verelim mi, vermeyelim mi” sorusu ile uğraşanlar aslında AB'yi gülünç duruma düşürmekteler. Eğer dertleri “Türkiye karşıtlığı” ise lafımız yok. Alışkınız. Bize “gölge etmesinler” yeter.
Ancak amaçları “bir an önce sığınmacılara destek” olmak ise Angela Merkel'den öğrenecekleri çok şey var.
Göreceğiz!
- İşte demokrasi böyle savunulur
- Türkiye adım, adım ilerlemesini sürdürüyor
- AB, bir hristiyanlar klübü olmadığını göstermeli
- İngiltere’yi kaybettiniz, Türkiye’yi kazanın
- PKK ile flört eden DAEŞ saldırılarını engelleyemez
- PKK ve PYD, DAEŞ’e karşı savaşmıyor!
- Türkiye değil AB kaybeder!
- Türkleri ve Ermenileri rahat bırakın, kendi sorunlarınızı çözün
- AB, Türkiye’yi karalamak yerine anlamaya çalışmalı
- Terörle mücadele vize için pazarlık konusu olamaz
- TÜM YAZILARI için tıklayınız













































































































































